ABD Dışişleri Bakanı Kerry bir kez daha Türkiye de. Son bir
buçuk ay içerisinde ikinci Türkiye ziyaretini gerçekleştirecek olan Kerry
İstanbul da Başbakan Erdoğan tarafından kabul edilecek ve Dışişleri Bakanı
Davutoğlu yla da bir görüşme gerçekleştirecek. Sonrasında ise istikameti Tel
Aviv ve Ramallah.
Bu rotanın kendisi ve görüşmelerin gerçekleştirileceği
adresler bile aslında Bakan Kerry nin bir hafta sürecek olan Ortadoğu
ziyaretinin hedeflerini koyması açısından oldukça dikkat çekici. Görüşmelerin
Obama nın İsrail ziyaretiyle birlikte özür hadisesi sonrasına ve Başbakan
Erdoğan ın 16 Mayıs ta gerçekleşmesi beklenen ABD randevusu öncesine denk
gelmesi de, Kerry nin çantasındaki gündemle ilgili önemli ipuçları veriyor.
Dolayısıyla karşımıza bu ziyaretle ilgili üç temel gündem
maddesi çıkıyor: 1. Başbakan Erdoğan ın ABD ziyareti ve bunun içeriğiyle ilgili
teknik detayları ele alan istişareler; 2. Obama nın İsrail ziyareti sonrası
ortaya çıkan Özür İttifakı ve bunun öncelikli olarak korunmasına ve içinin
doldurulmasına yönelik ince çalışmalar; 3. Bu kapsamda kısa-orta vadede: (a)
Gazze meselesi (İki devletli çözümde önemli bir kırılma noktası olarak), (b)
Suriye krizi (özellikle de Esad ın devrilme süreci ve sonrası boyut
itibarıyla), (c) Kuzey Irak merkezli Irak sorunu ile birlikte orta-uzun vadeye
yayılmış: (a) İran krizi, (b) Kafkasya-Türkistan Baharları süreci, (c) Doğu
Akdeniz-Karadeniz-Hazar ın güvenliği ve bu bölgelerde yeni bir gücün inşası.
Bir diğer ifadeyle karşımızda Türkiye-İsrail çelişkisini ve
çatışmasını aşmaya çalışan yeni Amerikan politikası (ya da revize edilmiş BOP
projesi) ve bu çerçevede enerji , Yeni Türk-Kürt Jeopolitiği , Yeni Sünni
Ekseni , Yeni Şii Jeopolitiği ve bölgede Osmanlı-Rus imparatorlukları sonrası
oluşan, ABD nin de Uzakdoğu Asya ya doğru yoğunlaşmasıyla birlikte daha da
genişlemesi-derinleşmesi beklenilen güç boşluğunu doldurmaya yönelik kontrollü
bir süreç söz konusu. Daha somut bir ifadeyle, yeni bir ittifak oluşumu ile
karşı karşıya bulunuyoruz...
Diğer taraftan, bu Yeni İttifak ın sorunlu arka planı ve
aktörlerin bölgedeki yalnızlaşma süreçleri ile birlikte ortaya çıkan manevra
alanlarındaki daralmanın beraberinde getirdiği zoraki işbirliği arayışları, hiç
kuşkusuz yeni süreç ve oluşum aşamasındaki bu denge açısından en büyük endişeyi
oluşturuyor.
Burada, tarafların böyle bir işbirliğine muhtaç oldukları
şeklinde yaratılan havanın kendisi bile aslında sürecin daha başlangıç
aşamasında dinamitlenmesi ya da yol haritasının mayınlanması anlamına geliyor
ki, bu husus reel politik anlayışın çerçevesini ve ruhunu ortaya koyması
açısından oldukça önemli. Dolayısıyla, ABD açısından bir oldu bitti şeklinde
karşımıza çıkan özür sürecinin sağlıklı-istikrarlı bir boyutta devamı büyük bir
önem taşıyor.
Biraz daha açmak gerekirse... Türkiye-İsrail krizi
dolayısıyla bölgesel politikalarında sıkışmaya başlayan ABD, her şeyden önce
özür ile elde ettiği kazanımı pekiştirmek ve bunu bir an önce Ortadoğu
politikalarında hayata geçirmek istiyor. Bunun için de Türkiye ve İsrail de
özür sonrası başlayan sürecin bir yol kazasına uğramaması onun açısından büyük
bir önem arz ediyor ve bu husus Kerry nin Türkiye ziyaretinin de öncelikli
gündem maddelerinden birini oluşturuyor.
ABD açısından buradaki en büyük engel ya da sorun; ülke
kamuoyları. Özellikle de Türk kamuoyunun göstereceği tepkinin yönü ve boyutu
sürecin geleceği açısından oldukça önemli. (Dolayısıyla bu husus, aslında
Türkiye de hükümetin elini kuvvetlendirici bir unsur olarak karşımıza çıkıyor;
pek tabi ki değerlendirilebilirse...)
Bu da Türkiye nin en başından itibaren ortaya koyduğu İsrail
politikalarının ABD açısından yarattığı bumerang etkisinin daha jeopolitik bir
dil ile izahından geçiyor ki Filistin sorununun geleceği ve tarafların bu
noktada atacağı adımlar önemli bir gösterge-test alanı olarak karşımıza
çıkıyor. İsrail kırmızı çizgilerinde bir kırılma olarak tarihe geçecek böylesi
bir gelişme, hiç kuşkusuz yeni Ortadoğu sürecinde Türkiye nin de elini
kuvvetlendirecek bir husus olacak...
Dolayısıyla, Bakan Kerry nin Ortadoğu ziyaretinde
İstanbul da verilecek olan mesaj oldukça önemli. Çünkü burada şekillenecek olan
tablo çok büyük bir olasılıkla Tel Aviv in duruşunu, özür sonrası
Türkiye-İsrail ilişkilerinin hassas seyrini ve pek tabi ki İsrail-Filistin ve
Suriye krizi ağırlıklı Arap Baharı sürecine endeksli yeni jeopolitik denklemin
geleceğini büyük ölçüde etkileyecek.
Nitekim Amerika nın eski Ankara büyükelçisi James Jeffrey de
buna dikkatleri çekiyor ve Ankara-Tel Aviv arasındaki gelişmeleri ortak
kazanımlar üzerine kurulu çok önemli stratejik bir adım olarak nitelendiriyor.
Diğer taraftan, merkezde ABD nin (arka planda ise
İngiltere nin) yer aldığı Yeni Türkiye-İsrail ittifakını hedefleyen bu
normalleşme sürecine İran ve Rusya dan gelen örtülü-açık tepkiler ise bölgedeki
yeni kutuplaşmayı ortaya koyuyor. Açıkçası, bölge kızışıyor. Bir sonraki
yazımızda bu yeni jeopolitik denge ve olası gelişmeler üzerinde duracağız...