Bu milletin kafasına Atatürkçülüğü çakacağız!
Bir emekli general söylemişti bu sözleri.Resmi kanal TRT tv nin yatsı sularındaki bir programında söylemişti.
Yeni çıktı fırından tazeliğindeyken 12 Eylül, buğusu tütüyorken daha, aşkla şevkle söylemişti.
Mamak adını, Diyarbakır adını duymamıştık.
Ezberleyin dediklerinizi biz zaten biliyorduk, şeklindeki mahkum sızlanmaları sivil kulaklara ulaşmamıştı henüz.
Bir emekli general Biz diye başlayarak söylemişti o sözü diye hatırlıyorum...
Biz ve onlar...
Kafa sahipleri ve kafalara Atatürkçülük çakma görevlileri...
Fethiyesporlu futbolcular daha doğmamışlardı.
Aklımız takılıp kalmıştı çakma işine.
Neden sokma, koyma gibi bir fiil kullanılmadı Çekiç ve örs kullanılarak mı yapılacaktı bu çakma işi.
Belki de Balyoz...
Orijinal ve çakma farkını bilmediğimizden mi korkuyorduk, başımıza geleceklerden Yani kafalarımıza ne gelecekti
Aranızda Atatürkçü olmak istemeyenler varmış. Kulağıma geldi nitekim! Onların kafalarına Atatürkçülüğü çakmayalım da besleyelim mi aziz Besnililer
Gibi bir konuşma yapmamıştı üstelik, çıktığı yurt gezilerinde (Besni ye de varmış mı idi, bilmem) en baş 12 Eylül generali.
Dikkat ettiyseniz, başınıza çakacağız, dememesinin izahı yapılmış oldu.
Bizim başımız onlar. Bu milleti başsız mı sandınız
Bu milletin kafasına Atatürkçülüğü çakacağız!
Bu milletin derken hissettirilen titreme, Atatürk ün Türk milleti zekidir, çalışkandır... demesindeki titretmesinin tam zıddı değil midir
Kafasına...
Neden ama, çok mu dik duruyor
Benim kafamda bir çakmalık dahi yer yok. Rica etsem de böbreklerime ya da karaciğerime çalışsanız... Bevliyecilerin ilgi alanına giren organlarımsa zaten sizin elektrik nakliyatınıza amade...
Kafadan başka olmaz!
Yıllarca Falaka denendi de ne oldu Bir tane bile çıkmadı o merkezlerden, Atatürkçülük çakılmış biri...
Başbakanınızı, bakanlarınızı asacağız ihtilallerinden; gençlerinizi hapislere tıkacağız, bir kısmını asacağız ihtilallerinden; kafamıza Atatürkçülük çakılacak ihtilal günlerine ermiştik.
Özel uçaklarla Zincirbozan lara tatile çıkmalarını üçüncü sınıf muamele sayanlar mı şikayet ettiler bizi
Bunların kafalarına Atatürkçülüğü çakacaktık, binaenaleyh itiraz ettiler, fevkalade acı duyacaklarını iddia ettiler, mi dediler
Yalan söylemiş!
Bir kere kafamız üstüne bir laf etti. O da tarih kitaplarında yazılıdır. Memlekette kereste kalmadığında söylemişti.
Kafanıza Yahya kadar taş düşsün!
Ya da öteki; yani ikinci Atatürk olabilir diye hakkında tezler yazılan... Mutlaka o da istemiştir kafamıza Atatürkçülük çakmayı, ama fırsatını bulamamış olması bizim suçumuz mu
Mesela ona sormuş olabilirler. Niçin hâlâ bunların kafasına Atatürkçülüğü çakmıyorsun
Böyle bir soru duymamamız, sorulmadığını göstermez. Ki verilen cevabı biliyoruz.
Enkaz devraldık!
Enkaz dediğin, yatık hal... Ayağa kaldıracaksın, dik durduracaksın, sonra kafasına beklenen işlemi yapacaksın.
Olmaz, diyor!
