LİDERLER arasındaki söz düellosu giderek düşünce açıklama

ve toplumu kendi düşünceleri etrafında toplama arayışından uzaklaşarak kavgaya

dönüşüyor. Bu arada kavga sırasında söylenen sözlerin hakaret içerip içermediği

de ayrı bir konu. Özellikle başkanlık sistemi tartışmalarında Cumhurbaşkanı

Erdoğan a yönelik başta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere Meclis te

temsil edilen parti genel başkanlarının üslubunun kuralsızlık şeklini aldığını

söylemek yanlış olmaz. Liderler arasındaki kavgacı üslubu savunan, arka çıkan

medya organları da devreye girince sanırsınız ki ülkenin tüm sorunları bitti

karşılıklı kavga ile eğleniliyor. Hâlbuki ülkenin çözüm bekleyen pek çok sorunu

var. Bu arada liderlerin kendilerini yargının yerine de koyarak söylenenlerin

suç oluşturup oluşturmadığına karar vermeleri ise ülkemizde sistemde bir

tıkanıklığın ve çıkmazın yaşandığını gösteriyor. Liderlerin birbirlerine nasıl

hitap ettiklerini burada tekrarlayacak değilim. Çünkü tartışmanın seviyesi

giderek düşüyor. Endişem o ki, liderlerin bu tavrı toplumun siyasetten ümidini

kesmesine yol açacak. Geçmişte benzer durumu çokça yaşamış, her seferinde

kendilerini sistemi korumakla görevli(!) sayan bir takım çevreler devreye

girmişti. Bugün gelinen noktada bu ihtimal oldukça zayıf olmakla birlikte bu

defa toplumun tepkisi sandığı boykota dönüşebilir. Çünkü kendisini yönetmeye

talip olan siyaset erbabının birbirlerine karşı üslubunun mahalle

kabadayılarını andırır bir noktaya inmesi ister istemez toplumda, Benim

sorunlarıma bunlar mı çare bulacak sorusunu akla getirebilir. Dileğim bu

noktaya gelinmemesi, bunun için de siyasilerin artık, Diktatör dedim tık yok.

Bozuntu dedim bozuldu yollu açıklamalardan vazgeçmelidir. Hemen belirteyim ki,

bu cümleyi örnek almam sadece Kılıçdaroğlu nun üslubunu eleştirdiğim anlamına

gelmiyor. En son söz bu olduğu için aktardım.

Esas üzerinde durmak istediğim husus ise, liderler

arasındaki laf yarışında seviyenin giderek düştüğü bir noktada Anayasa Uzlaşma

Komisyonu nun AK Parti, CHP ve MHP li üyelerinin isimleri medyada yer aldı.

Komisyona seçilen üyelerin parti yönetimlerinden bağımsız, içlerinden geldiği

gibi davranacaklarını söylemek siyaseten doğru olmayacağına göre, liderleri her

gün birbirlerine ağır sözlerle hamle yapan komisyon üyeleri yeni anayasanın

hazırlanması hususunda nasıl uzlaşmaya varabilirler

Siyasi havaya bakınca bu dönemde de partiler arası

uzlaşma ile yeni bir anayasa yapılamayacağını söylemek mümkün ama partiler

arası uzlaşma olmadan da bazı desteklerle yeni anayasanın Meclis ten geçerek

halkoyuna sunulması mümkün olduğu için karamsar bir tablo çizmek istemiyorum.

Bunun için uzlaşmanın öncelikli olarak liderler arasında sağlanması gerekiyor.

En azından üslubun yumuşatılması, liderlerin meydan kavgası verenler gibi

seslerini her seferinde biraz daha yükseltmekten vazgeçmeleri gerekiyor. Bu

arada özellikle de parti liderlerinin kendilerini partilerinin üzerinde tek

otorite, bu güce dayanarak yargının yerine koyma alışkanlığını terk etmeleri

önem kazanıyor. Öğretim üyelerinin imzalayıp yayınladığı bildiri terörün hızla

tırmandığı bir ortamda teröre destek anlamına gelebileceği için doğru değildi.

Başından beri bu tavra karşı olanlardan biriyim. Ama bir kısım medya ve bazı

siyasiler olayla ilgili yargı daha harekete geçmeden imza atanlarla ilgili

hükmü verdi ve infaz ettiler. O zaman yargıya ne gerek var Demek istediğim

doğruda buluşmak yerine siyasiler yanlışta yarışır, kavgada sesi en fazla

çıkanın millet nazarında pirim yapacağı gibi bir anlayış söz konusu olursa, çok

geçmeden toplumun siyasete ve siyasilere güveni azalır. Bu ise siyasilerin

bindikleri dalı kesmesi anlamına gelir.