Koronavirüs belası tüm dünyayı dize getirdi. Tüm dünyada koronavirüse yakalanan hasta sayısı neredeyse 2.5 milyon kişiye ulaştı. Virüsün başlangıç noktası (sıfır noktası) Çin’in Vuhan kentinde her şey kontrol altına alındı ve karantina tedbirleri gevşetildi. Gelinen son süreçte virüsün ana merkezi ise, dünyanın jandarması Amerika oldu. Amerika’da koronavirüs vakası neredeyse 1 milyona doğru koşuyor. Yıllardır Hollywood filmleriyle dünyanın zihinlerini dönüştüren, güce itaat etmelerini sağlayan, kendilerine hiçbir terör belasının musallat olamayacağı senaryolarıyla dünyadan izole oldukları izlenimini oluşturan dünyanın jandarması Amerika’nın, küçücük bir virüs karşısında aslında kâğıttan kaplan olduğu gerçeği gün gibi ortaya çıktı. Amerika’da sağlık sistemi çöktü… Sosyal sigortası olmayanların bu ölümcül hastalık karşısında sağlığa erişiminin bulunmadığı, “Paran yoksa, ne halin varsa gör” politikasıyla özellikle Afro Amerikalıların ölüme terk edildiği gerçeği gün yüzüne çıktı.

ABD’nin en savruk, en sallapati, ağzından çıkanı kulağı işitmeyen başkanı Donald Trump, kameralar önüne geçip hiç kimseyi tatmin etmeyen cümleler kurmaya devam ediyor. Yaptığı basın toplantılarında, “Ölüm sayısı 60 bin olacak, 70 bin olacak” gibi kendisinin bile inanmadığı beyanatlar veriyor. Diğer yandan hayatın normalleşmesi ve izolasyonun kaldırılması için valilere direktif veriyor. Virüsün bulaş hızının gittikçe arttığı ABD’de alınacak bu kararların, kendi ayağına kurşun sıkmak olduğu ve yüzbinlerce ölümün gelebileceği gerçeğini görmezden geliyor.

Salgının başkenti olan New York’ta hastaneler hıncahınç hastalarla dolu… Cenazeler için tabutlar üst üste yığılı… Dünyanın jandarması ABD, 11 Eylül’den daha beter bir hastalık tsunamisiyle karşı karşıya… Koronavirüs öncesi dünyanın her bölgesine ahtapot kollarını uzatan, canının istediği yerde terör üreten, kaos üreten, karışıklık üreten, bir sonraki aşamada ise bu bölgelerde, “Demokrasi götürüyoruz, insanlarını özgürleştiriyoruz” yalanlarıyla işgal planları gerçekleştiren ABD, şimdi elleri kolları bağlı ne yapacağını şaşırmış durumda. Virüs, dünyanın jandarmasını yaptığı zulümler, işgaller, kan ve gözyaşı üzerine kurdukları imparatorluklarını insanlık ahıyla terbiye ediyor.

Virüs, Siyonizm’le kol kola girerek dünyaya biçim vermeye çalışan, İslam coğrafyası üzerinde sürekli ameliyatlar yapmaya çalışan, Ortadoğu coğrafyasında Arz-ı Mevud hesaplarıyla yatıp kalkan dünyanın terörist ülkesi İsrail’in kuklası Amerika’ya dünyanın her bölgesinde akıttıkları gözyaşının aşikâr biçimde hesabını soruyor.

Gelin, koronavirüs belasına hiçbir çare üretemeyen ABD’nin geçtiğimiz yılın son aylarında savunma sanayi için ayırdığı paraya bakalım? Pentagon için 635 milyar doları temel harcama bütçesi, 71,5 milyar doları Denizaşırı Muhtemel Operasyonlar fonu, 23,1 milyar doları Enerji Bakanlığı bünyesinde yapılacak savunma ve 8,1 milyar doları ise diğer savunma harcamaları ve 300 milyon dolar da savunma ile ilgili olmayan alanlar olmak üzere toplam 738 milyar dolarlık bir bütçe… Nereye harcayacaktı Amerika bu paraları? Elbette dünyayı ateşe atmak için… Terör üretmek ve ürettiği terörü bastırıyoruz imajı vermek için…

Elbette özellikle Ortadoğu coğrafyasında, “Bir damla petrol bir damla kandan değerlidir” zihniyetine yaslanan emperyal hedeflerini gerçekleştirecek, silah tüccarlarının dört gözle beklediği kardeş savaşları için… Amerika, 738 milyar doları savaşlar için ayırdı… Ama gelin görün ki, bir kuruşuna bile dokunamadı… Çünkü bir virüs onun tüm niyetlerini ve planlarını altüst etti…

“Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır…”