` Yeryüzü bir bütün olarak yaratılmıştır. İnsanlar ise

ayrı ayrı kişilerdir. Bütünün parçalarının kullanılabilmesi için yeryüzünün

parçalanması yani parsellere ayrılması gerekmektedir. Parçalara kıt a

denmektedir... O halde yektaûne demek araziyi kıtalara ayırma manasındadır.

Devleti bölgelere, bölgeleri illere, illeri ilçelere, ilçeleri semtlere, semtleri

ise arsalara ve tarım alanlarına ayırırlar. Birer dönümlük dinlenme evleri

arsalarına, yüzer dairelik apartmanlar için beşer bin metrekarelik parsellere

ve onar dönümlük tarım alanlarına ayırırlar demektir. Bu kıt alar arasını

yollarla, su kanallarıyla, elektrik hatlarıyla, pis su kanallarıyla yararlar ve

ayırırlar demektir...

Kıtaların vadiler içinde olacağı belirtiliyor. Tarım

alanları parsellenirken her ada ayrı ada kabul edilecektir demektir. Suları bir

yerde toplanan yerlere vadi diyeceğiz ve her vadi ayrı ada olacaktır. Vadinin

büyüklüğünü semt semt, sonra ilçe ilçe, sonra da bölge bölge ele alacağız. Her

semtin tarım alanı 1000 dönümdür, bu da bir kilometrekare etmektedir. 100 vadi

bir ilçe ve 100 ilçe bir bölgedir. Yeryüzü 1000 civarında bölgeye ayrılmıştır.

Onlu sistemi uyguladığımızda bu bölünme sistemi ortaya çıkar...

Herkes yaptığını, aldığını, verdiğini yazacak ve

muhasibine verecek; muhasip de bunu bilgisayara kaydedecek. Sonra sonuçlar elde

edilince herkese yaptığının karşılığı en iyi bir şekilde verilecek. Mesela, bir

işletmemiz var, bu işletmemizde ayakkabılık ve askılık (portmanto) dolabı

üretiyoruz. Sonra bu üretilen mamuller piyasaya götürülüp satılıyor.

Karşılığında para geliyor. Üretenlerin elde edilen geliri en iyi şekilde bölüşmesi

gerekmektedir. Üşenmeden, az olsun çok olsun yazın emri bunun için

verilmiştir. Arz ve talep kanunları çalıştırılmaktadır. Bu sayede adil ücret ve

adil fiyat ortaya çıkmaktadır. Çalışanlara saat başına ürettiklerinden

miktarlar verilmektedir. Tüketenler de bu miktarları tüketip yaşamaktadır. O

halde çalışılan saat karşılığı gün yaşanmaktadır. Buna saatte gün, gün/saat

demekteyiz. Allah yani topluluk bunları bölüştürecektir...

Kur an Amel ettiklerinin ahseni ile... diyor

Amel ettiklerini yani birlikte ürettiklerini en iyisi

olarak bölüştürmek için manasındadır. Bu da ancak arz ve talep kanunlarının

çalıştırılması ile mümkündür.

Arz ve talep kanunlarının yararlarını Batı dünyası Adam

Smith ile öğrendi...

Oysa Hazreti Peygamber aleyhisselâma narh koymasını

teklif ederler. O da der ki; Darlandıran bollandıran Allah tır, ben âhirete

gidiyorum, böyle bir günah işleyemem.

Bugün ise Bakanlar Kurulu her gün toplanarak fiyat

ayarlamaları yapmakta, toplu konularda ücretler tesbit edilmektedir!

AK Parti yöneticileri veya Ekmeleddin İhsanoğlu

zannetmektedir ki bu zalim düzende ben başarılı olurum. Felç olan insan ağrı

duymaz ama o organ iş yapamaz hâle gelir. Bugün insanlık uyuşturulmuştur,

çekmekte olduğu ağrıları duymuyor... İnsanlar bu yazdıklarımızı gerektiği gibi

okumuyor ve anlamıyor; söylediklerimizden bîhaberler...

İşte ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN İŞLETMESİNİ

kurmak demek, bu âyetlere uygun muhasebeleri ve sistemleri kurmak demektir.

` Yeryüzü ülkelere, illere, bucaklara ayrılacak ve her

bucak bağımsız şeriat düzenini kuracak ama bunların arasında ortak ilişkiler

olacaktır. Önce eğitim ilişkisi olacaktır. Kur an ın ifadesiyle bucaklarda

ehl-i zikr olanlar, illerde fakih olanlar, ülkelerde rasih olanlar

olacaktır. Bunlar merkezlere gidip tahsillerini yapacaklar, fakihler kıta

merkezlerinde rasih olacaklar, ehl-i zikirler bölge merkezlerinde ders alarak

fakih olacaklar, âmiller ilçelere gidip zakir olacaklardır. Ondan sonra

ülkelerine, illerine ve bucaklarına dönüp halkı inzar edecekler yani

uyaracaklardır... (s.7-8; KUR AN VE İLİM 774. hafta TEFSİR (Tevbe Sûresi,

52. hafta) seminerimizden aktarı-YORUM Ve İLMÎ-AHLÂKÎ-İKTİSADÎ-SİYASÎ-SOSYAL

olarak çağımızdaki hayatın her alanında var olan SOSYAL TUFAN a karşı gereğini

yapmaya yani ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN GEMİSİNİ inşa etmeye DAVET

EDİYORUM Bize düşen sadece açık tebliğdir Ve s-selâm ) Devamı var...