‘Sömürü sermayesi kabul ettiği bu sistemle hep halkın istemediklerini iktidar edeceğini sanmış ve bu metodu yaymıştır. Sermaye ‘işveren benim, o halde ben istediğimi destekler ve ona seçimi kazandırırım’ diyordu; ‘seçimden seçime para kullanırım ve ben istediğimi iktidar ederim’ diyordu. Uzun dönem bu taktiğini kullandı ve sistem başarıya ulaştı. Ne var ki bu sistem sanayi döneminde işe yaramamaktadır. Tarım dönemini yaşayan ülkelerde ise halk işçi olmadığı için başarılı sonuç alınamamış, bu sebepledir ki bu ülkelerde de sosyalizmle bunu sağlamıştır. Bugün tekniğin gelişmesi, ulaşım ile haberleşmenin kolaylaşması ve hassaten küçük firmaların da iş yapar hâle gelmesi nedeniyle sermaye bu silahı yeteri kadar kullanamamaktadır. / Kur’an ekseriyet seçimini değil yerinden yönetimi ve biat sistemini kabul etmiştir. Halk kendi başkanlarını seçer. Bunlar dayanışma ortaklıklarının başkanlarıdır. Sosyal gruplar oluşur; ilmî, ahlâkî, meslekî ve siyasî gruplar oluşur. Herkes kendi seçtiği kimseye tâbi olur. Bu sosyal gruplar da sıralama usulü ile kendilerine bir başkan seçerler. Barışla oluşan iktidar böyle oluşur...’ (s.7)

‘… Bu sebepledir ki 1950’lerde Demokrat Parti iktidar olduğu halde halkın CHP’den korkusu devam etmiştir. Sömürü sermayesi bugün de siyasi gücünü kaybettiği halde yine etkisini sürdürmekte, hâlâ ülkeleri karıştırmaktadır. R. Tayyip Erdoğan’ın Suriye’ye saldırısında şuur altında bu vardır. Sermayenin nasılsa galip geleceğini düşünmüş ve bir an önce Beşşar Esed ile olan dostluğu sona erdirmiştir. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymamaktadır... Sermayenin mağlup edilmesi için ABD Merkez Bankası’nın resmen devletleştirilmesi ve sermaye patronlarının bankacılık yapmasına son verilmesi gerekmektedir. Bunu ABD yapmazsa, insanlık yani ülkeler doları reddedip kullanmamalı, devletler bankalarında doları konvertibl yapmamalıdırlar...’ (s.9)

‘Allah, kendisinden başka hiçbir şey yokken, hiçbir kimse yokken, başka hiçbir şeyi aracı yapmadan beş boyutlu uzayı ve arşı yarattı. Arşın içinde bundan 13,7 milyar yıl önce üç boyutlu kâinatı yarattı. Kâinat küçük bir top iken patladı ve büyümeye başladı; hâlâ büyümektedir... / Kâinatın içine tanecikler konmuştur. Bunların sayıları sabittir, artmaz ve eksilmezler. Bunlar uzayda yer değiştirirler. Boşluk çoktur. Bunların taşıdığı hızların kareleri toplamı sabittir. Bu parçacıklar iki gruptur. Aynı grupta olanlar iterler, ayrı grupta olanlar çekerler. / Belli bir yere kadar Allah kâinatı var etti, yapıyı tamamladı, sonra içlerine bilinçli varlıklar yerleştirdi. Onlar kâinatta yeni madde ve yeni enerji icat edemezler ama mevcut madde ve enerjiyi kullanarak yaşarlar ve değişiklikler yaparlar. / Allah yeryüzünü yarattı ve meleklerle onu düzenledi. Melekelere canlılar koydurdu. Yeryüzü insanın yaşayacağı duruma geldi. İşte o zaman yeryüzünün hükümranlığını meleklerden aldı ve insanlara verdi. İnsanlık yeryüzünde Allah’ın halifesi oldu. / Kişiler doğup yaşar ve ölürler ama insanlık kıyamete kadar yaşayacaktır. Allah kendi hak ve görevlerini insanlığa vermiştir. Devlet dediğimiz, kamu dediğimiz, insanlık dediğimiz bu varlık yeryüzünde Allah’ı temsil eder. / Kur’an’da “Allah” kelimesi bundan dolayı iki mana taşır. Kâinatı var eden ve herkesin rabbi olan ile O’nun yeryüzündeki halifesi olan insanlık. Fıkıhçılar bunu çok iyi bilmektedirler. “Allah’ın hakları” deyince umumun hakları olduğunu söylerler. Fıkıh terk edilince ve din de sadece ayinlerden ibaret olmaya başlayınca bunlar unutulmuştur. Birçokları bizim bu mana verişimizi bile yadırgamaktadır. Oysa bunu böyle anlamadığımız zaman şeriata ne gerek vardır, ibadete ne gerek vardır. / “Allah” kelimesine hem âlemlerin rabbi olarak hem de O’nun halifesi olan insanlık olarak manalandırdığımız zaman ikisi de genellikle doğru olur. / “Allah” kelimesini sadece âlemlerin rabbi olarak anlamak durumundayız. İhlâs sûresindeki Allah kelimesini insanlıkla ve toplulukla açıklayamayız. / “Allah” kelimesini O’nun yeryüzündeki halifesi insanlık olarak anlama durumundayız. “Allah kimin ne yapacağını bilsin diye” denmektedir. Allah’ın bilmediği bir şey mi var ki Topluluk bilsin anlamındadır. / Birçok âyetlerde ise “Allah kâinatın rabbidir” denmektedir. Kâinatı O idare etmektedir. Aynı zamanda “Allah” kelimesi ile Allah’ın halifesi olan insanlık veya topluluk kastedilmektedir. Bu takdirde yeryüzündeki düzen kastedilmektedir. / Bu yerlerde ayrı ayrı mana verirseniz, bu kâinattaki düzen ile yeryüzündeki analog sosyal düzen manaları verilmiş olur.’ (s.12)