Karanlık yalnızlığımızı perçinleyerek, bizi olmadık

dehlizlere sürükler. O yüzden insan, hayatın karanlık anlarında hep yalnızdır,

yalnızlıktan korkar ve hayatını tehdit eden unsurlardan uzaklaşmaya çalışır.

Ruhumuza katran gibi çöken o karanlığı kendi öz

dinamiklerimize yaslanarak dağıtabilir ve yeni bir güne başlayabiliriz. Çünkü

sorunların odaklandığı noktada çözümler yer almaktadır. Fakat makro ve mikro

âlemde, birçok yol kat eden insan içindeki çözümü göremeyip çaresizliğini

haykırabiliyor tuhaf!

Ataerkil toplumlara ya da global kültürden pek fazla

etkilenmemiş köylü vatandaşlara baktığımızda onların gençlikte ya da yaşlılık

döneminde uğradıkları yalnızlaşmayı daha rahat atlattıklarını görmekteyiz.

Onlar varoluş gayelerinin bilincindeler ve birbirlerine oldukları kadar toprağa

ve suya da bağlılar. Allah ın yarattığı tabiatı bozmadan, hikmetini

okuyabiliyorlar.

Bugün global kültürün etkisinde kristalize edilmiş

heterojen toplumlarda, depresyona giren, ya da intihar eden yaşlıların ve ya

gençlerin sayılarının gün geçtikçe arttığını görmekteyiz. Bu insanlar en fazla

da yalnızlıktan ve boşluk duygusundan şikayet ediyorlar. ABD de yaşlı bir çift

evlerinde ölü bulunuyor. Cesetleri çıkarmak için gelen görevliler masanın

üstünde bir not buluyorlar. Notta Seksen yıllık hayatımızın son yirmi yılında

sadece kapıcıyı görebildik yazmaktadır.

Küresel kültür kitle iletişim araçlarının, teknolojinin

ve sermayenin imkânlarını yedeğine alarak insani değerleri yerel zenginlikleri

yerle bir etmiş ve bunun insanlığın yararına olduğunu haykırmıştır. Küresel -

mono kültür tüketimin artırılması esasına dayanmaktadır. Bu durum en fazla da

insanlığın omurgasını oluşturan değerlere zarar getirmiştir. Haliyle birey ve

toplumlar içinden çıkamayacakları sorunlarla yüz yüze gelmiş ve manevi bir

buhranın içine sürüklenmişlerdir.

İnsanlar gelişmişliğin bedelini yalnızlıkla ödüyorlar.

Özellikle büyük şehirlerde aileler en yakınları ile dahi sıcak ilişkiler

kuramıyor ve gittikçe uzaklaşıyorlar. Fertler teknolojinin getirdiği imkânlara

sahip lüks ve şaşalı hayatlar yaşıyorlar fakat yalnız ve kopuklar. Çünkü insan

ancak iki boyutlu bir varlık olarak hayatını sürdürebiliyor. Aksi takdirde tek

kanadı kırılmış bir kuş gibi uçmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Bu gün

küresel kültüre kurban edilen bizlerin yaşadığı trajedi ne yazık ki budur!