Başkentte siyasetin kalbi bugün kelimenin tam anlamıyla ikiye bölündü. Özgür Özel'in Meclis kürsüsüne çıktığı dakikalarda, saat 14.00'ü gösterdiğinde gözler Ankara'daki o diğer kritik adrese, CHP Genel Merkezi'ne çevrildi. Mahkeme kararı sonrası koltuğuna geri dönen Kılıçdaroğlu, karşısına dizilen partililere ve milletvekillerine zehir zemberek sözlerle seslendi. Vesayet iddialarına kapıları sertçe kapatan tecrübeli siyasetçinin asıl hedefinde ise parti içindeki "kirli" ilişkiler ağı vardı.

PAVYONLARDA KURULTAY PAZARLIĞI
Kürsüdeki o gergin anlarda en çok yankı uyandıran sözler, ahlak ve temiz siyaset vurgusu etrafında şekillendi. Partinin köklü geçmişine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, delegelerin parayla alınıp satıldığı yönündeki ağır iddialara ateş püskürdü.
O sarsıcı ifadeler ajansların acil koduna şu şekilde düştü:
"Her şeyi sizler için yapıyorum, yapacağım. Sizi utandırmayacağım. Kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Arınacağız, temiz siyaset yapacağız. Bu parti kirliliği kabul etmez."
"CHP tarihin hiçbir döneminde pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapılmadı. Ben bunu söylediğim için eleştiriliyorum. Ahlak ahlak, erdem erdem, adalet adalet, temizlik, temizlik... Adaletin olmadığı yerde düzen olmaz. Hiçbir irade parayla satın alınamaz. İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar ve olmayacaklar."
Yurt dışı temaslarına yönelik de çok ince göndermeler yapan liderin o net duruşu, "Hiçbir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip 'Bize niye yardım yapmıyorsunuz?' diyemez" şeklinde kaydedildi.
Hesaplaşma mesajları ise oldukça ağırdı:
"Uyuşturucu baronlarında hesap sormazsam, bu partiyi kirletenlerden hesap sormazsam namerdim. Bizim ahlaki değerlerimiz sadece bize özgü değil; bütün İslam dünyası bütün Avrupa bize bakar. Cumhuriyet Halk Partisi vesayet kabul etmez. Bizim ahlaki değerlerimiz bugün tartışılıyorsa oturup düşünmek lazım. Onun için ne gerekiyorsa yapacağız. Halkı soyanlara karşı mücadele edeceğiz.Partiyi kirlilikten arındıracağız. Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlere hesap soracağız. Kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz."

SARAYLA MÜZAKERE DEĞİL MÜCADELE
Teşkilata yönelik o sert uyarıların ardından namlu bu kez medyadaki bazı güç odaklarına çevrildi. Delege borsası iddialarını medya dünyasına bağlayan Kılıçdaroğlu, "Sahibi Londra'da olan, Türkiye'ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim." diyerek açıkça meydan okudu.
İktidarla yürütülen siyasete ilişkin o meşhur kırmızı çizgisini bir kez daha hatırlatarak, "İyi niyetim istismar edildi, bunun da farkındayım. Bir nokta var o noktaya gelince kusura bakmayın diyeceğim kesip atacağım. Sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir, mücadele. Ankara'da bir Kemal abiniz, Kemal babanız var." ifadelerini kullandı.
Özellikle gençlerin sosyal medyadaki dezenformasyon rüzgarına kapılmaması gerektiğine dikkat çekildi. O baba tavsiyesi, "Gençlere de bir çift sözüm var. Biraz onların derinlik düşünmelerini istiyorum. Sosyal medyanın trollerin, ya da adını tanımlayamadığım bazı kişilerin dolduruşuna gelmesinler. Akıllarını kullansınlar, sorgulamayı öğrensinler. Bunu yapmamız gerekiyor." sözleriyle vurgulandı.

DEĞİŞİMİN ÜÇ AŞAMALI YENİ ŞİFRESİ
Parti içindeki değişim çağrılarına da değinilerek, o büyük dönüşümün yol haritası üç ana kolon üzerine oturtuldu. O devasa planlamanın şifreleri kürsüden şu sözlerle aktarıldı:
"Değişim geriye doğru da olabilir, gerçek değişim üç aşamadan oluşacak. Birincisi arınma ve temiz siyaset. İkinci değişim ekonomik kurtuluş ve üretimci kalkınma. Faiz baronlarına karşı mücadele edeceğiz, beşli çetelere karşı mücadele edeceğiz. Uyuşturucu baronlarına karşı mücadele edeceğiz. Üçüncüsü ise iktidarın yarattığı tahribatın düzeltilmesi lazım. Yani devletin yönetiminin ahlak zeminine oturtulması lazım yoksa hepimiz kaybederiz. Bu üç şeyi unutmayın: Hak, hukuk, adalet."
"Önümüzdeki günlerde sizlere çok farklı Türkiye'nin temel sorunlarını nasıl çözeceğimizi açıklayacağız. Herkes eleştirir biz çözüm de üreteceğiz." diyen Kılıçdaroğlu, Kürt meselesine de değinerek parlamentonun önemini şu cümlelerle hatırlattı:
"Kürt sorununun parlamentoda çözülmesini gerektiğini söyleyen ilk parti CHP'dir. Bu soruna en sıcak yaklaşan bir partiyiz biz. Bu sorunu çözmek parlamento dışında mümkün değildir. Dikkat buyrunuz, bizim söylediğimiz noktaya geldiler."
Konuşmasının finalinde koltuk sevdalısı olmadığına vurgu yapan tecrübeli isim, "Benim koltuk derdim yok ben bir köşeye çekilip huzur içinde de yaşayabilirim. Kurultayı toplayacağım kimse merak etmesin, ahlaklı erdemli kurultay elbette yapacağız, endişe etmeyin." diyerek partiyi sandığa götüreceğinin altını çizdi.




