Türk yakın çevresi ağırlıklı gelişmeler, derin bir çıkmaz
içerisine girmiş bulunan Türkiye yi yeni meydan okumalar ve oldu bittiler ile karşı
karşıya bırakmış durumda. Kürt Koridoru ile zirve yapan süreç, iç ve dış
politika bağlamında yeni bir muhasebeyi kaçınılmaz kılmış bulunuyor.
Ankara yı yeni arayışlara mecbur kılan bu süreçte,
PKK/KCK nın yaptığı son açıklama, Açılım Süreci ve Değerli Yalnızlık
politikalarının iflası ile eşdeğer.
Öyle ki, Değerli Yalnızlık ile kendi kabuğuna çekilmeye
çalışan ve Kürt Sorunu nu kendi iç dinamikleri içerisinde çözmeye çalışan
Türkiye ye bunun faturası ağır bir şekilde ödetilmeye çalışılıyor. Bırakın
devletleri, terör örgütleri bile Türkiye nin bu zafiyetini değerlendirme ve
açıkça meydan okuma yoluna gitmeye başlamış bulunmakta.
Bu bağlamda, terör örgütü PKK/KCK tarafından yapılan son
açıklama tam bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor.
***
Öncelikle açıklamanın ne olduğuna bir bakalım. Açıklama
aynen şöyle:
Türk devleti Ben devletim, bildiğimi yaparım diyerek
ateşkese uymamış, sürekli çatışmalara yol açacak edimlerde bulunmuştur. Halbuki
ateşkes ve çatışmasızlık her gücün ateşkesin başlamasından önceki konumunda
kalması; ateşkesi bozacak adımlar atmaktan kaçınması demektir. Türk devleti ise
onlarca karakol, askeri amaçlı yol ve askeri amaçlı barajlar yaparak ateşkes
koşullarını demokratik siyasal çözüm için değil, yeni bir savaş için ciddi bir
hazırlık yapmak ve gerçekleşecek savaşta avantajlı konuma gelmek için
kullanmıştır. Türk devletini karakol, askeri amaçlı yol ve barajlar yapmaması
konusunda sürekli uyarmış, bunların ateşkesi bozmak ve savaşı başlatmak
anlamına geldiği vurgulanmıştır.
Açıklamanın öz Türkçesi şu: Açılım süreci bitmiştir.
Türkiye ye açıkça bir meydan okuma söz konusudur. Ülke bir iç savaş ortamına
çekilmek istenilmektedir.
***
Irak ve Suriye de kazanımlar elde eden terör örgütü, bunu
başta Türkiye olmak üzere, bölge devletlerine kabul ettirmeyi hedeflemekte.
Bu bağlamda, Kuzey Irak, IŞİD, Kobani (Ayn-el Arap) ve 7
Haziran seçimlerinde elde edilen sonuçlar ve Ankara da yaşanan siyasi krizden
istifade etmek suretiyle (hatta bu kriz daha da derinleştirilmek istenilmekte),
Türkiye nin direnci kırılmaya çalışılmakta. Dolayısıyla, PKK/KCK nın bir bahane
olarak öne sürdüğü baraj ve karakol (kalekol) inşaları, sadece birer bahane.
***
Diğer taraftan, PKK/KCK nın son açıklamasını, yoğunluk
kazanan terör eylemlerini ve provokasyonları sadece bir terör örgütü bağlamında
değerlendirmemek gerekiyor. Bu açıklama, vekaleten savaşlarda sıranın
Türkiye ye geldiği ile eşdeğer!
Bu savaş ilanı, Türkiye yi Yeni Ortadoğu sürecinden
dışlamayı hedeflediği kadar, Sevr i bir kez daha Türkiye ye dayatmaktan başka
bir anlam taşımamaktadır. Wilson Prensipleri ile desteklenmiş Sykes-Picot
coğrafyamızda BOP adı altında hayat bulmaya çalışmaktadır.
Daha somut bir ifadeyle, ertelenmiş Amerikan
Kürdistanı , Beş Deniz Havzası nın yeni merkez ülkesi olarak inşa edilmek
istenilmektedir.
***
Bu bağlamda, CIA eski Direktörü Michael Hayden ın Suriye
ve Irak diye devletler kalmadığını ve Kürtler in ABD nin en önemli müttefiki
olduğunu söylediği açıklama oldukça dikkat çekicidir.
Hayden aynen şöyle diyor: Osmanlı İmparatorluğu Irak ta
üç vilayetten oluşuyordu. Kürt, Sünni ve Şii Yani Musul, Bağdat ve Basra
vilayetleri Şimdi ise Irak diyoruz. Bu bölünme tarihsel bir bölünmedir. Suriye
ve Irak ın eski haline geleceğine inanmıyorum.
***
Bu bölünmelerin bu iki ülke ile sınırlı kalmayacağı
ortada.
Bu projeye çok net bir şekilde tavır alan ve her ne
pahasına olursa olsun şeklinde tepki koyan ve gerekli tüm tedbirleri alan
Türkiye bundan dolayı PKK/KCK terör örgütü üzerinden bir meydan okuma ile karşı
karşıya.
Ve bölgede hiç bir devlet, bu tehdidi tek başına
engelleme kapasitesine sahip değil. Dolayısıyla, bölge tarihsel hafızasını bir
an önce devreye sokmak ve gereğini yapmak zorunda. Aksi takdirde, BOP taki
yerlerini alacaklar!