Geçtiğimiz Ramazan ayında kendisi öyle tarif etmese de arabesk müziğin tartışmasız en büyük ismi Orhan Gencebay la yaptığımız sohbette, son günlerde tarih kitapları karıştırdığını, Türklerin tarihlerine doğru dürüst sahip çıkmadıklarını, çağ açıp çağ kapatan İstanbul un fethini bile vurucu biçimde anlatamadıklarını anlatmıştı bizlere. Demişti ki, "Elin adamı, en basit tarih olayını Truva filmiyle dünyaya açıyor, biz ise sadece seyrediyoruz" Doğru! Elin oğlu işi biliyor Tarihine ait en küçük kırıntıyı bile yedinci sanat olarak tarif edilen sinemanın vuruculuğuna aktarıyor. Cesur Yürek adıyla bir özgürlük destanı yapıp milyonlarca kişiye ulaşıyor. İşgalciliklerini meşru gösteren bir savaş ortamı gibi Kızıldereli leri topraklarından ettikleri tarihi, "Western Tarzı"yla zihinlerimize enjekte ediyor Peki biz ne yapıyoruz Mehmet Ali Erbil in tahammül edilmez şaklabanlıklarıyla, kendi kendimizle dalga geçtiğimiz, absürd komedi tarzında Kahpe Bizans filmini Tarihimize malolmuş Karagöz ve Hacivat ı rezil ettiğimiz, Keloğlanı uçkur düşkünü gösterdiğimiz filmleri
Sinema eserlerini bir kenara koyalım Peki, her kuşakta zihinlerimizi iğdiş eden, ekranların her köşesini dolduran dizi arenasında durum ne Ağa-aşiret dizileri, tuzu kuru ailelerin gayri meşru ilişkilerini, arızalı yönlerini gözümüze sokan yapımlar
Gelelim, birkaç bölümdür TRT ekranlarında yayınlanan Kınalı Kuzular dizisine Usta oyuncu Ahmet Yenilmez in yapımcılığını üstlendiği Kınalı Kuzular dizisini ilk defa alıcı gözle seyretme imkanı bulduk. Ahmet Yenilmez, geçtiğimiz yıl Mavigün Eğitim Kurumları nın "Yılın Enleri"ne katıldığı gece, Çanakkale Destanı nı dile getirecek bir dizi projesinin hazırlıklarının sürdüğünü ve bu sezon için bağlantıların sağlandığı müjdesini vermişti. Hatta bu müjdeyi Bünyamin kardeşimizin sayfasında biz de yürek coşkumuzla duyurmuştuk. Kınalı Kuzular, her bölümünde ayrı bir hikayenin işlendiği, Çanakkale Destanı na farklı kahramanların penceresinden açılımlar getirmeye çalışan bir dizi. Öncelikle, proje iyi niyetle tasarlanmış Ve, şimdiye kadar ihmal edilmiş bir konuyu işlemeye çalışıyor Tarihi konuları işleyen filmlerin en büyük handikapı, dekor, uygun plato, kostüm ve savaş sahnelerinin gerçeğe yakın olmasıdır Kınalı Kuzular ın senaryo konusunda sıkıntısı yok Çünkü, 250 bin şehit verdiğimiz, her metrekaresinde şehadet kokan bu topraklarda can verenlerin sevdiklerine bıraktıkları "mektuplar", yüzbinlerce bölüm çıkarmaya yeter. Geçtiğimiz akşam bizim seyrettiğimiz bölümde bir teğmenin Çanakkale cephesine gidiş ve şehadetinin öyküsü, karısı ve küçük kızının ekseninde yansıtılmaya çalışılıyordu. Bizim dikkatimizi çeken, belki de maliyeti en ağır olduğu için savaş sahnelerinin, patlamaların, bombaların olduğu bölümün çok kısa tutulmasıydı Bir de, özellikle bu sahnelerde arka fona döşenen müziğin, yaşanan acıyı, mücadeleyi, destansı duyguları tam olarak yansıtmamasıydı. Tavsiyemiz, bu tür sahneler için yüreğimizi daha derinden tutabilecek ezgilerin bulunması. Bu arada, savaşı izlemek için cephede bulunan gazetecilerin birbirleriyle yaptıkları sohbetlerde, Osmanlı ya ve kahramanlarımıza masa başında nasıl zarar vermek istedikleri çarpıcı şekilde anlatılıyordu. Avrupalı bir gazete sahibi, "Cepheden Türk askerlerinin direnişini kıracak, zaaf fotoğrafları ve haberleri koyalım" mealinde bir cümle kurdu. O gün Çanakkale direnişini kırmaya çalışanlar, bugün de sosyal, kültürel ve manevi kolonlarımızı kırmaya çalışmıyorlar mı