Önceki yazıyla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

Kur’an ayetlerinde görüldüğü gibi insanların çoğunluğu için olumlu hiçbir ifade yok.

Şimdi günümüze gelin bakın, bütün işler çoğunluğa göre yapılıyor. Yöneticiler çoğunlukla seçiliyor, kanunlar çoğunlukla çıkıyor. İktidardakiler kararlarını insanların çoğunluğunun hoşuna gidecek şekilde alıyor ki tekrar seçilsinler ve iktidarlarını sürdürsünler. Sonra da Allah’ın düzenini ekseriyet demokrasisi içinde çoğunluğu ele geçirerek getireceklerini sanıyorlar. Keşke Kur’an okuyup anlasalar da o şekilde olamayacağını görseler.

Birinci ayeti değerlendirdik ve bu sonuca ulaştık; şimdi ikinci ayete geçelim…

İlgili ayetin meali/tercümesi ile başlayalım: “Onlar; onlar ahiretten gaflette olanlar halinde en yakın hayattan görüneni bilirler.” (Rûm Sûresi, 7)

Ayetin en sonunda geçen “Gafilûn” kelimesi “gaflette olanlar” demektir.

Gaflet, bir şeyin farkında olmamak ya da farkına vardığı halde o şeye kasten aldırmamaktır. Yapılmak istenen işin bir engel nedeniyle yapılamamasıdır. Verilerden bilgi elde etmenin herhangi bir aşamasındaki aksaklığı ifade eder. Veri anlam ifade etmez.

Veri, işlemeden geçirilerek anlamlı hale gelen bilgiye dönüştürülür.

Örneğin geçen seneki sütün fiyatı bir veridir. Bu seneki sütün fiyatı da veridir. Bu seneki sütün fiyatından geçen seneki sütün fiyatını çıkarıp geçen seneki sütün fiyatına bölersek ve 100’le çarparsak süt fiyatındaki bir yıllık enflasyonu buluruz. İşte bu bilgidir.

Bu işlem de veri işlemedir. Veriler, veri işlemeye gelmiyorsa bilgi elde edilemez.

Bu durum gaflettir.

Süt fiyatları verisi size ulaşmıyorsa süt enflasyonunu hesaplayamayacağınızdan bundan gaflettesinizdir. Veriler geldiği halde veri işleme yapılmıyorsa yine bilgi elde edilemez ve bu durum da gaflettir. Süt fiyatları verisi size ulaştığı halde siz aldırmıyorsanız ve süt enflasyonunu hesaplamıyorsanız yine bundan gaflettesinizdir.

Ayetin anlamını önemine binaen tekrar hatırlayalım: “Onlar; onlar ahiretten gaflette olanlar halinde en yakın hayattan görüneni bilirler.” (Rûm Sûresi, 7)

Ahiretten gaflettedirler. Ya ahiret hakkında veriler gelmemekte ya da ahiret hakkında veriler gelmektedir ama onlar gelen verilere aldırış etmemektedirler.

“Onlardan intikam aldık da ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebebiyle onları büyük suda boğduk.” (Araf, 136)

Bu ayette de anlatıldığı üzere, ayetler onlara gelmiştir ama onlar yalanlamışlardır.

Ayetlerden habersiz değillerdir.

Ayetler onlara geldiği halde gafildirler.

Ayetler veridir, onlardan bilgi elde etmemişlerdir.

Ama onlar aldırış etmeyerek gafil olmuşlar, böylece gafil olma ve yalanlama ile birlikte bütün bu yapılanlar boğulmalarının sebebidir.

Dünya hayatının zahirini ahiretten gaflette olur halde iken bilmektedirler. Bu durumda dünya hayatının zahiri varsa batını da vardır. İnsanların çoğunluğu batını bilmekte midirler?

Mefhumu muhalefetle hareket edersek bilmemektedirler.

Peki, bu durumda mefhumu muhalefeti uygulayacak mıyız?

Öncesinde insanların çoğunluğu bilmezler denilmesi, Kur’an’da bu ayet dışında insanların çoğunluğunun bilmediğinden pek çok yerde bahsedilmesi, bilmediklerinin hep zahir olmayan durumlar olması ve sadece bu ayette insanların çoğunluğunun dünya hayatının zahirini bildiğini söylemesi nedeniyle, mefhumu muhalefetle insanların çoğunluğunun dünya hayatının batınını bilmediği sonucuna varabiliriz.

(‘Devamı var’ diyelim ve ilave edelim: Keşke Kur’an okusalar -ya da anlayarak okusalar- da o şekilde olmayacağını görseler ve “Kur’an Nizamı” kurarak yaşasalar…)