Hikâye ve romanların konuları gerçekliğe dayansa da dayanmasa da kurmaca vardır. Hayatta bir bakıma kurmaca gibidir. Ancak hayat bir göz kırkımı gibidir. Bir de bakmışsınız ki göz açıp kapayıncaya kadar ömür bitmiş. Geride sadece tartışmasız bir gerçek kalmış; o da ölüm. Ölümle yüzleşmek hayatın bir gerçeğidir. Ölümle karşı karşıya gelene kadar insanın hayatı debdebe içinde geçmiş ise acıları yaşar. Acılar insanı olgunlaştırır. İnsan haliyle acı günler yerine tatlı günleri yaşamak ister. Ama insan bu şaşar beşer. Yanlış yollara sapar hata üzerine hata yapar. Bu nedenle iyi bir yaşam için sağlam bir aile temeli olmalıdır. Ailenin sağlam ve güçlü olabilmesi de insanın eğitimine, hayata bakışına, felsefesine bağlıdır. Necip Fazıl’ın dediği gibi; oluklar çift birinden nur birinden kir akar.

Kendi hayatında ahlak, şeref, erdem gibi hasletler yerine materyalist ve ahlaksız bir hayatı tercih edenlerin sağlam olabilmesi ve kalabilmesi mümkün değildir.

Ülkenin gündemini malum bir süre ‘milli içki’ meşgul etti. Ayrana karşı alkol tercihini öne çıkardı malum medya ve bu alanda yorumlarda bulundular. Sadece basın değil bu alana meyilli olanlar da alkolü savundular. Haliyle de savunacaklardır. Alkol alanlara göre sığınaklardan biri bu alandır. Ancak sigara yasağını destekleyenler her nedense sıra alkole geldiğinde sesleri bir başka çıkıyor.

Alkol sağlığa zararlı değil mi yoksa

Bu zatlara göre belki de değildir!

Bu kadar desteklediklerine göre. Bu zıkkım şişede durduğu gibi durmuyor ki içeni sapıttırıyor. Aklı baştan alıyor. Malum sarhoş yapıyor insanı. Sonra da birçok problemler meydana geliyor. Hz. Muhammed Efendimiz (SAV) “İçki bütün kötülüklerin anasıdır”  buyuruyor.

Bütün kötülüklerin menşeinde ısrarcı olmanın bir anlamı yoktur!

İnsan hayatının güzellikler içinde geçmesini ister. Bunun için çaba içinde de olur. Ancak önemli olan doğru yolda olmaktır. Alkole karşı çıkanlar İslami bir hayatı yaşadıklarına inanılan kimseleri suçladıkları oluyor. Ülkenin bu hale gelmesinde siyasi olarak da iş başındakileri örnek gösteriyorlar. Birincisi Müslüman olmak başka mümin olmak başkadır. Hedef alınan kitle de hedef alan kitle de (istisnalar bir yana) netice de Müslümandır.

Siyasi mevzulara girmiyorum. Her dönemde olduğu gibi günümüzde de birçok aksaklıklar, hatalar, yanlışlıklar, haksızlıklar vardır. Hangi dönem, hangi devir olursa olsun Hak rızasının olmadığı insan haklarının ihlal edildiği bir gerçektir. Onu bunu savunmanın bir anlamı yoktur. Haksız her yerde haksızdır. Önemli olan Allah rızası ölçüsüne göre bir hayat sürmektir. O yolda olmaktır. Haksızlıklara da karşı çıkmaktır, zulümlere direnmektir. İyi politika yapamayanlar (meclisteki muhalif partiler) neticede ‘Ilımlı İslamcı’ olarak görülen bu hükümeti büyüttükçe büyütüyorlar. Hatayı biraz da kendimizde aramalıyız. Suçlamalar bir mesnede dayanmalı ve mantıklı olunmalıdır. Sağlam güçlü bir aile ve acılar dedik…

Bazı insanlar kendi acılarına yabancılaşarak dayanır ve ayakta durur. Acıları dönüştürür ve hiç tahmin edilemeyecek hallere sokar. Her insanın acısı bir başkadır. Bu nedenle insanları anlamak da zordur. Düşündüğümüz, öyle sandığımız gerçekler çok farklı olabilir. Sandığınız gerçekler aslında hiç de öyle olmayabilir. İnsan yanılsamaya kapılır. Hayatı muhtemelen öyle de görür. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Gerek insan hayatı ve gerekse gerçek diye bildiğimiz, bize öğretilen ne varsa aslında hiç de öyle değildir. Bunu hissetmek ve görmek gerekir. İnsan hayatı da başta söz ettiğimiz gibi bir kurmaca gibidir. Edebi metin bağlamında yazarlar, bazı temel sorunları derinlemesine çözümlerken, bilinenlerin geçerliğinin sorgulanmasına ve yeni bakış açılarının neler olabileceğine ilişkin üretici düşüncelere de yol açabilir. Kurmaca okurun içinde yaşamasını sağlayacak, düşünecek biçimde sahici, inandırıcı, tastamam bir iç tutarlığa sahip olmasıdır, amaçlanan hemen hep budur. Hayatta birebir benzeşmese de böyle değil mi Birileri topluma kendi düşünceleri ekseninde kurmaca içine giriyor. Farkında olsak da olmasak da yerine göre bir girdabın içine çekiliyoruz.