İsveç’te Kur’an’ımızı yakan, akıldan, vicdandan ve insanlıktan yoksun meczuba elbette gerekli tepkiler verilecek. Yüce kitabımıza yapılan böyle insanlık dışı bir hareketi elbette sessizce izleyecek değiliz. Fakat ben bir konunun daha dikkatlerden kaçmaması gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle bu eylemi gerçekleştiren kişi aşırı sağcı bir İslâm düşmanı. Azılı bir İslâm düşmanından zaten bu ve benzeri bir eylem beklenmez mi? Kur’an’ı eline alıp, üç defa öpüp alnına koyacak değildi ya. Gayet normal olarak, daha önce de yapılan birçok İslâm karşıtı eylemde olduğu gibi o da batıl zihniyetin asıl görüşünün dışa vurumu olarak cibilliyetinin gereğini yaptı.
Bu olay biz Müslümanlar açısından gerçekten çok önemli. Öncelikle bu eylemi, Batı dünyasının ortalama genel karakterini, düşünce yapısını, zihniyetini anlamak için bir uyarı mahiyetinde görmek lazım. Bu ve benzeri olaylar bizlere bazı unuttuğumuz gerçekleri hatırlatır umudunu taşıyoruz ama eğer bu olaylar bize Avrupa Birliği bakanlığı ya da Avrupa Birliği’ne girme adına verdiğimiz tavizleri gözden geçirmemize vesile olmuyorsa çok da anlamı yok. Bu arada bir şeyi de atlamamak lazım. Batı derken topyekûn bir karalama yapıyoruz ama gerçekten Batılı ülkelerde İslâm düşmanlığına karşı, hatta İslâm düşmanlarına tepkilerini açıktan gösteren çok fazla duyarlı insan var ve bunların çoğu Müslüman olmaya aday, doğru, dürüst, hak ve adalet anlayışına sahip vicdan sahibi insanlar. Onları da gözden kaçırmamak lazım ve hatta yanlış uygulamalar karşısında tepki gösterirken dilimizi bu detayları da dikkate alarak kullanmamız lazım.
Tekrar yaşanan elim hadiseye dönmek gerekirse, bu olay bağlamında kendimize bazı soruları yöneltmemiz gerektiği kanaatindeyim. Mesela Kur’an’ı yakan bir İslâm düşmanına verdiğimiz tepkinin yüzde kaçını apaçık Kur’an ayetlerine aykırı hareket edenlere gösteriyorsunuz? Apaçık Kur’an ayetlerinde yer alan Rabbimizin emirlerine aykırı kanunlar çıkaran siyasilere tepki gösterebiliyor musunuz? İslâm’a taban tabana zıt cümleler kuranlara karşı da aynı tepkileri gösterebiliyor musunuz? Sarih bir şekilde Kur’an’da yasaklanan şeylere “dünya gerçeği, aman efendim bu zamanda da böyle şeyleri sorun yapmayın” gibi sözler sarf edenlere ne kadar tepki gösterebiliyorsunuz? Biraz daha özele inmek gerekirse, mesela kaçınız ömründe bir defa dahi olsa Kur’an-ı Kerim meali okudu? Kaçınız herhangi bir tefsir kitabını baştan sona okudu ya da tefsir diye bir şeyden kaçınızın haberi var? Yani kısaca sormak istediğim şey şu, İslâm düşmanı bir delinin Kur’an yakması mı çok garip yoksa Müslüman’ım diyenlerin kendi yüce kitapları olan Kur’an’dan bihaber olmaları mı?
Önemli bir konu daha var. Tabi ki bazı konularda tepki vermek en doğal hakkımız ama tepki verirken dahi ölçülü olmak lazım. Unutmayın Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz Hz. Musa’ya firavuna dahi yumuşak sözlü olmasını emrediyor. Tâ-Hâ Suresi 44. Ayet’e bakabilirsiniz. Bizim dinimiz barış dinidir. İslâm dini barış ortamını oluşturmak ister ve barış ortamında çok daha fazla insana ulaşır. Peygamberimiz (S.A.V.) en güzel barış örneği olan Mekke’nin Fethi’nde bu konuya dair bütün insanlığa en büyük dersleri vermiştir. İslâm dini yaşatmak için, diriltmek, insanın saygınlığını artırmak, yüceltmek için çalışmayı emreder. Karşımızdaki suçlu dahi olsa hak ve adalet üzere hareket etmeyi emreder. Allah rızası için Peygamberimizin (S.A.V.) kimlerden hangi eziyetleri gördüğünü ve nasıl affedici olduğunu unutmayalım. Bizler üç aylara girdiğimiz şu mübarek günlerde, “Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizi de affet” diye dua etmiyor muyuz. Yoksa etmiyor muyuz?