Bundan tam kırk yıl önce İngilizceden tercüme edilmiş bir
kitap okumuştum.
Kitabın adı eğer yanılmıyorsam Toplumda Kitle Hareketleri ve Gerçek İnanç
Adamı idi.
Gövdesine kurt giren çınar ağacı gibi yüreğine korku
giren toplumların davranışlarını anlatıyor ve Hitler Almanya sında Yahudilerin
yakılarak, işkence edilerek nasıl öldürüldüklerini bir laboratuvar olarak
gözler önüne seriyor.
Almanya nın bir ilinde, elli bin Yahudi, elli kadar Alman
askeri tarafından öldürülüyorlar.
Korku psikolojisi iliklere kadar işlediğinden Yahudiler
hiç bir şey yapamıyorlar. Elli bin adam bir anda hamle yapsalar, askerler
makinalı tüfeklerle tarasalar mermileri tükenir bini ölse de kırk dokuz bini
elli askeri öldürüp kaçabileceği halde korkudan dizlerin bağı çözülür, kötü
ihtimallerin hepsi önlerinde set oluşturur ve hepsi yakılacağı zamanı
beklermiş.
Taraflara göre rakamlar değişse de milyonun üzerinde
olduğu konusunda herkes ittifak etmiş durumda.
Değişen bir şey yok.
Elli yıldır Haçlılardan dayak yiyoruz.
Siyasilerimizden kanaat önderlerine kadar korku
imparatorluğunun esareti altında yaşamayı tabii hal olarak kabul etmişiz.
Neyi ekip neyi biçeceğimize onlar karar veriyor.
Sanayide neyi yapıp neyi yapamayacağımıza yine onlar
karar veriyor.
Hangi ülkeyle küsüp küsmeyeceğimize karar veriyorlar.
Kiminle alış-veriş yapacağımızı belirliyorlar.
En önemlisi Anayasa ve kanunlarımızın hiç birinin onların
yasalarına aykırı olmayacağı konusunda bize kanun çıkarttılar.
Ben Afganistan da Müslüman öldüreceğim, asker gönder
dediğinde gönderiyoruz.
Irak ta bir buçuk milyonun üzerinde Müslüman öldürülürken
kara, hava ve deniz yollarımızı açtık.
Yüz elli yıldır Zamanı değil teranesiyle avutuluyoruz.
Korkaklığımızın üstüne İhtiyat perdesi çekmişiz.
Pısırıklığımızın üzerine Tedbir şemsiyesi çekmişiz.
Tembelliğin adını Teenni koymuşuz.
Servete saldırırken panter kesilenlerimiz, Haçlının dine
saldırısı karşısında Temkin duvarının ardına sığınır oldu.
Irak ta düğün evini bombalayan, kınalı gelinimizi
muradına ermeden gelinliğini kanla boyayanlara karşı ölen damadın kardeşi
direnişe geçtiğinde bizler, Bu katiller sürüsü on beş bin kilometre uzakta ne
arar diye sormadık ama o direnen delikanlıya önce Terörist damgası vurduktan
sonra dünyayı ona zindan ettik.
Halbuki Rabbimiz: Onlara (müminlere), insanlar:
Şüphesiz düşmanınız olan insanlar, sizin için kuvvetlerini topladılar.
Onlardan korkunuz dedi de, bu onların imanını artırdı ve onlar: Allah bize
yeter o ne güzel vekildir dediler. (Al-i Imran süresi ayet 173)
Mü minler, düşman birliklerini gördüklerinde İşte Allah
ve Rasülü nün va dettiği budur. Allah ve Rasülü doğru söyler dediler. Bu
onların ancak iman ve teslimiyetini
artırdı. Diye Müslümanın nasıl olacağını haber veriyor. (Ahzab süresi ayet 33)