Kutlu Doğum Fetö icadı mı?
Türkiye Gazetesi hâlâ bu anma törenlerinin neden yapılmaya devam ettiğini manşetine taşıdı.
Ben öyle düşünmüyorum.
Fetö denilen örgüt henüz örgüt olmazdan evvel bir cemaatti ve din eksenli faaliyetleriyle temayüz etmişti.
Dolayısıyla bütün dini ritüelleri kendi üsluplarınca uygulama tarzları vardı.
Bir dini uygulamayı hemen törenleştirme bu yapının en belirgin tarafıydı aslında.
Namaz tesbihatından kurban ve oruç ibadetlerini âdet, hizmet, ibadet üçgeni içerisinde gerçekleştirdiklerini bilmeyen yoktur herhalde.
Kendi sinsi emelleri için bile olsa Anadolu’dan büyük şehirlere okumak için gelmiş gençlerin barınma ve yönlendirilme işlerini fedakârca yapmışlardır.
Şimdi Fetöcüler yaptı diye bu çok büyük önem arz eden taşradan gelen öğrencilerin barınma ve eğitimlerine katkıda bulunma işini askıya mı alacağız yani?
İçinde Fetöcülerin bulunduğu her şeyi mahzurlu addettiğimizde dini ve ahlaki uygulama alanlarımızın büyük bir kısmında daraltma yapmamız gerekecek.
Hâlbuki sorun yapılan şeyde değil yapılma biçimindedir.
Eleştirilmesi gereken bozuk bir niyetin gizli ve sinsi bir hedefi gerçekleştirmede kutsal ve bizden olan kavramları kullanmasıdır.
Kargo şirketine ad oldu diye “ihlâs” kelimesini kullanmamak, birileri sömürü aracı olarak kullandı diye “hizmet” kelimesini lügatlerden çıkarmak işgalcinin ve suiistimalcinin talanına boyun eğmektir.
Sorun ne “hizmet” kelimesindedir ne de “ihlas” sözcüğünde; asıl sorun bu kavramların ipinin yanlış yerlere bağlanması karşısında hiç tepki göstermemiş olmaktır.
Kafanızı kaldırın bir bakın, hâlâ bu tür kavramları menfaatleri icabı yanlış yerlere izafe edenler var.
Benim “Kutlu Doğum” gibi anma günlerinde itiraz ettiğim şey başka.
Neden her şey törenleşiyor bunu hazmedemiyorum.
Bir şey törenleştiğinde bir tür kendine yaşam alanı bulmaktan uzaklaştırılmış oluyor.
Tören başlama çizgisi ile bitiş çizgisi arasında kurgulanmış bir dünyanın sunumundan ibarettir.
Yine eğer bir şey törenleştirilmişse onun hayata konu olabilecek yerleri kalmamış demektir.
Peygamberimiz törenleştirilmemelidir, hayatımızdaki yeri, yürüyüşümüzdeki izi kuvvetlendirilmelidir.
Sözgelimi peygamberimizin adaletinden bahsetmek, adaleti sözden fiile çıkarmamanın mazereti haline gelebilir.
‘Nasıl olsa değindik, üzerimizdeki sorumluluk kalkmış oldu’ diyerek avunmak pratiği ıskalamaktan başka bir şey değildir. Bilakis değinildiği an değinilen şeyin değinildiği şekilde yaşanması daha bir zorunlu hale gelir.
İlahi ve mevlit okumak, gül ya da gülsuyu dağıtmak, hadis okuyup vaaz vermek peygamberimizin anlaşılması ve onun sünnetinin yaşanması için yeterli değildir.
Senede bir kez “kutlu doğum” etkinliği yapmak “sıra sağma” katarına dâhil olmayı normal hale getirir.
Kutlanan bir gün kutlanmayan diğer günlerin gerekçesi haline gelir adeta.
Özellikle okullarımızda peygamberimizin ahlakından, adaletinden, şefkat, merhamet ve sabrından bahsetmek yerine bu çok önemli umdeleri birebir ilişkilerde yaşatmak, hayata dönük yüzünü öğrencilere göstermek olması gerekendir.
Sevgili dostlar, Kutlu Doğum zaten kutludur, biz ne denli bu doğumun rahmet ve bereketinden feyizlendik, asıl ona bakalım.
Fetö cereyanına kapılanlar lafını etmek yerine peygamberin ahlak ve düsturlarını hayatlarına geçirmek için emek vermiş olsalardı, bugün toplumumuzun habis bir uru haline gelmeyeceklerdi.