Birinci Körfez Savaşı nda, Saddam ın ne büyük bir

diktatör, acımasız, vahşi, gaddar, barbar olduğunun materyali olarak

zihinlerimize yerleştirilmeye çalışılan bir manzara vardı. Bu manzara

uluslararası ajanslar tarafından tüm dünya medyasına servis edilen ve dünyanın

birçok ülkesinde de aynı zihinsel dönüşümü gerçekleştirmek için kurgulanan bir

görüntüden başkası değildi: Zifte bulanmış bir martı. Körfez de savaşın tüm etkilerini,

acımasızlığını ve doğaya nasıl zarar verildiğini anlatmak ve insanlığın Bir

Diktatörün Acımasızlığı filmine inandırılmasını sağlamak için çekilmiş tek bir

kare fotoğraf. Amerika da üretilen savaş senaryolarının meşrulaştırılmasını

sağlamak, ileriki etaplarda Saddam ın devrilmesine yol açacak sürecin

hızlandırılmasına yol açmak için genel bir medya bombardımanıydı bu. Nitekim

Irak a yapılan kara harekâtları öncesinde de günlerce Saddam ın kimyasal

silahları var yalanlarıyla dünya medyası meşgul edildi. Büyük Ortadoğu Projesi

olarak zihinlerimize sokuşturulan aslında Büyük İsrail Projesi olarak

Ortadoğu nun yeniden yapılandırılması masa başı kurgusu bu yalanlar etrafında

örgülenerek dünyaya yeniden nizamat verildi.

Şairin dediği gibi, Onlar ki vermeye çalışırlar dünyaya

nizamat / Binbir teseyyüp bulunur hanelerinde Onlar, dünyaya nizamat vermeye

çalışırlar, ama haneleri pislikten geçilmez

Musul da IŞİD in Türkiye Konsolosluğu na baskın yapıp, 49

vatandaşımızı rehin alması olayından sonra, öncelikle Irak ı bir bataklığa

dönüştüren süreç aklımıza geldi. Yıllarca Irak ta güvenlik şemsiyesi oluşturan,

Irak ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürebilmek için tüm altyapıyı

kurgulayan ve atadığı kukla hükümetlerle kendisine göbekten bağlı bir yönetimi

sağlayan Amerika, bu topraklarda bulunduğu süre içinde radikal veya aşırı

uçlu unsurları bilmiyor muydu Elbette biliyordu Türkiye nin canını yakan,

yüreklerimizi yakan Kandil e operasyon konusunda yıllarca neden elini bile

kıpırdatmadı Irak topraklarının birliği ve bütünlüğü noktasında çalışmalar

yaptığını, Irak ın yönetiminin demokratik yöntemlerle geliştirilmesi

gerektiğini iddia edenler, neden bu topraklardaki çatışma unsuru olabilecek

nitelikteki tüm detayları görmezden geldiler

Çünkü onların derdi başkaydı IŞİD, dün ortaya çıkmadı

IŞİD, Amerika nın Irak topraklarını işgali sırasında da var olan radikal

gruplardan bir tanesiydi Ama, Amerika nın derdi, Irak ın yönetim bütünlüğünü

sağlamak, mezhep çatışmalarına engel olacak nitelikte bir masa başı yönetim

kurgusunu oluşturmak filan değildi. Onların derdi, Büyük İsrail Projesi ni

hayata geçirecek nitelikte bir kukla yönetimle, Irak ı işgal edebilmek

arzusuydu.

Ama keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü Şimdi,

Irak topraklarındaki istikrarsızlığın temel sebebi Büyük Ortadoğu Projesi nin

arkaik kalıntıları olarak karşımızda durmaktadır.

AKP Hükümeti ise iş işten geçtikten sonra Musul daki

vatandaşlarımızın can güvenliği ile cebelleşecek bir diplomatik süreci

yönetmeye çalışıyor. Neyin diplomasisi Karşınızda meşru bir hükümet mi var

Meşru bir yönetim mi var Terörist gruplarla neyin pazarlığı yapılıyor

IŞİD böylesine güçlenirken ve Irak topraklarında terör

estirecek bir boyuta ulaşırken, hükümetin eli armut mu topluyordu

Çok daha öncesinden, olay bu kadar büyümeden süratli bir

tahliye yapılması gerekmiyor muydu

Diplomasi, bir satranç oyununu oynamak gibidir

Hamlelerinizi zamanında planlamazsanız, işte böyle arzulanmayan sonuçların

çıkmasına da engel olamazsınız.