İnternet üzerinde yoğun bir şekilde İslam aleyhtarı propagandalar yapılmakta olup, konularına da çok ciddi bir şekilde hazırlanmaktadırlar. İslami kesimler, sosyal medya ve internet konusunda zayıf olduğunu görüyoruz. Yani İnternete Müslüman gençlerin takılması tek başına yeterli değil, buralarda ehli ilim sahibi kişilerin ciddi makaleler yazması ve İslam karşıtı iddialara reddiyeler yapmaları gerekir.
Çünkü özellikle gençler bu ortamlarda dolaşmakta olup, bu tür İslam karşıtı sitelerin iğfallerine maruz kalmaktadır. Bu tür sitelerin en büyük özelliği İslam ile ilgili bazı ince konuları çarpıtarak gençlerin zihnini bulandırmaktır. Sonuçta bu çarpıtmanın doğru veya ilmi olması gerekmiyor, amaç zihin bulandırmak ve zayıf olan kişileri tuzaklarına çekmek.
Son aylarda internette dolaşan en önemli iddiaların başında İmrulKays’a mal edilen bir şiir gelmektedir. Şiir, Kamer süresinin bir benzeri olduğundan İslam karşıtları, Hz. Muhammed (sav)’in bundan etkilenip Kur’an’a koyduğunu iddia etmektedirler. Biz de özellikle gençlerin bize yoğun miktarda bu konuda sordukları sorulara cevap vermek amacıyla konuyu araştırdık. İsterseniz önce İmrulKays’tan bahsedelim, sonra ilgili şiiri ekleyelim ve sonra bu iddiayı çürütelim…
İmrulKays b. Hucr (ö.540) Kimdir?
Cahiliye devrinin tanınmış Arap şairidir. Necid’de doğdu. Kinde’nin son hükümdarı Hucr’ün oğludur. Soyu Güney Arabistan’da yerleştikleri kabul edilen Kahtan›a dayanır. Kabilesinin YemameHadramuna yerleştiği bilinmektedir. Hadramavt hükümdarıdır. Asıl adının Hunduc, Adi veya Müleyke olduğu kaydedilmektedir. İmrulkays onun lakabı olup «şiddet adamı, Tanrı Kays›ın kulu, Kaysoğulları kabilesinden bir kişi» anlamlarına gelir.
Babasının sarayında binicilik, ok atma ve savaşmayı öğrenerek yetişen İmruülkays, Başında bulunduğu Esedoğulları kabilesinin kadınlarına şiirle sataşmaya başladığını öğrenen babası önce onu uyardı; kendisini dinlemeyip aşk şiirleri söylemeye devam etmesi üzerine babası onu kabilesinden kovdu. Kelb, Bekr ve Tay oymaklarından kendisine katılan bir grupla birlikte kabilelere saldırıp ganimet alan ve günlerini eğlence ile geçirmeye başlayan İmrulkays, babasının bir isyan sonucu Esedoğulları tarafından öldürüldüğünü Yemen›de iken duydu ve onun intikamını almaya yemin etti.
Düşmanları, İmrulkays’a karşı İran’dan yardım aldılar. Bunun üzerine İmrulkays, İran’ın geleneksel düşmanı Bizans’tan yardım almak için İstanbul’a geldi. Justinianos Arap şairini iyi karşıladığı gibi ona, ülkesini yönetebilmesi için gerekli askeri gücü vermeyi vaat etti. İmru’l-Kays’ın, Arabistan’a dönerken, onun armağan olarak gönderdiği zehirli bir pelerini giymesi sonucunda Ankara’da öldü.
Basra okulu filologları, İmru›l-Kays›ı Muallakatü’s-Seba şairlerinin en büyüğü ve kaside türünün öncüsü kabul etmişlerdir. Cahiliye Dönemi Arap edebiyatının önde gelen yedi şairi arasında yer alan İmru›l-Kays, Arap edebiyatına doğa temasını ve kafiye yeniliklerini getiren bir şair olarak kabul edilir. Orta Çağ›da Arap edebiyatı bilginlerinin VIII. yy’da onun yapıtlarından hazırladığı en az üç divan vardır. Divanlardaki 68 şiirin çoğunun ona ait olmadığı sanılmaktadır.
İmrulKays’ın İlgili Şiiri
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Ve ortaya bir ceylan çıktı, yüreğimi aldı ve sonra kaçtı.
Bembeyaz, kaliteli, uykulu gözleri, festival zamanı önümden geçti.
Süslenip sanki beni vurdu ve bakışları da işe koyulup, birer ok gibi beni kesip geçti.
Ve benden uzağa, ağıldaki kuru çöplerin duvar gibi yükseldiği köşeye kaçtı.
Benden tek saat bile uzaklaşması, o an bana acı ve ağır bir yük gibi geldi.
Güzellik yanaklarının her yanına, tıpkı keskin bir kalemle yazılmış.
Ay yine karanlığın içine yolculuk ediyor ve ayla birlikte gecenin seyahatini görüyorum.
Karanlığın çöktüğü vakit geceye andolsun ki, her şey ortaya çıktı.
