"Dün dündür, bugün bugündür", "Benzin vardı da biz mi içtik", "Demokrasilerde çare tükenmez", "Yollar yürümekle aşınmaz" gibi Türk siyasi tarihine damga vuran deyişlerin sahibi, demagoji ustası, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, önceki akşam Abbas Güçlü ile Genç Bakış programının konuğu oldu. Başkent Üniversitesi nde öğrencilerin tıklım tıklım doldurduğu konferans salonunda düzenlenen programda Demirel, her zaman olduğu gibi nereye çekseniz lastik gibi uzayacak cümleleriyle, dinleyicilere kahkahalar attıran değerlendirmeleriyle siyasetin gidişatını kendince yorumladı.
Süleyman Demirel, Türk siyasi hayatının 40 yılında etkin bir şekilde bulunmuş bir isim Darbeler, muhtıralar O nu siyasetin dışına atamadı Koltuk ve siyaset hırsı gözlerini öylesine bürümüştü ki, Cumhurbaşkanlığı nın görev süresinin uzatılması için tüm gücünü devreye sokmuş, fakat meclis ince bir ayak oyunuyla bu sevdasına son noktayı koyuvermişti Siyasetten zorla tekaüte ayrılan Demirel, bugünlerde Güniz Sokak ta hala birilerinin kendisine "Baba gel bizi kurtar" şeklinde yakarmalarını ve siyaset arenasına atılabileceği zorlama bir mecrayı bekliyor. Demirel in son dönemdeki siyasi çıkışları ve "Bir bilen" olarak yaptığı konuşmalar, ahir ömründe bile hala koltuk beklentisi içinde olduğunun en büyük işareti. Başkent Üniversitesi öğrencileri, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi anlamda Demirel e bir çok soru yönelttiler Laf cambazı ve yuvarlak cümleler üstadı Demirel, öğrencilerin sorularına nev-i şahsına münhasır üslubuyla cevaplar yetiştirdi
Programın hemen başında bir kız öğrenci, Demirel e 12 Eylül darbesiyle ilgili ilginç bir soru yöneltti Soru mealen şöyleydi: "12 Eylül darbesi sırasında eşiniz Nazmiye Hanım ın buna karşı çıktığı ve "Neden askerlere müdahele etmiyorsun. Bu askerleri yargılamıyorsun" dediği ifade ediliyor Sizin darbe ile ilgili görüşleriniz nelerdir " . Süleyman Demirel bu soruya, "12 Eylül ün üzerinden 25 sene geçti Toplumsal olayları kendi dönemleri içinde değerlendirmek gerekir 12 Eylül de asker devlete el koymuş El konulan devlet, sadece Süleyman Demirel in devleti değil Sizin, bizim, hepimizin devleti Ben, gözümü karartıp, Don Kişot ça bir tavır sergileyemezdim Benim siyasetçi olarak görevim, ülkenin demokratik düzeninin yeniden sağlanması için üzerime düşenleri yapmaktır Bizim sorgulamamız gereken konu, seçerek meclise gönderdiğimiz insanların temsil gücünün neden azaltıldığı olmalıdır Siyasetin gücünün neden azaltıldığı olmalıdır" şeklinde cevap verdi. Bu cevaptaki, "Benim görevim ülkenin demokratik düzeninin sağlanması için çalışmak olmalıdır" beyanatının altını özellikle çizmek ve demagog Demirel e bununla bağlantılı bir soru sormak istiyoruz
Bildiğiniz gibi 28 Şubat 1997 yılında, demokrasi dışı güçler, medya baskısıyla, akla hayale gelmeyen Ali Cengiz oyunlarıyla ülkenin en başarılı hükümetini alaşağı ettiler. Bu tarihte yeni bir hükümetin kurulma çalışmalarını başlatacak ismi seçecek olan Cumhurbaşkanı Demirel di Peki, demokratik teamülleri izlemesi gereken, ülkenin siyasi istikrarından sorumlu Demirel ne yaptı Meclisin sayısal olarak ikinci partisi konumundaki DYP ye görev vermek yerine, önce hiçbir siyasal gücü olmayan Yalım Erez i devreye sokarak "ara hükümet" formülünü işletmeye kalkıştı Daha sonra, meclisin üçüncü partisi konumundaki ANAP a ve Mesut Yılmaz a hükümet kurma görevini verdi
Demokrasiyi korumak, seçilmişlerin gücünü azaltmamak, siyasal istikrarı sağlamak Laf cambazlığı yapmak, içi boş nutuklar atmak kolay 28 Şubat sürecinde, demokrasi paspas edilirken, demokrasi dışı güçler meclisteki seçilmişlerin gücünü tırpanlarken bu hassasiyetiniz neredeydi