Malumaliniz Türk televizyonlarında müthiş bir kalitesizlik yaşanıyor. Tuzu kuru ailelerin sığ ve arızalı ilişkilerini ele alan diziler, kimin eli kimin cebinde belli olmayan yaşantı tarzlarını magazin kılıfıyla gözümüzün içine dayayan yapımlar, sakil esprilerin, kırmızı noktalı diyalogların gırla gittiği ürünler, kadrolu elemanının donunu cümle alemin önünde aşağı indiren şovmenler, aşk ve sevgiyi reyting malzemesine dönüştüren gündüz kuşağı şaklabanları, mahrem ilişkileri sakız eden kadın programları...
Nereye elinizi atsanız dökülüyor Hani deveye sormuşlar, "Neren eğri " Demiş ki, "Nerem doğru ki!" Televizyonlarımızın hali bu Kepazelikler reyting getirdikçe, devamı geliveriyor Adamlar baktılar, ahlaksız senaryo prim yapıyor, hemen devamını getirdiler Binbir Gece dizisinden bahsediyoruz. Hasta oğlunun tedavisi için sapık patronunun "150 bin dolarlık" teklifiyle karşılaşan kadının durumunu günlerdir medyada, çarşaf çarşaf işleyenler, şimdi ahlaksızlığı ikiye katladılar. Sapık patron geçtiğimiz bölümde fiyatı ikiye katladı ve 300 bin dolara çıkardı. Dizinin başrol oyuncusuna soruyorlar, "Gerçek hayatta böyle bir şey başınıza gelse ne yaparsın " Kadın diyor ki, "Çok sevdiğim birisinin hayatı için bu teklifi kabul ederim" Çaresizlik temasıyla, ahlaksızlığı meşrulaştırmaya çalışan bir tavır bu. Deveye yine sormuşlar, "Yokuş inmeyi mi seversin, bayır çıkmayı mı " Demiş ki, "Yahu bunun düz yolu yok mu " Böyle böyle olsa, çocuğunuz kan kanseri olsa, parasız kalsanız, böyle bir ahlaksızlık yapar mısınız Parası olanlar potansiyel sapık, çaresiz kalanlar ahlaksız tekliflere teşne
Bu ne biçim dünya Bu senaryoyu yazanların aklı fikri ahlaksızlıkta, kepazelikte Topluma doğru mesajlar vermek çok mu zor Ne yapmaya çalışıyorsunuz Allah aşkına! İnsanlarımızın zihnini dönüştürmek, koyun gibi güdülecek kıvama getirmek, düşünmeyen, konuşmayan, sorgulamayan, üretmeyen bireyler haline getirmek için yaptığınız ayak oyunları, birgün gelecek ayağınıza dolanacak. Sizler bu toplumun üyesi değil misiniz Dönüştürmeye çalıştığınız, ahlak anlayışları iğdiş edilmiş bu toplumda, kepazelik yükselen değer haline gelirse, toplum bozulur ve çürürse, bundan en çok kim faydalanacak. Yazıklar olsun Gerçekten yazıklar olsun! Yaptıkları birbirinden rezil işleri ekran çöp öğütücüsüne koyduktan sonra, ertesi gün AGB nin paçavra raporlarına bakarak sevinç naraları atmayı sorumlu yayıncılık zannedenlere tek kelimeyle yazıklar olsun. Saygınlık ve yaygınlık arasındaki dengeyi kaybetmiş, ahlak muvazenesini yitirmiş bu anlayışın Türkiye yi getireceği nokta gerçekten sorguya muhtaçtır. Aynı kulvarda kalem oynattığımız Televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ, ekranlardaki bu kirlenme için "Sarı Kurdela" kampanyası başlattı. Bu kirliliği protesto etmek, bu ahlaksızlığa karşı durmak, bu yayıncılık zihniyetine tepki göstermek için sarı kurdela yetmez Bu kirliliği protesto için, gökkuşağının tüm renklerini, gökkuşağı ve gökkubbeyle birlikte bu kirliliği üretenlerin üzerine indirmek lazım Eski bir televizyon yöneticisi bu kirlilik için diyor ki, "Seyretmeyin, reyting alamayanlar yayından kalksınlar" diyor. Arızalı bakış açısı bu işte. Madalyona tersten bakıp, "Biz bu kalitesiz yapımları üretmeyelim" diyebilseler sorun kalmayacak. Kalitesizlik prim yapıyor İnsanlarda maraz meraklar olduğu müddetçe, elbette prim yapar!