Başbakan Davutoğlu sakin mizacı ile ülkede her kesim

tarafından takdir görüyor. Ne var ki, bir takım çevreler Davutoğlu nu kendi

haline bırakmak niyetinde değiller. Kendileri gibi Onu da kavganın içine

çekmek, kavganın taraflarından biri haline getirmek istiyorlar. Bu tiplere en

hafif ifadesiyle kraldan fazla kralcılar demekle yetinmek istiyorum. Yoksa

onlara uygun düşen daha farklı nitelendirmeler de var. Bu tipler daha seçim

sonuçlarının açıklanmaya başladığı andan itibaren televizyon ekranlarından

gürlemeye, seslerini yükseltmeye başlamışlardı. Hem bunu hiç de gereği yokken

birilerini savunma adına yaptıkları görüntüsü verdiler. Bu tipler aynı tavırla

seçimin ertesi gün farklı biçimlerde siyasette gerilimin hâkim olmasına katkı

vermeye başladılar. Özellikle bir Erdoğan-Davutoğlu sürtüşmesine zemin

hazırlamaya çalıştılar. Seçim gecesi sergilemeye başladıkları benzer tavrı

bugünde ülkenin en öncelikli meselesi başkanlık sistemi imiş gibi bir hava

estirerek sürdürüyorlar. Başkanlık sistemini ülke gündeminin birinci maddesi

yapmanın parlamentodaki sandalye dağılımı sebebiyle ortamı germekten başka bir

işe yaramayacağını görememiş olduklarını düşünmek istemem. Bunu görmelerine

rağmen galiba Cumhurbaşkanı Erdoğan ın gözüne girme yarışı sebebiyle varsa da

yoksa başkanlık sistemi şarkısı söylüyor olabilirler. Hâlbuki aynı konuyu yeni

anayasa söylemi ile de dile getirmek mümkün. Çünkü eğer yeni bir anayasa

yapılacaksa başkanlık sitemi bu çerçevede zaten gündeme gelecektir, gelmesi

gerekir. Ama yeni anayasa hazırlanmasını bir kenara iterek başkanlık sistemi

tartışmalarını başlatmanın yeni anayasa hazırlanmasında çıkmaza sokacağını

sanıyorum söylemeye bile gerek yok.

Böylesine siyasi ortamı germeye yönelik söylemlere

karşılık Başbakan Davutoğlu daha sakin ve yapıcı bir tavır sergiliyor. Başbakan

öncelikli olarak tansiyonun düşürülmesi gerektiğini vurgulayarak, her kesimle

görüşerek ülkeyi kutuplaşmadan uzaklaştırıp tansiyonu düşürmekten, seçim

meydanlarında verilen sözlerin 3-6 aylık, 1 ve 4 yıllık programlar hazırlanacağını,

orta ve uzun vadeli yapısal reform sürecini başlatarak bunun 6 ay içinde

tamamlanmasını hedeflediklerini söylüyor. Sanıyorum yapısal reform süreci

başlatmaktan devlet yapısında bir takım tıkanıklıkları aşmak için düşünülen

değişikliklerin olduğunu söylemek yanlış olmaz. Böyle bir durum söz konusu

olduğunda elbette ilk başta başkanlık sisteminin ve bunun nasıl olacağını

gösterecek şekilde içinin doldurulması gerekiyor. Bugüne kadar konunun içi

doldurulmadan sadece başkanlık sisteminin gerekliliği etrafında tartışıldı. Ama

başkanlık sisteminden ne anlaşıldığı, en azından ısrarla isteyenlerin başkanlık

sistemi denildiğinde ne düşündükleri açık bir şekilde ortaya konulmadı. Niçin

konulmadı Adı konulmadan, içi doldurulmadan tartışmanın anlamsızlığı üzerinde

durulmadı.

Bu bakımdan seçim gecesinin heyecanı ile birilerine

meydan okuyan, kendileri gibi düşünmeyenlere sert çıkan tipler hiç olmazsa

bundan sonra bu ülkeyi yönetme görevi verilmiş olanlar kendi hallerine

bırakmalıdır. Yalakalık yaparak bir yerlere gelmek, bir şeyler elde etmenin

başka yolu da vardır. 1 Kasım seçimleri AK Parti ye tek başına iktidarın yolunu

açmıştır. Böyle olunca da gereksiz yere ortamı germenin kimseye yararı olmaz.

Ayrıca, 1 Kasım seçimleri AK Parti yi tek başına iktidar yapmıştır ama tek

başına yeni bir anayasa yapma ve başkanlık sistemini getirme imkânını

vermemiştir. Belli ki seçmenin kafasında oluşan bir takım sorular giderilememiş

durumda. Böyle olunca da başkanlık sistemini de kapsayacak yeni bir anayasa

yapmanın yolu Başbakan Davutoğlu nun ifadesiyle her kesimle görüşerek ülkeyi

kutuplaşmadan uzaklaştırmaktan geçiyor. Bunun yolu kesinlikle Erdoğan-Davutoğlu

çatışmasından geçmiyor.