Geçenlerde sivil bir toplum örgütü darbeler unutulmasın diye

yürüdü.

Çok haklılar.

Darbeler unutulmamalı.

İşgüzarlar tarafından unutturulmamalı da.

Zira bu ülkede en kolay başarılabilen eylem, darbeler.

Yine birkaç gün önce pek kimseler ilgilenmese de basına bir

ihbar mektubu yansıdı.

Haber Milliyet gazetesinde çıktı:

“MİT’in, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na 24

Aralık 2012 tarihinde gönderdiği Özel Kuvvetler Komutanlığı, Seferberlik Tetkik

Kurulu ve Muharebe Arama ve Kurtarma Birliği’ne ilişkin `çok gizli’ damgalı

bilgi notu ve ihbar mektuplarında `Boğaz köprüleri ve Bolu tünelinin

bombalanması’ gibi korkunç planlar yer alıyordu.

- Bir Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu’ tarafından

yazıldığı kaydedilen ihbar mektubunda, Özel Kuvvetler Komutanlığı içindeki

yasadışı yapılanmanın 26 maddelik eylem planı aktarılıyor ki biz sadece birkaç

maddeyi köşemize alabiliyoruz:

- Toplum içine atılmış bulunan, Türk-Kürt, Alevi-Sünni,

Laik-Anti laik gibi kavramların başta basın ve yayın organları olmak üzere her

türlü yöntem kullanılarak körüklenmesi ve bu sayede bölünmenin hızlandırılması;

- Boğaz Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Bolu Dağı

Tüneli, Yalova Feribotu, Karadeniz Sahil Yolu gibi ülke içinde ve dışında büyük

ses getirecek kritik yerlerde bombalar patlatılarak hükümete ve devlete olan

güvenin sarsılarak kargaşa çıkarılması;

- Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme

Derneği’nin yurt genelinde düzenlediği mitinglere hükümet kanadından kurumsal

veya bireysel olarak sert tepki verilmesinin sağlanarak toplumda çatışma

ortamının körüklenmesi;

- Söz konusu mitinglerde esas olarak irticai örgütler

tarafından yapıldığı izlenimi uyandıracak şekilde bombalı eylemler düzenlenerek

olayların provoke edilmesi, (Bu madde Uğur Mumcu öldürüldükten sonra,

`kahrolsun şeriat’ yürüyüşlerine ne kadar benzemekte).

- Bir taraftan Türkan Saylan, bir taraftan Tuncay Özkan, bir

taraftan ise Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi isimleri eşgüdümlü olarak suikast

veya suikast girişimleriyle toplumsal kutuplaşmanın artırılması;

- Emine Erdoğan, Hayrünnisa Gül ve Münevver Arınç hakkında

küçük düşürme propaganda tekniğine uygun olarak aşağılayıcı yazılar yazılması,

karikatürler çizilmesi, böylece eşlerinin hata yapmalarının sağlanması, aynı

zamanda AKP tabanında kendi eşlerinin namuslarına sahip çıkamayan bizim

eşimizin namusuna nasıl sahip çıkacak şeklinde soru işaretleri oluşturulması,

(Geçmişte bunu Erbakan’a da yapmışlardı. Yetmişli yıllarda, saf ve temiz

Müslümanlara gelin size hocanın ailesini göstereceğiz demişler, kimi evlere

yerleştirdikleri hayat kadınlarını bu oyunda kullanmışlardı. Kapı açıldığında

dekolte giysili bayanların çıktığı bu mizansen tabii ki sonra anlaşılmıştı).

- İrticai bir gruba mensup olduğu izlenimi uyandıran

kişilerce Anıtkabir’e saldırı düzenletilerek kamuoyunda infial uyandırılması;

- Üniversite öğretim üyelerinin tamamına yakınının aynı anda

Anıtkabir’de gösteri yaparak ülkemizdeki şeriat tehlikesini, Atatürk’e şikâyet

etmelerinin sağlanmasını;

- Ülkeyi gerekirse uluslararası sıcak çatışmalara

sürükleyecek eylem planlarının tertip edilmesi. Böylelikle kamuoyuna askerin

mevcudiyetinin bir kez daha vurgulayıp askerin harekât kabiliyetinin

artırılması;

- TSK’nin içinde hangi seviyede olursa olsun eylemleri

desteklemeyen kişilerin resmi veya gayri resmi yollarla ikna edilmeye

çalışılması, ikna olmadıkları takdirde çevresine veya kendisine gözdağı

verilecek eylemlerde bulunulması”.

Eğer bu ihbar mektubu doğru ise durum vahim.

Kardeşi kardeşe düşürmeyi, uluslararası çatışmaları bile

göze alan çılgınlar başımıza hangi çorapları örmezler ki.

Yıllardır yapmadılar mı, irtica geliyor diye kamplaşmalarla

bu milleti suni korkularla işgal etmediler mi

 Ülke sevgisi falan

yalan, uluslar arası savaşlar, rantlarını çoklu katlayacağından bu tip

vahşetlerden bile medet ummuşlar.