Rahmetli Erbakan Hocamız yıllar önce yaptığı konuşmada, “Eğer Amerika, İsrail’e yardım etmek istiyorsa, bu kadar sevdiği İsrail’e Güney Amerika’da ülke versin. Müslüman topraklarında İsrail’in yeri olamaz” demişti.

Aradan geçen süre zarfında Türkiye başta olmak üzere İslâm âlemi bu sözün derinliğini anlamadı yahut anlamak istemedi. Geldiğimiz noktada, Siyonist işgal sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmadı. Bugün Türkiye ve KKTC, Siyonist işgalle karşı karşıya.

6302 sayılı Tapu ve Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’den mülk alımı kolaylaştırılmış, 03.05.2012 tarihinde kabul edilen kanun ile mütekabiliyet şartı kaldırılarak 183 ülke vatandaşının karşılık şartı aranmaksızın ülkemizden mülk ve toprak/arazi edinmesinin önü açılmıştır.

Bunun anlamı şudur; 183 ülke vatandaşı, mütekabiliyet şartı aranmaksızın yani Türk vatandaşlarının da o ülkelerden mülk alma hakkı gözetilmeksizin, Türkiye’den toprak ve mülk satın alabilmektedir.

Sadece Ortadoğu (Suriye, Irak vb.) ve Uzakdoğu (Pakistan, Afganistan vb.)’dan Müslüman kimlikli kişiler değil, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Yunanistan ve İsrail gibi ülke vatandaşları da toprak ve mülk satın alabilmektedir. Hatta çoğumuzun adını dahi duymadığı “Wallis, Futuna adaları, Palau, Fiji, Vanuatu, Aruba, Nevis, Tobago, Saint Kitts, Antigua, Barbuda, Trinidad, Guyana” gibi ülke vatandaşları da ülkemizden mülk satın almıştır. Dünyada 183 ülkeye mütekabiliyet şartını kaldırmış başka bir ülke yoktur.

İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre “1 Ocak 2002’den 19 Temmuz 2023’e kadar yabancılara 28 milyon 320 bin 28 metrekare toprak satılmıştır” (https://www.milligazete.com.tr/haber/16279977/bakan-yerlikaya-rakam-verdi-yabancilara-ne-kadar-arazi-ne-kadar-konut-satildi)

ABD’nin yüzölçümü büyüktür. İstese, İsrail’de yaşayan 7 milyon Yahudi’yi Amerika’da barındırabilir; ister göçmen olarak, isterse de Erbakan Hocamızın buyurduğu gibi Güney Amerika’da müstakil bir ülke olarak. Ama ABD, Siyonistlere, Osmanlı ve Müslüman mülkü Filistin’i işgal ettirerek bu coğrafyada devlet olmalarını sağlamaktadır. Demek ki mesele sadece barınma ihtiyacı değil, kutsal topraklardır. Bundan dolayı Siyonist İsrail, işgal ettiği Müslüman mülkü Filistin topraklarını kendisine vatan yapabilmek için kan dökmekte, katliam ve soykırıma başvurmaktadır; hem de dünyanın gözü önünde, tepkilere aldırış etmeden.

ABD, bir taraftan İsrail’in Filistin topraklarını yurt tutması için her türlü yardımı yaparken, diğer yandan Büyük İsrail’i kurmak için bölgedeki ülkelerde kaosu yayarak nüfusu Türkiye’ye yönlendirmektedir. Türkiye, “Büyük Ortadoğu Projesi” bağlamında nüfusun depolandığı tampon bölgedir. Ortadoğu’daki Müslüman nüfus bu topraklara hareketlenecek ancak Avrupa’yı tehdit etmeyecek. Bunun için AB ile “Geri Kabul Anlaşması” (16 Aralık 2013) imzalandı.

ABD, boşalttığı alanda Büyük İsrail’i kurmayı kafasına koymuş ve planını uygulamaktadır. Türkiye ise göç hareketlerinin tampon bölgesi rolüne kusursuzca yerine getirmektedir.

ABD ve İsrail’in “Arz-ı Mev’ud” ve Büyük İsrail hayalleri elbette bununla sınırlı değil. İsrail, diğer yandan KKTC’ye yerleşme projesine devam etmektedir.

Hz. Osman (r.a), II. Selim ve Necmettin Erbakan Hocamızın emaneti Kıbrıs’ta, Siyonistler “Arz-ı Mev’ud” hayalleri kapsamında sinsi planlarını devreye soktu. Türkiye için stratejik önemi haiz ve uğruna nice şehit verdiğimiz Kıbrıs toprakları, İsrail rejiminin işgaliyle karşı karşıya. Uzun bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarında faaliyetlerde bulunan İsrail, KKTC vatandaşı yapılan Siyonistler ve yerli işbirlikçiler aracılığıyla “yavru vatan”ı adım adım işgal ediyor.

386 bin nüfuslu KKTC’de 30 bin civarında Yahudi yerleşmiş vaziyette. Bu, KKTC nüfusunun %13’üne tekabül etmektedir. Ayrıca burada faaliyet gösteren 2 bin şirketin İsrailli hissedarı bulunuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamasına göre sadece son beş yılda KKTC’den yabancılara 15 bin konut satılmıştır. İsrail, İran, İngiltere, Irak, Almanya, Rusya, Ukrayna, ABD gibi ülke vatandaşlarının Kıbrıs’tan toprak ve mülk satın aldığı bilinmekte. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Yahudiler ile İsrailli Yahudilerin aldığının haricinde Türk vatandaşı görünen Yahudilerin de aldıkları hesaba katılırsa Kıbrıs’taki gettolaşmayı siz tahmin edin.

Daha önce yabancıların KKTC’den “5’er dönem arazi” satın alma hakkı olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yaptığı açıklamada, İsraillilerin mülk almasının sorun olmadığını iddia ederek şöyle demektedir: “Burası eğitim ve turizmde marka destinasyon olmuştur. Çalkantılar var ama abartılıyor. Her milletten insanın gelmesi KKTC’nin tanınması için bir fırsattır. ‘Yabancılar geldi, Kıbrıs’ı işgal etti’, ben buna inanmıyorum. Güney Kıbrıs’ta 50 bin Rus var, Güney Kıbrıs’ta her milletten insan var. İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır” (https://ankahaber.net/haber/detay/kktc_cumhurbaskani_tatar_yabancilara_mulk_satisi_ciddi_bir_sorun_degil_israil_bizim_dusmanimiz_degil_ki_tehdit_olsun_bize_tehdit_olanlar_rumlar_173403) demektedir.

Gerek KKTC’de gerekse Türkiye’de yabancılara toprak satışı, hele hele Siyonistlere toprak satışı derhal durdurulmalıdır. Şehit kanlarıyla alınan toprakların para karşılığında satılması vatana yapılacak en büyük kötülüktür, en büyük ihanettir!