Bir kimse kurbanı kendi kesebileceği gibi ehil olan birisine vekalet vermek suretiyle de kestirebilir ve kendisi de orada ise hazır bulunur. Ancak kendisinin kesmesi daha faziletlidir.
Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin de kurbanını kesmek için vekâlet verdiği bilinmektedir.
Kurbanlarını bulundukları yerin dışında kestirmek isteyenler, bir tanıdıklarına vekâlet vermek suretiyle kestirebilirler. Kurbanları, müslüman olan erkek ve kadınlar keser. Her ne kadar ehl-i kitabın usûlüne göre kestikleri helâl ise de, kurban, bir olduğundan onu imkân varsa müslümanın kesmesi daha uygun olur. Kurbanı kestirme konusundaki izin bizzat ifade edileceği gibi, izne delalet eden söz, fiil ve davranışlarda izin sayılır.
Mesela bir Müslüman kurbanlık satın alsa kurban bayramı günü hayvanı yatırıp ayaklarını bağlasa onun emri olmadan bir başkası gelip hayvanı boğazlasa bu kurban için yeterlidir. Başka bir hayvan kesmek gerekmez. İki Müslüman yanılarak birbirlerinin kurbanlarını kendi adlarına kesmiş olsalar vacibi yerine getirmiş olurlar ve kestiklerini değişmek suretiyle kendi hayvanlarını alırlar. Eğer böyle bir durumu etler yenildikten sonra farkederlerse helalleşirler. Aralarında anlaşmazlık çıkarsa birbirlerine kurbanlıkların değerini öderler. Eğer eyyam-ı nahir geçmiş ise bu paraları tasadduk ederler.
Kurbanın eti, derisi ve kurbanlıktan faydalanmak
Adak kabilinden olmayan kurbanın etinden sahibi zengin olsun veya olmasın kendisi yiyebileceği gibi fakir olmayan kimselere de yedirebilir ve dağıtabilir.
Kurbanı dağıtma oranlarının üçte bir olması müstehaptır. Sahibi, kurbanın üçte birini kendisi yer, üçte birini zengin bile olsa dostlarına ikram eder, üçte birini de yoksullara tasadduk eder. Müslüman olan komşulara kurban etinden hediye etmek caiz olduğu gibi, Müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
"Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksula yedirin!"
"Etinden yiyin ve ondan dilenen, dilenmeyen yoksullara yedirin"
"Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı olmaz."
Hz.Ali (RA) den şöyle dediği rivayet edilmiştir:"Resûlullah (S.A.V.) efendimiz, kurban olarak kesilirken develerinin başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve:
"Kasap ücretini biz kendimiz veririz" buyurdu.
Bütün bayramların bayram gibi yaşandığı; özgürlük, barış, huzur ve mutluluğun egemen olduğu; insan hakları, adalet ve hukukun gözetildiği; savaş, terör ve yoksulluğun geride kaldığı bir dünya için bayramların birer imkân olduğu temennisiyle, bütün müminlerin bayramını en içten dileklerimle tebrik ediyor, bu mübarek bayramın hepimizin, bütün insanlığın hidayetine, huzur ve barışına, başta memleketimiz olmak üzere bütün İslam aleminin maddi ve manevi hayırlara-bereketlere vesile olmasını, toplumumuzun her kesiminde bayramın bütünleştirici ve kaynaştırıcı havasının hâkim olmasını, bayramın bütün insanlığa barış ve huzur getirmesini, daha nice sağlıklı, mutlu ve umutlu bayramları huzur içinde idrâk etmeye ve rızâsını kazanmaya bizi muvaffak kılmasını ALLAH Teâlâ dan halisane niyaz ederiz. Ya Rabbi! Müslümanları dünyada da ahirette de felaha, selam ve saadete kavuştur. Böyle bir çok bayramlara kavuşmakla mesut ve bahtiyar eyle. Amin.