"Kıta: Eğer dost ister isen Allah yeter / Musahib ister isen Kur an yeter / Mal ister isen kanaat yeter / Nasihat ister isen ölüm yeter / Şugul ister isen ibadet yeter / Devlet ister isen iman yeter"
İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin Cönkü nden
Günlerdir tartışılan, üzerinde kafa yorulan, etrafında dönülen sorunların tamamı bilinçli bir şekilde yüzeysel olarak yapılmakta. İnsanlar bir kısır döngüde dönendirilip durulmakta.
Kürt halkı Müslüman dır, bu millettin bir parçasıdır. Hemen hepsinde, çok küçük bir kesim dışında ruhunda ve kalbinde iman cevheri bulunmakta. Bu insanlar batıdaki kardeşlerinden iman bakımından farklı değildir. Sorun, ekonomik de değildir. Ekonomik çöküntü, doğuda ne ise batıda da ayındır. En batıdaki kentlerden, İzmir ya da Edirne nin kenar mahallerinde yaşayanlar ile Diyarbakır ın kenar mahallelerinde yaşayanlar arasında bir fark yok. İşsizlik, sefalet ve açlık Türkiye nin tamamına yayılmış durumda. Bu milletin ruhunda kanaat diye bir edim bulunmakta. En küçük bir yaklaşım, hoşluk oluşturur ve insanı yaklaştırır.
İnsanlarımız arasında uçurum büyütmenin, birbirine düşman etmenin, kin oluşturmanın hiç kimseye bir yararı olmaz.
Türkiye, sadece bu zamanda değil geçmiş zamanda da benzer acılar yaşadı. Sağ sol çatışmalarda ölen binlerce, toprağa gömülen genç enerji geri getirilemiyor. Giden gitti, geriye acılar bıraktı. Dün birbiriyle savaşan birbirini öldürenler aynı düzlemde bulunuyorlar.
Oynanan büyük oyuna gelmeden, küçük hedeflere yönelmeden, oyunu çözmek gerek. BOP un arkasında ne var, sonuçlar nereye varacak buna bakılmalı.
Pazar günü bir kanalda Elâzığ ın Palu ilçesi tanıtılıyordu. İlçedeki Ulu Camii nin yıkıntılarını izlerken hüznüm bin kat arttı. İslâmi duyarlık bakımından Palu o yörenin en duyarlıklı beldelerinden. Bölgem olduğu için biliyorum. Fakat bugün, söz konusu olaylardan ötürü diğer tarafa itilmekte, itiliyor.
Van daki Akdamar kilisesini onarılırken, kimilerince turistik amaçlı, kimilerince dinler arası hoşgörü amaçlı, kimilerince Avrupa da Müslümanlar nasıl cami yapıyorlar, mülk alıyorlarsa burada da böyle tarihi bir yapının inşasında sakınca olmadığı düşüncesi vardı. Bunun üzerinden çok geçmeden "Stratejik ortağımız", "Müttefikimiz" tarafından "Ermeni tasarısı" geçiverdi. Bu tasarının geçip geçmemesi o kadar önemli değil. Asıl niyeti ortaya koyuyor. Bu, gelecek tasarısıdır ve niyetidir. Yedi üye oyunu geri çekmiş, çeksin, bu sonucu ve niyeti değiştirmez. Buna bakmak gerek. Çünkü, bundan sonrası daha önemlidir. Bu, Abede nin asıl niyetini, yüzünü, hedefini ortaya koymuştur. Gelecekteki planını göstermişti. Güney sorunu, Kürt sorununun ötesinde bir durum var burada.
Saddam, Abede nin en ideal ortaklarındandı. İngilizlerin oraya yerleştirdiği bir aile krallığı idi. Saddam ın ne gücü vardı ki, bir çırpıda alt edildi. Sevgili Kürtler, Saddam örneğini gözlerinin önünde elbette bulunduracaklar. Bunu zaman gösterecek. Abede, tetikçilerini çıkarları uğruna bir yere kadar kullanır. Başka çıkarlar, ruh ortaklıkları söz konusu olunca, ne stratejik ortaklık, ne müttefiklik söker.
Kürt milliyetçiliği adı altında Kürt halkı da sekülerleştiriliyor. Oysa Kürt halkı bundan yirmi beş otuz sene öncesine kadar geleneklerine ve inançlarına bağlı idi. Medrese geleneğinin çok kuvvetli, tasavvufi hayatın çok yoğun yaşandığı bu bölgenin üzerinden emperyalizmin borası geçti. Fakat, asıl ruh kökleri karşılığını bulunca yapaylıklar bir anda silinip gidiyor.
Kürtlere, yeni bir din, yeni bir hayat, yeni bir bakış açısı sunuluyor. Kürt halkı da İslâm milleti ruhu ve bilinci içinde kişilik sahibidir.
Bölgede asıl sorun Abede emperyalizmidir. Onun çıkarlarıdır. Onun ruh birliktelikleridir. 1940 lı yıllarda İsrail diye bir devlet var mıydı Bu, bir şaka değildir. Akdamar kilisesinden Güneye ve Abede ye bakmak gerek.
Küçük hesaplar bir yere kadardır. Büyük hedefler ve büyük ideallerle yaşanır. Durum o kadar da basit değildir.