KUR’AN VE İLİM çalışmalarımızda 760. haftaya da ulaştık, elhamdülillah…
Bu haftaki çalışmamızdan sunacağım ilk bölüm köy ve kentlerimizde yapılması gereken “yeniden yapılanma” ile ilgilidir: `“Adil Düzen Anayasası”nda köylülerin durumunu kentlilerin hâline getirmek yani yeniden yapılandırıp iyileştirmek için tedbirler alınmıştır. a) Kentlerdekilerin temiz hava alıp dinlenmek için köylerde birer dinlenme evleri olacağı gibi; köylerdekilerin kentlere geldikleri zaman konaklayacakları bir konuk odaları olmalıdır. Kentler ve köyler buna göre planlanmalıdır. b) Köylerde tarımdan artan zamanların sanayide değerlendirilmesi için köy sanayii geliştirilmelidir. Köylü orada devamlı çalışmak zorunda olmamalı, tarımdan artan zamanı olursa oralarda çalışmalıdır. c) Köyden kente gidiş-geliş servisleri bulunmalı, köylerde oturanlar bedelsiz olarak istedikleri zaman kente gelip ihtiyaçlarını giderebilmelidir. d) Eğitimde devam mecburiyeti olmamalı, yayın organlarında dersler verilmeli ve imtihanlarla diploma alınabilmelidir. Hastahanelerde tedavi bedava olmalı, refakatçinin yatabileceği yatak da bulunmalıdır. Yani köyde yaşayanlarla kentte yaşayanlar arasında hayat standardı bakımından fark olmamalıdır...’ (s.4)
***
İkinci bölüm haklarla ilgili: `Kur’an’a göre haklar önce başkandan talep edilir. Başkan hakkı teslim etmezse hakemlere gidilir. Hakemler de hakkı teslim etmezse veya hakemler karar verdikten sonra yönetim karar vermezse o bucak terk edilir. Sokak hareketleri kesinlikle yoktur. Talepleri ifade etmek de sokak hareketleri ile olmaz. Ahlâki Dayanışma sorumlularına talep bildirilir, onlar dayanışma olarak hakları ararlar. Verilmezse, hakkı verilmeyenler hakemlere giderler. Dayanışma sorumluları hakkı korumazsa, dayanışma ortaklığı değiştirilir. Sokak hareketleri ile veya basın yayın yaygarası ile hak istemek anarşik bir olaydır. Sokak gösterileri meşru değildir. Bugün halk oylamaları var, anketler var, partiler var, dernekler var. Haklar onlar aracılığı ile istenebilir. Son söz hakemlerden oluşan yargılarındır...’ (s.5)
***
Üçüncü bölüm günümüzdeki cihad ile ilgili: `Cihada katılanlar kendi imkânları ile katılmalıdırlar. Anne babalar çocuklarını üniversitelere göndermekte, Amerika’larda okutmaktadırlar. O halde bugün mümin ve müslim olan kimseler çocuklarını “Adil (Ekonomik) Düzen” işletmelerine araştırmacı olarak yetişsinler diye göndereceklerdir. Benim oğlum orada “Adil (Ekonomik) Düzen”i öğrensin ve işletmelerinde çalışsın demelidirler. Böyle anne babaları henüz bulamadığımız için şimdilik biz bu adayları başkalarına finanse ettiriyoruz. Bu da bizim görevimizdir. Herkes kendi imkânları ile “Adil (Ekonomik) Düzen” işletmelerine katılacaktır. / Bir gün “Ahşap Evleri” imal edip “Dinlenme Sitelerini” kurduğumuzda, insanlar çocuklarını okuttuktan sonra bize göndereceklerdir. Hele “Yüz Daireli Lojmanlı İşyerlerini” inşa etmeye başladığımızda, artık insanlar fevc fevc bize katılacaklardır... / Demek ki “Adil (Ekonomik) Düzen” işletmelerine herkes kendi imkânları ile katılacak ama topluluğun da herkesin katılacağı imkânları hazırlaması gerekir...’ (s.10)
***
Dördüncü bölüm cihad ve ekonomi ile ilgili: `Burada cihadda ikmalin cihad edenlere ait olduğu, güçleri yetmediği zaman başkandan imkân talep edecekleri bildirilmiştir. / Bunun ekonomideki manası; herkes kendi sermayesi ile iş yapacak, çalışanlar aynı zamanda işletmelere ortak olacaklardır. Bugün işçinin yevmiyesinden kesilerek işçi sigortalı yapılmaktadır. İşçi erken ölürse sigorta şirketi kazanmaktadır. Çıkar çatışması vardır. Sigorta kişinin sağlığını korumakta ama zarar etmekte, sigortalı erken ölürse kâr etmektedir. İlgili kurum çıkarına zıt bir görevle görevlenmektedir. / Oysa ortaklık ekonomisinde halk artırdığı parayı kendi işletmesine ortak olarak ayırmakta, yaşlandığı zaman ortaklık payını satarak geçinmekte, daha da artarsa vârislerine kalmaktadır...’ (s.14; “KUR’AN VE İLİM” çalışmalarımızdaki “tevafuk/lar” devam ediyor… 760. hafta seminerimizden aktarı-YORUM; ilmî-ahlâki-iktisadî-siyasî-sosyal olarak yani “SOSYAL TUFAN”a karşı gereğini yapmak üzere ibretle takip ediniz… Ve’s-SELÂM… Reşad/RNE)