Neden
Çünkü enkaz dediğin bir ayağa kalkabilse, tüp kuyruğuna koşacak, yağ kuyruğuna koşacak...
Enkaz devraldık!
Erteleyelim, erteletelim. Ama nereye kadar Canım şunun şurasında ihtilale ne kaldı Hem çoktan hazırladılar, emekli generaller çakma lı konuşmalarını... Kameralar hazır mı
Fethiyesporlular daha hazır değiller. Henüz doğmadılar.
Anadolu nun yüzlerce kasabası, beldesi, kazası, ilçesi var; Fethiye den nüfusça büyük, alanca büyük, tarihçe büyük...
Mesela Mustafakemalpaşalılar basıverse Mustafakemalpaşaspor Kulübü nü. Önce size düşmez mi idi, diye sorsalar ve sonra çakma işi yapmaya kalksalar...
Kemaliyeliler mesela... Yürüyüşe çıksalar, Akşehir üstünden Ankara ya doğru. Göğüsleri al yazılı...
En çok ses Menemen den gelir.
Beslemelere, devşirmelere malzeme çıktı demektir. Velev ki, hepimiz Kubilay olduk.
Saraçoğlu stadına bir futbol maçı için gelen oyuncuların, göğüslerine Yüce Atatürk yazmalarını gerektiren günlere gelmişsek, bunu neden onca büyükşehir takımları akıl etmediler
Ve beslemeler, Devşirmeler ne zamandan beri Atatürkçülük çakma makinası sayıyorlar kendilerini
Milatları Gezi mi
Komutan uyur, Tank uyumaz
28 Şubat duruşması için ifade veren dönemin GKB Org. Karadayı, Sincan da tankların yürümesinden haberim yoktu, demiş.
Daha önceleri de başka komutanlar haberlerinin olmadığını söylemişlerdi.
Öyle ise, bu ülkenin insanları bir yanlışı doğru olarak mı bildiler yıllarca.
Tanklar, emir komuta zinciri dahilinde yürütüldü.
Doğru bilinmiş bu.
Halbuki yanlışmış.
Peki, doğrusu ne olabilir
Kartel medyası yürütmüş o tankları. Şöyle bir yürüyüverseniz de Sincan yollarında; biz de haber yapsak. Madem ki, bin yıl devam edecek...
***
TV kanallarına canlı yayınlarda bağlanarak Postmodern darbe yaptık naraları atan astlarından Özkasnak için, Belagat ın şehvetine kapıldı da demiş Sayın Karadayı.
Belagat ın şehveti...
Şehvet kurbanı Şevket, rolünü biçmek biraz ağır değil mi arkadaşı için.
Kartel sevkiyatına katılmış, deseydi daha doğru olmaz mı idi
***
Karadayı yı eleştirenlerden biri de AKP nin ünlü kuzularından Burhan Kuzu bey. Aynen şöyle söylemiş:
Karadayı nın sözleri hiç inandırıcı değil. Erbakan olsaydı, TSK nın karşısında olmazdı, diyor. Erbakan çok kıymete bindi. Sağlığında kendisine kan kusturdular. Biz darbe yapmayan askeri severiz.
28 Şubat ın bir darbe olduğunu ünlü hukukçu Kuzu nun bu konuşması ispat etmektedir.
Erbakan a kan kusturdular diyor. Ben de şöyle bir tepki göstermiştim, diyemiyor. Çünkü ihtilal günlerinde tepki olmaz. Oturup beklersin, zira senin de milletvekili olacağın günler belki yarından da yakın olabilir.
Erbakan çok kıymete bindi diyerek olanca kızgınlığını açığa çıkaran ünlü Kuzu bey, umarız korktuğu o günleri görür.
Erbakan ın kıymetinin anlaşıldığında, birilerinin de kıymetsizliklerinin anlaşılacağı o günleri...
Tuzak varsa avcı vardır
Bir Ahmet Kaya günleri daha geçti.
Gelecekteki hesap sorma günlerine kadar rahat artık Kartel in özköşklüleri.
