Halbuki sen onların içinde iken ALLAH Teâlâ, onlara azap

edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de ALLAH onlara azap edici

değildir. 1 

Bu konuda Ebu Musa (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber

(S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdular:

  ALLAH Teâlâ bu

ayet-i kerime ile, ümmetim için bana iki emân indirdi.

1- Sen aralarında olduğun müddetçe ALLAH onlara umumî bir

azab vermeyecektir.

2- Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, ALLAH onlara

azab vermeyecektir.

Ben aralarından ayrıldım mı ALLAH Teâlâ nın azabını

önleyici, ikinci eman olan istiğfarı kıyamete kadar aralarında bırakıyorum. 2

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, ahirete teşrif edince

birinci güvence elden gitmiş oldu. Geriye iman ve tevbe kaldı, buna sarılanlar

kurtulur; inkârlarında ısrar edenler ise âhirette cehenneme girerek ceza

göreceklerdir. Bu felaket asrında biz Müslümanlara düşen görev sürekli tevbe ve

istiğfara devam etmektir.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizi sevmek

ALLAH Teâlâ yı ve O nun resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)

Efendimizi sevmek: Kâmil imanın bir işareti olarak kabul edilmiştir.

Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre:

  Üç şey vardır ki;

bunlar kimde bulunursa o şahıs imanın tadını tadar: ALLAH Teâlâ ve Resûlünü

herkesten ve her şeyden fazla sevmek, sevdiğini ALLAH Teâlâ için sevmek, ALLAH

Teâlâ kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi,

ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek. 3  buyuran Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu

sevgiyi gönlünde taşıyanların imanın tadını alacaklarını müjdelemektedir.

Yine sevginin önemini vurgulayan Hz. Peygamber (S.A.V.)

Efendimiz, Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre:

  Sizden birinize

ben ana-babasından, aile ve çocuklarından ve diğer bütün insanlardan daha

sevgili olmadıkça, o kişi bana ve tebliğ ettiğim İslâm dini ne tam anlamıyla

iman etmemiştir. 4  buyurmuştur.

Abdullah b. Hişâm (R.A.) şöyle demiştir: Biz Hz.

Peygamber (S.A.V.) efendimizin beraberinde bulunuyorduk. Hz. Peygamber (S.A.V.)

Efendimiz  Ömer b. Hattâb ın elinden

tutmuş hâldeydi. Hz. Ömer (R.A.) O na:

- Yâ Resûlellah! Sen bana muhakkak ki, nefsimden yani

canımdan başka her şeyden daha sevimlisin! dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.)

efendimiz de O na:

  Hayır! Öyle

söyleme. Nefsim kudret elinde bulunan ALLAH Teâlâ ya yemin ederim ki, ben sana

hayatından daha sevimli olmadıkça, imanın ke¬mâle ermez. buyurdu. Bunun

üzerine Hz. Ömer (R.A.)  de O na:

- Şu anda ALLAH Teâlâ ya yemin ederim ki, Sen bana

muhakkak nef¬simden de daha sevimlisin, dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

İşte şimdi oldu yâ Ömer, imanın kemâle erdi. 5

buyurdu. 

Görüldüğü gibi sevgide öncelik sırası ve en geçerli olanı

ALLAH Teâlâ ve O nun resûlüne karşı beslenen sevgidir.

Kur an-ı Kerîm de ALLAH Teâlâ yı sevmenin ön şartı olarak

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize tabi olunması gerektiği bildirilmiştir:

  Resûlüm ya

Muhammed! De ki: Eğer ALLAH Teâlâ yı kemâl-i hulus ile seviyorsanız, bana

ittiba ediniz, uyunuz ki ALLAH Teâlâ da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret

etsin bağışlasın. ALLAH Teâlâ kullarını çok mağfiret edici ve çok merhamet

edicidir. 6 

Bütün bunlar gösteriyor ki: ALLAH Teâlâ yı seven ve ALLAH

Teâlâ tarafından da sevilen ve günahları mağfiret olunmuş bir kul olabilmek

için: Şahsî hayatımızda, iş hayatımızda ve ev hayatımızda Resûlullah (S.A.V.)

Efendimize ittiba etmek, O nu sevmek ve O na itaat etmek şarttır.

Binaenaleyh ALLAH Teâlâ nın sevgisini iddia edip te Hz.

Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sünnetine muhalefette bulunan kimse, bu

iddiasında samimi değildir.

1- Enfal sûresi:32-33

2- Tirmizî, Tefsîrul-Kur ân:8, No:3082, 5/270

3- Buhârî, İman:8, No:16, 1/14; Müslim, İman:67; Tirmizî,

İman:10; Nesâî, İman3

4- Buhârî, İman:7, No:15, 1/14

5- Buhari; Eyman:2, No:6257, 6/2445

6- Âl-i İmran Sûresi:31