Siyasette, ekonomide, ailede, ahlakta, uluslararası ilişkilerde, sosyal hayatta Kur’an ve sünnetin emirleri terk edilirse krizler durmak bilmez, çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır.” (Taha 124)

Bir toplumda günah yaygınlaşırsa, Allah’ın bütün haramları alenen işlenirse, içki, kumar, faiz, zina gibi haramlar resmileşir, kurumsallaşırsa, sapkınlıkların önüne geçilmezse, TV’ler sabah akşam ahlaksız dizi ve filmler yayınlamaya devam ederse, boşanma ve aldatma teşvik edilirse, en sapkın magazin ve yarışma programları ile nesiller mahvedilirse, krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Size gelen her bela ve musibet, kendi günahlarınızın cezasıdır. Bununla beraber Allah birçoğunu da affederek sizi musibete maruz bırakmaz.” (Şura 30)

Bir toplum Allah’ın her türlü nimetine karşı nankörlük ederse, Allah’ın verdiği mal, makam, mevki, güç, kalabalık, sağlık, aile gibi nimetlere hakkıyla şükredip tüm bunları Allah yolunda kullanmazlarsa krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim 7)

Bir toplumda haram helal hassasiyeti kalmazsa, rüşvet, torpil, iltimas, ihaleye fesat karıştırma, kul hakkı ve kamu malı hassasiyeti biterse, yetim malına dikkat edilmezse, yoksul gözetilmezse, mala ve dünyaya karşı ihtiras artarsa krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.” (Fecr 17-20)

Bir toplum ticaretine hile karıştırırsa, müteahhitler, esnaflar, tüccarlar haksızlık yaparlarsa, malzemeden çalarlarsa, müşteriyi kandırırlarsa, stokçuluk yaparlarsa, bir toplumda haksız vergiler ve cezalarla insanlar ağır yüklerin ve borçların altına sokulursa krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline” (Mutaffifin 1) “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin.” (Nisa 29) 

Bir toplumda faiz yaygınlaşır ve sıradanlaşırsa, harama giden yollar kapatılmamak suretiyle insanlar harama teşvik edilirse, zulüm ve adaletsizlik yaygınlaşırsa, hakka, hukuka riayet edilmezse krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Onlara zulümleri sebebiyle, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri, menedildikleri halde faizi almaları ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemeleri yüzünden kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık.” (Nisa, 161)

Bir toplum işçinin, memurun, çalışanın hakkını gözetmezse, mal sadece zenginler arasında dolaşıp durursa, nimetler adil bir şekilde bölüşülmezse, kurulan zulüm ve haksızlık düzeni zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaparsa, krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?” (Nahl 71)

Bir toplum özel hayatlarında ve kamusal alanda israfın önüne geçemezlerse, Allah’ın verdiği nimetleri gereği gibi sahiplenemezlerse, imkânları lüks, şatafat ve gösteriş peşinde koşarken tüketirlerse krizler kaçınılmazdır. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki: “Yiyin, için, israf etmeyin, şüphe yok ki o, müsrifleri sevmez.” (Araf 31)

Başımıza gelen sıkıntıların maddi sebeplerini araştırıp çareler aradığımız gibi manevi sebeplerini de araştırıp çözümler üretmek zorundayız. Çünkü biz Müslüman’ız elhamdülillah ve her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da tek çarenin Kur’an ve sünnetin çözüm önerilerine sarılmak olduğu bilincini de korumak zorundayız.