O gün tekrar tekrar anlatılacak montaj resimli haberler, uydurulan konserler...
Şimdiye kadar sorulmayan şu soru yine sorulmayacak:
Ahmet Kaya için yaptığınız bu haberler, bir usta lık ürünüdür. Yani bu ustalığa erişene kadar hangi haberleri yapmış, kimlerin hayatını karartmıştınız
***
Cengiz Çandar dan ve merhum Mehmet Ali Birand dan defalarca özür diledim diyor, andıçlı haberlerin genel yayın yönetmeni bey.
Tuzağa düşürüldüm!
Bu itiraf önemli. Başbakan ve Cumhurbaşkanı iken T. Özal, her istediği anda görüşebilen bir gazete yayın yönetmeni ve imkanları diğer gazetelere göre sınırsız olan bir yayın yönetmeni tuzağa düşürülüyorsa, varın ötekilerin halini düşünün.
Beni tuzağa düşürdüler, diyor ama, beni tuzağa düşürenlerle gittim, hesaplaştım, demiyor. Bir daha tuzağa düşürmeyeceklerine dair söz aldım, demiyor.
Tuzağa düşürüldüm, diyor ama, tuzağa düşürenleri ifşa etmiyor, açıklamıyor, bilinen kılmıyor.
Tuzağa düşürüldüm, diyor ama, görevlerini yanlış kullanarak beni tuzağa düşürenleri hukuk önüne çıkardım, demiyor.
Tuzağa düşürüldüm, diyor ama, bu bana bir ders oldu, bir daha tuzağa düşürülmedim, demiyor.
Tuzağa düşürenler, tuzağa düşürme bedelini peşin mi ödemişlerdi yoksa.
Patronu neden rahattı mahkeme kapılarında. Ben devlet kredisi kullanmadım diyor, biz de inanıyoruz.
Yıllar önce yine tartışılan bir haberi için çıkıp açıklama yapmıştı.
Demirel telefon etti. Böyle yaz dedi, ben de yazdım!
O günlerde sorduğumuz ve hâlâ cevabını alamadığımız o sorumuz arşivlerdedir...
Neyin karşılığında
Cevabı Demirel den de bekledik!
***
Ne zaman 28 Şubat gündeme gelse, yapılan zulümler, yapanların kârı olmasın dense, hemen cevaba koşuyorlar.
Rövanşist misiniz İntikamcı mısınız
Bu itirazları dahi orada hâlâ hesabı sorulmayan bir şeylerin göstergesi değil mi
Ama biz yine onu da koruyarak sürdürelim itirazımızı.
Bir daha öyle günleri bu ülke yaşamasın diye... Sizler dahi tuzağa düşürülmeyesiniz diye...
Yetmez mi
Eğlence olsun
Erzurum çarşı pazar
Erzurum da bir cadde. İnsanlar kavşakta bekliyorlar. Ortadaki trafik polisi trafiğin akışını sağlamaya çalışıyor. Yayalara dur, arabalara geç dediği bir anda, bir kadın, çarşaflı bir kadın dalıyor caddeye; karşı kaldırıma geçecek.
Herkes aman, aman kelimelerini geçirirken içinden, trafik polisi celalli.
Dur kadın! Nereye gidiyorsun
Arabaların arasından caddeyi ortalamış çarşaflı kadın, trafik polisinin kendisine hitap ettiğini anlıyor ve olduğu yerde şöyle yarım dönüyor. Yöresel lisanla;
Sene ne Diyor.
Trafik polisinin ve kaldırımlardaki diğer insanların şaşırmalarına fırsat vermeden açıklamasını da yapıyor.
Eltime gidiyorum!
Fıkramız bu.
Anlatılan nedir Kim, neyin simgesidir Bir de geniş düşünelim bu fıkrayı. Hap olarak sunulan haberleri analiz ederken faydalanabiliriz böyle bir ince elemeden.
Trafik polisi, devlettir.
Dur, kadın!
