Yalnızlığı pek çok şekilde tanımlarız. Onu çoğu zaman suçlama aracı olarak kullanır “bu gidişle yalnız kalacaksın” tehdidine dönüştürürüz.
Kibir ve yalnızlık her ne kadar kardeş gibi görünse de aslında uzaktan yakından ilgileri yoktur. Kibirli insanların her daim sahte fakat pek geniş bir çevreleri bulunur. Dalkavukluk ederek kibirli insanın eteğinden sebeplenmek isteyen kendi karakterini oluşturamamış insanlardır onlar. Kibirli insan adeta bir tanrıdır. Onun tapanı da destekçisi de çok olur. Oysa içsel dünyasında yalnızın da yalnızıdır lakin asla gerçek bir yalnız değil.
Gerçek yalnız hayatı tek başına yüklenmiş ve şakşakçıları olmayandır. “Yalnızlık sigara külü kadar yalnızlık,” der Sezai Karakoç. Karakoç gerçek bir yalnızdır. Etrafı cilalı sahtekârlarla donatılmamış saf ve mütevazi bir yalnız.
Yalnızlık zor değil mi ya Eba Zer, sorusuna “insanlar daha zor” diyen Ebu Zer kibirden habersizdir. Kibirden habersiz olduğundan yalnızlığın zirvesindedir. Zerre miktarı kibre bulaşan asla yalnız kalamaz.
İnsanları çekici kılan farkında değilsek de bir parça kibirli olmalarıdır. Kibirli olmayanlara ne deriz? Ezik deriz. Sünepe deriz. Muhallebi çocuğu deriz. Nefsinde bir damla kibir yoksa gözümüze nasıl da hakir nasıl da böcek gibi ezilesi görünür o insan.
Kendisini savunamaz deriz misal. Oysa düşünün nefsinde bir parça kibir olanın kendini ezdirmesi mümkün müdür? Kibir yani büyüklenme. Kendini üstün bulma. Herkesi bir adım aşağıda sanma. Böylece bir kedi gibi sahibini kölesi görüp emirlerini tutmasını isteyen
kibir. Kendisine yapılan yardımı bir mecburiyetmiş gibi gören kibir. Yardım edenleri hizmetçisi sanan kibir.
Kibir hiç yalnız olur mu? Ne yapar eder etrafına bir kuru kalabalık uyduruverir. Yolundaki taşları temizleyenler bulur. Ölümünde cenazesini kaldıranlar bulur. Oysa Neşet Ertaş belediyenin adının yazıldığı o tabutta kibirsiz ve yalnızdı.
Ümmeti olmayan peygamber kibirsiz ve yalnızdı.
Geçmiş ve gelecekti tüm yetimler kibirsiz ve yalnızdır. Zira kibri bir insana çocukluk döneminde aşılayan babadır. Babası olmayanın kibri olur mu? Neye kibirlenecek? Mahallede bir kavga çıksa herkesin arkası varken onu kim savunacak? Kendi dilinden başka ne
gücü var ki? Bu esnada tam karşıdaki çocukları düşünün bir de. Bizim babamız var oğlum bir çakar iki seksen yeri boylarsın. Kibir. Bakın nasıl da konuşuyor.
Kibirli insanlar etrafı kalabalık insanlardır. Etrafları kalabalıklaştıkça bir balon olduklarını unutup şişer dururlar. Şiştikçe yükselir şiştikçe görünür hale gelirler. Kitapları çok satanların, şirketleri kâr yapanların, ticarette bir verip bin alanların kibri artar kibri arttıkça çevresi artar. Çevre arttıkça onların kibri artar.
Velhasıl bir yalnız hem bu dünyanın en bedbahtıdır hem de şamar oğlanı. Gelen geçen, varsa bir yaftası yapıştırıverir yalnızın üzerine. Ne iffeti kalır ne kibirliliği ne beni. Gün geçtikçe çoğalan bir kamburdur dünya. Bundan hasep belini de doğrultamaz pek. Yampiryumpir yürür.