Diyanet İşleri Başkanlığı, Haziran ayının ilk günlerinde

Mardin de dört gün süren İl Müftüleri Toplantısı yaptı. Başkan Mehmet Görmez in

açılış konuşması bir muhasebe özelliği taşıyor, yapılan çalışmalara ilâveten

başka görevlerinin de olduğunu hatırlatarak İslâm ın her alandaki

prensiplerinin anlatılması konusunda boşluk bırakılmaması mesajını veriyordu.

Göreve geldiğinden beri, öncekilere göre daha farklı ve

faydalı çalışmalar yaptığını gördüğüm muhterem Başkan Görmez in son konuşmasını

daha kuşatıcı buldum. Tebrik ediyor, yeni çalışmalarını bekliyoruz.

Devlet görevlerinde yalnız koltukları doldurmak yetmez, o

makamların hakkının verilmesi gerekir. Bu makamlar kalıcı değildir. Mahkeme

kadıya mülk olmaz. Görevlerin birer emanet olduğu bilinmelidir. O görevleri

ellerinde bulunduranlar, işin manevî sorumluluğunu da düşünerek bunun hakkını

vermeye çalışmalıdırlar.

Devlet hizmetlerinde geçmişte kimler bulunmadı ki Şimdi

bunların kaç tanesi hayırla anılıyor. Çok azı. Ancak, samimiyetle insanlara

hizmet ederek eserleriyle iz bırakanlar halkın gönlünde yer etmiş durumda.

Eser bırakmak da iman, aşk ve heyecan ister; bilgi ve

duyarlılık ister; zorluklarla mücadele ister; fedakârlık ister.

Görevinin hakkını vermeye çalışan sorumlu insanların

yaptıkları da budur.

Mürşitler Öncü Olmalı

Mehmet Görmez Hoca, irşat hizmeti yapanların görevinin

sadece facialarda hayatlarını kaybedenlere karşı son görevlerini yapmak

olmaması gerektiğini hatırlattı. Yakinen gördük ki, Diyanet Soma faciasında

vefat edenlere karşı son görevlerini yapmak konusunda tam not aldı. Başkan da

fiilen Soma da bulundu, cenaze namazları kıldırdı, vefat edenlerin geride

kalanlarına taziye ziyaretleri yaptı, tesellilerde bulundu.

Başkan, bundan başka da yapılacak görevlerin olduğuna

inanıyordu: Bu tarz faciaların oluşmaması için her türlü tedbirin alınmasında

gerekli dinî, ahlakî ve vicdanî hatırlatmalar yaparak sonuçların felâkete

dönüşmemesini önlemeye çalışmalıdır.

Muhterem Görmez in bu sözlerinin gereği olarak, irşat ile

görevli hocalarımızın toplumda yaygın olan kötülükler konusunda önceden

halkımızı uyarmaları gerekir. Kur an-ı Kerim, toplumlara ârız olan felâketlerin

başlıca sebeplerini şöyle anlatır: Allah a isyan, Allah ın peygamberlerini

yalanlamak, Allah a şirk koşmak, âhiret gününü yalanlamak, günahlara dalmak,

zulüm, cimrilik, faizin alınıp verilmesi, fuhuş ve zinanın yaygınlaşması,

iyiliği emretme ve kötülüklerden alıkoyma görevinin bırakılması, ölçü ve

tartıda hile yapılması, dinde aşırı gitme, yöneticilere aşırı tâzim, dünya

hayatına aşırı bağlanma vb.

Görevlerini yapan hocalarımızdan Allah razı olsun. Allah,

onların ecrini kat kat verecektir. Onlar elleri öpülesi mübarek insanlar.

Ancak, bazı hocalarımızın hep benzeri konularda dolaşıp durduğunu, insan ve

toplumları felâkete sürükleyecek yukarıdaki konulara ya hiç girmedikleri, ya da

teğet geçtiklerini görüyoruz. Bazı konuların niçin konuşulmayıp gizlendiğini

anlamakta zorlanıyorum.

Allah ın Dini Gizlenemez

Hocalarımız, İslâm ın bütün emir ve yasaklarını anlatmakla

görevli. Halk bunu böyle biliyor ve pek çoğu hocalarımızdan duydukları ile amel

ediyorlar. Kısaca, hoca halkın İslâmî sorumluğunu da üstlenen bir temsil

makamındadır.

Örnek olarak toplumların felâketini hazırlayan şu konular

ne kadar da az konuşuluyor:

İyiliği emretme, kötülüğü yasaklama: Felâkete uğrayan

kavimler, işledikleri kötülükten birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun

yaptıkları ne kötüdür. (Mâide, 79)

Yöneticilere aşırı tâzim: Sizden öncekilerin helâk

olmasına sebep olan şey, kralları ile oturup kalkarken onlara aşırı saygı

göstermeleridir. (Taberânî) 

Fuhuş ve zina: Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir

hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur. (İsrâ, 32)

Zina, fakirliğe yol açar. (Beyhakî)

Faiz: Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız,

Allah ve Rasülü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun.

(Bakara, 279)

Bir toplumda zina ve faiz yaygınlaşırsa, onlar Allah ın

azabını hak etmişlerdir. (Müsned)

Bir toplumda zina yaygınlaşırsa, orada ölümler artar. Ölçü

ve tartıda hile yapılırsa Allah onlardan rızkı keser. (Muvatta)

Zulüm: Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş

dokunur. (Hûd, 113)

Sizden önceki kavimler, aralarında soylu, mevki sahibi

biri hırsızlık yapınca bırakmaları; zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca hemen cezalandırmaları

sebebiyle helâk oldular. (Buhârî)

Daha pek çok konu sayılabilir.

Muhterem Mehmet Görmez Hoca, İslâm hayat dinidir, insanı

yaşatır. İnsanları ölüme terk etmeyi İslâmî referansla açıklamak mümkün

değildir. Mazlumların, kimsesizlerin ve mağdurların yanında yer almak, onların

hakkını, hukukunu korumak peygamberî bir misyondur demişti.

Bu sözleri ciddi bir

sorumluluk örneği olarak görüyor; irşat görevinin, artık böyle bir sorumluluk

anlayışıyla yapılmasını temenni ediyorum. Diyanet camiasına selâm ve hürmetler!