Derken, vatandaşlarımdan kim nerede, ne yapacak ben karar veririm, ben düzenlerim hayatlarını, ilanını bir daha yapıyor.
Nereye gidiyorsun
Sorusu ise tam bir Devletlik görevi. Bana hesap vereceksin, yahut hesabı ben alırım. Elbette sadece bu kadarla sınırlı değil, devletin bir trafik polisi ağzından kendini ifadesi.
Nereye gidiyorsun
Daha yumuşak bir tonla çıkmadığını kim iddia edebilir cümlenin bu ikinci yarısının. Zeki Müren şarkılarındaki Dur, gitme ricalarını aklımıza getirelim lütfen.
Nereye gidiyorsun
Ben devletim ve üzülürüm, eğer zarar göreceğin bir hal olursa. Ki arabaların arasından, korumasız bir halde gidiyorsun. Gitmesen olmaz mı
Trafik polisinin izahı bitti. Şimdi gelelim yolun ortasındaki çarşaflı kadınımıza. Dönmüş ve ne demişti
Sene ne
Sen devletsen, ben de vatandaşım. Her şeyime, her an karışıp durma. Daha hür ve demokrat olmak istiyorum, fırsat ver; itirazımı anla biraz.
Sene ne
Fakat hemen sonra, cevabının açıklama kısmını da söylüyor o çarşaflı kadın.
Eltime gidiyorum!
Evet, sen devletsin ve benden emin olmak için bir rapor istiyorsan yormayız seni. Çünkü biz de biliriz devletin kıymetini. Öyleyse buyur cevabımı.
Eltime gidiyorum!
Yani senin rahatsız olacağın bir işe kalkışmıyorum. Senin düzenini bozacak bir gidiş içinde değilim. Rahat ol! Görünüşte düzenim bozuldu sansan da...
Hepsi bu kadar mı
Elbette değil!
O Erzurumlu kadının gittiği yerin Elti si olması da çok önemlidir.
Kardeşime gidiyorum, anneme gidiyorum ve hatta alışveriş için gidiyorum da diyebilirdi.
Fakat öyle demiyor.
Niçin demiyor
Çünkü millet olarak dayanışmasını, bir ve beraber olduklarını ancak böyle anlatabilirdi.
Kan bağı olmayan birinin yanına gitmek... Herkes uzak akrabamızdır bizim.
Diyeceklerimiz bu kadar. Erzurum caddesindeki o trafik polisini de, eltisine giden o kadını da seviyoruz.
Sizler de AVM lere gitmekten arta kalan zamanlarınızın birinde eltinize yahut bacanağınıza gidebilirsiniz. Ya da eski bir arkadaşınıza, uzak akrabanıza...
Darbukatör/Fabrikatör
Müjdat Gezen tiyatrosu, turne mevsimi (!) gereği yolunu Ankara ya düşürmüş.
Olmasaydı adıyla oynadıkları oyunu seyretmeye gelmişler A. Necdet Sezer bey ve Amerika seyahatinden henüz dönen ayağı çamurlu Kemal Kılıçdaroğlu bey.
Gazetelerde tiyatro seyrettiler başlığı altında renkli renkli resimleri var, hayranları bayanların aralarında gülümserlerken...
Ben, oynanan oyunu seyretmelerini isterdim.
1980 li yıllarda Gırgıriye , Gırgıriye de Şenlik Var gibi oyunlarla ünlenen artist Müjdat Gezen e Baryam lıkta artık gelir kalmadı mı diye de sormalarını isterdim.
Alın Işığı
Sadece ışık dolu seccadede eğilin,
Dokundurun pak alnı da, alın ışığından!
Yarınlarda farkınız olacak iyi bilin,
Yıldız gibi parlayan o alın ışığından!..
İmtihan
İnsanı şeytanla imtihan eder,
Dünyada kalıcı kılıp musallat;
Milleti düşmanla imtihan
eder,Dünyada kılıcı kılıp musallat!..
Ekrem Şama