Nisan’ın 8’inde bizim foto muhabiri Süleyman Gültekin’i toprağa verdik. Daha 48’inde... Süleyman, bizim eski yılların müthiş gazetesi Tercüman’ın babası Pele Mahmut’un oğludur. Mahmut, Süleyman’ı bana, yanılmıyorsam daha 18’inde getirdi ve al bunu gazeteci yap usta dedi. Süleyman foto muhabiri olmayı tercih etti., O gün elindeki köhne makineyi borca girip yeniledi ve yürüdü gitti. İyi işler yaptı, Hep efendiydi. Hep saygılıydı. En az babası ve ailesi kadar içim yandı.

Dün de Tercüman’ın unutulmaz patronu Kemal Ilıcak’ın aramızdan ayrılışının 21. yılı idi. Tam 21 yıl çalıştığım, tirajı Türkiye’de ilk olarak bir milyonu aşan gazetenin yani Tercüman’ın patronu idi. Kendisine ağabey derdik. Düşünebiliyor musunuz, patrona ağabey demek nedir Kemal ağabey muhabirlikten gelme patrondu. Yazıları tek tek okur, hatta ilanlara kadar, arada bir de, “Ulen, virgülü yanlış yere koşmuşsun” diyerek hepimizden daha iyi bu mesleği bildiğini vurgulardı. Nur içinde yatsın.

Böyle acılar içinde kıvranırken spor dünyamızda yeni acılar yaşatılması için adeta bir yarış yapılmaktadır. Kulüpler Birliği, TFF’ye yeni yabancı formülünü sunmuş. Yani 6+2’yi geri istemiş. Yaşasın! Sizce bu kafalarla ülke futbolu ilerler mi

TFF Başkanı Yıldırım Demirören üstatları da, dört büyük takımın maçlarının karşı taraftara yasağının devam edeceğini, kulüplerin böyle istediğini uluorta ekrandan açıklamış. Yaşasın! Benim fırıncı dostum Galatasaraylı Mehmet, Moda Caddesi’ndeki dükkanından Şifa’dan yokuş aşağı inip Kadıköy’deki stada gidemeyecek. Bizim Fenerbahçeli Ender, Levent’ten kalkıp Arena’da maç izleyemeyecek. Yarın İnönü açıldığında, Beşiktaş’taki Bolu Et Lokantası’nın genç patronu ağaçlı yoldan yürüyerek maça gidemeyecek. Çünkü Fenerbahçelidir de ondan. Örnekler kıyamet gibi... Bu hangi ülke mi Vallahi Kuzey Kore değil. Oradaki diktatör yeni bir ölüm şekli bulmuş., Hayırlı Olsun! Eh, bizim TFF de futbolun ateşini, heyecanını böyle öldürüyor. Ne fark mı var Onu da siz bulun!

Derbiden sonra ülkenin bazı kentlerinin sokaklarında taraftarlar birbirine girmiş. Galibiyete sevinen Galatasaraylılara karşı yenilginin hesabını sormak isteyen Fenerbahçeliler. Polis devreye girmek zorunda kalmış. Ekranlara yansıyan görüntüler rezalet. Yahu, Real Madrid kendi evinde Barcelona’ya 4-3 kaybetti. Hakem, Real 3-2 galipken iki penaltı çaldı, bir de oyuncu attı... Yani ev sahibinin başına gelene bakın! Kimse kimseye dalmadı. Maç, sanki skoru belli olmamış gibi efendi gibi dağıldı. Oyuncular kucaklaştı, o hakem her iki takımın oyuncuları tarafından da kutlandı. Hem de bir gün önce aynı sokaklarda kemer sıkmayı dibine kadar, biraz da şiddetle protesto eden Madridliler varken...  Bizde ki futbol mu, yoksa oradaki mi

Orada yan, burada yan. Ne olacak bizim halimiz böyle Aynı soruyu tekrarlayarak bitireyim; Deniz Seki mi (on gün oldu), Aziz Yıldırım mı (üç ayı bitirmek üzere) önce girer