Yağmurlar yanaklarımdan süzülürken, kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Kamer Süresi
1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
2. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
3. Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
4. Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
5. Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
6. O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş)
İşte Gerçekler
Yukarıda, İmrulKays’e mal edilen bir şiir ekledim. Aslında şiir olarak güzel! Fakat özellikle ateist siteler bu şiirin İmrulKays tarafından yazıldığını ve Hz. Muhammed’ (sav)’in bu şiirden ilham alarak kamer suresini yazdığını iddia etmişlerdir. Çünkü ateistler ve tüm gayri Müslimlerin en büyük
iddiaları, Kur’an’ın vahiy kaynaklı olmadığını bizzat Resulullah (sav) tarafından yazıldığıydı. Onların bu konuda en büyük dayanakları da bazı cahiliye şiirleriyle Kur’an’ı karşılaştırmalarıydı. Fakat bu iddianın en zayıf noktası, dönemin şairlerinin ve Arap ileri gelenlerinin böyle bir iddiada
bulunmamış olmasıydı. Eğer gerçekten böyle bir şey olsaydı o dönemde meşhur cahiliye şairlerinin şiirlerinin halen ezbere bilindiği göz önüne alındığında itiraz ederlerdi. Falan şairin şiirinden alınmıştır diye karşı çıkarlardı. Oysa tüm ileri gelenler ve hatta dönemin meşhur şairleri bile (Hasan b. Sabit, Abdullah b. Revaha, Ka’b. b. Zühre) Kur’an’ın vahiy kaynaklı olduğunu, insan sözüne benzemediğini ve kimsenin de böyle bir söz söyleyemeyeceğini düşünerek Müslüman olmuşlardır. Hatta Kur’an bile şiir olduğunu iddia edenlere meydan okumuş ve madem şiirse buyurun bir benzerini siz de yapın demiştir.
Buna rağmen biz yine de İmrulKays’ın böyle bir şiir yazıp yazmadığını araştırdık. Bilinen üç divanına baktık. Fakat divanında böyle bir şiiri olmadığını gördük. Biz, yine de araştırmamızdan vaz geçmedik. Bu sefer, böyle bir şiiri kim yazmıştır diye araştırdığımızda ise bu şiirin şairini şiir divanlarında bulamadık. Yani ortada bir şiir var fakat şairi bile bilinmemektedir. Bu durum kuşkularımızı tabi ki artırdı. Bunun ve bunun gibi şiirlerin belli mihraklarca piyasa sürülüp, cahil insanları İslam ve Kur’an konusunda kuşkuya düşürmeyi amaçladığını düşünmekteyiz. Ayrıca iddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Bu nedenle iddia sahipleri bu şiirin İmrulKays’a ait olduğunu bizzat İmrulKays’ın divanından kaynak göstermeleri gerekir ki böyle bir şey yok zaten. İddialarını kaynak göstererek (kaynak bizzat İmrulKays’ın kendi divanı olmalı, yoksa şıracının şahidi bozacı misali, bu konuda kaynaksız yazılan yeni dönem eserler değil.) ispatlamalıdırlar, yoksa müfteri durumuna düşer ve iddiaları çürütülmüş olur.
Bizim araştırmamızı destekleyen en önemli delillerden birisi de Arap dünyasında İmrulKays üzerinde 500 sayfalık araştırma yapmış ve bir anlamda İmrulKays uzmanı olan Muhammed EbulFadl İbrahim’in sözleridir. İbrahim şöyle diyor: Bu şiir kesinlikle İmrulKays’ın değildir. İmrulKays’ın divanında bulunmamaktadır. Hatta İmrulKays’a mal edilen şiirler içinde bile bulunmamaktadır.
İmrulKays’ın divanı defalarca basıldı. Onun divanı ilk kez 1839 yılında De Slane tarafından Paris’te basıldı. De Slane’nin bu baskısı Esmai’nin rivayetini esas alsa da kitabın sonunda başka rivayetlerde fazlalık varsa onu da eklemiştir. 1870 yılında Ahlwardt altı meşhur şairin divanını bastı. Ahlwardt’ın bu divanı Sukri’nin rivayetini esas almıştır. Ayrıca o, tarih kitaplarında bu altı şaire ait bulduğu başka şiirleri de eklemiştir. Bu divan daha sonra Mısır, İran ve Hindistan’da da basıldı. 1958 yılında Muhammed ebulFazl İbrahim modern ve ilmi bir şekilde divanı yeniden düzenleyin Kahire Darul Maarif Yayınevi’nde bastı. (Ahmed Şevki, TarihulEdebul Arabi el AsrulCahiliyye, DarulMearif.)
İslam geldiğinde, bazı şairler Kur’an’ın icazı karşısında yeniden şiir yazmadılar. Bazıları ise Kur’an’ın üslup ve temasını taklit eden şiirler yazdılar. Hatta hatipler de konuşmalarını Kur’an belağatına benzeterek yaptılar. Yani bir şair, Kur’an’ın bazı ayetlerinden esinlenerek bir şiir yazabilir. Ama kesinlikle cahiliye döneminde yani İslam öncesi dönemde bu tarz şiirler olmamıştır. Olsaydı yukarda değindiğimiz gibi Mekkeli Müşrikler hemen bunu delil getirip Resulullah (sav)’i yalancılıkla suçlarlardı. Tarih boyunca da böyle bir iddia yaşanmamıştır.
GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ İSLAM DÜŞMANLARI İNSANLARIN GÖZÜNDE İSLAM’I YANLIŞ GÖSTERMEK İÇİN ŞEYTANIN BİLE AKLINA GELMEYEN BELGELER UYDURMAKTADIRLAR. Savaş çok yönlüdür. Ama maalesef İslam’ı müdafaa etmesi gereken çevreler hâlâ uyuyorlar. Benim talebim, özellikle Diyanet bünyesinde bu tür zihin karıştırıcı iddiaları çürüten, araştıran bir merkezin oluşturulması ve böyle şüyulara anında ilmi cevapların verilmesidir.