Doksanlı yılların sonunu hatırlayanlar, eksen kaymasının taban demokrasisi sözüyle başladığını iyi bilirler. Bir bölen olmayacağım diyenlerin Pınarhisar hatıralarını anlatmasıyla iki binli yılların nasıl şekillendiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Kimseye diyet borcum yok diyerek başlanan bu yolculuk yediği mirası bitirmiş olacak ki, yenilikçilik adına ortaya yeni bir şey koymakta zorlanılıyor. Çünkü taban demokrasisiyle başlayan süreç tavan demokrasisine dönüşmüştür.Demokrasinin taksimi sadece seçimle yapılamaz. Son olaylarla bunu bir kez daha anladık, hatta yaşadık. Siyasette inatlaşma ve kamplaşmanın kimseye fayda sağlamadığı görülmüştür. İhtiyacımız olan şey, kamplaşmak, kutuplaşmak değil birbirimizi anlamaya çalışmak olmalıdır. Bu anlam yarışı ise, demokraturun bitmesiyle gerçekleşebilir. Çünkü bu düzen sadece hak yemek üzerine kurulmuştur, o halde sadece düşmanın silahıyla silahlanamayız! Tetiği çekecek parmaklarla da ilgilenmek zorundayız.

Demokrasinin kodlarına inildikçe tetiği çekecek parmağın, silahtan daha önemli olduğu anlaşılıyor. Kısacası başa döndük: önce ahlak ve maneviyat . Kuklayı izleyen değil, kuklacıyı takip eden bir gözle bakanlar neden kendimize karşı istiklal savaşı açtığımızı çok rahat anlayabiliyor. Kuklaya takılanlar ise seyirci ya da taraftar olmaktan kendini bir türlü kurtaramıyor. Türkiye yi küresel güçlerin ve karanlık odakların hedefi ise, neden BOP eş başkanlığından istifa edilmiyor. Ya da neden havuz sistemi şimdiye kadar kurulmadı

Sürekli irade sakatlığı doğuran seçme ve seçilme yöntemiyle gerçek bir başarı sergilenemez. Bu yüzden demokratur bitmelidir; aksi takdirde, önce sesiniz sonra nefesiniz kesilecektir. Türkiye, mevcut siyasi arenada yeni inatlaşmalara kurban edilmeden bu gerçek anlaşılmalı ve anlatılmalıdır. Sistemin sözcüsü durumundaki mevcut parti politikalarının miadını doldurmuş olduğu açıktır. Seçmen, farklılıklarımızı ayrılık nedeni değil, zenginlik unsuru olarak görecek ve ortak çalışma kültürü ile yoğuracak partiler üstü bir anlayış beklemektedir. Siyaseti, kamplaştıran, ötekileştiren, yabancılaştıran bir üslup üzerine devam ettirmek yerine, ilmi siyasetimiz gereği, bütün Türkiye yi derleyip toparlayacak bir üslup üzerine yeniden inşa etmek zorundayız. Çünkü iddiası olan toplayacak, ihtirası olan dağıtacaktır.

Yerel seçimde ortaya konan adayların başka partilerden transfer edilmesi, taban kaybını göstermeye yeterlidir. Çünkü samimi ve duyarlı vatandaşlarımızın haklı tepkileri, ne iktidar ne de muhalefet partileri tarafından dikkate alınmamaktadır. Siyaset, mücadele edecek taban bulamadığı için dışarıdan komplo diyor önleyemiyor, içerden hukuk dışı işler diyor durduramıyor, paralel yapılanmadan söz ediyor ama 11-12 yıldır iş başında olduğunu unutuyor.

İstişare ile demokrasinin birbirinden ne kadar da farklı olduğunu son gelişmelerle bir kez daha gördük. Amaçla aracı karıştırmanın ne kadar büyük mesele olduğunu da İslam ın iktidarı ele geçirmek değil, iktidarı sınırlandırmak gibi bir mesajının olduğunu ve bunu hak kavramı üzerine bina ettiğini yeniden anladık. Bir yanıma güneş i bir yanıma ay ı koysanız yine de davamdan dönmem duruşunun önemini kavradık. Anlamayanlar ya da kavramayanlar var ise, ben nerde yanlış yaptım demelidir. Biraz da bu şarkıyı söylerken beraber ıslanın! Eğer yürüyecek tabanınız kaldıysa