Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

ZÜMER 62: “Allah, her şeyin yaratıcısıdır. Ve her şey O’nun tasarrufu ve yönetimi altındadır.” Kâinatta olan ve yaşanılan her şey, Allah’ın yaratması ve dilemesi iledir. Gerçek budur. Allah; yaratan, yaşatan, rızası gözetilen, yöneten, terbiye eden, hak ve adalet ölçüsü koyan tek bir ilah olarak bilinip tanınmadan kâinatı ve onun bir parçası olan insanı tanımak mümkün olmaz. Mümkün olmaz, çünkü eseri tanımak ancak müessiri tanımakla olur. Allah’ı hakkıyla tanıyan bir insan, O’nun “din ve düzen” olarak gösterdiği İslam yolundan ayrılıp şeytan ve yandaşlarının uydurduğu batıl “din ve düzenlerin” arkasına takılmaz. Çünkü Allah’ı hakkıyla tanıyanlar bilirler ki Allah, mülkün tek hâkimidir. İnsan da Allah’ın mülkündendir ve yapıp ettiği her şey, Allah’ın kendisine tanıdığı bir “cüzi irade” iledir. İnsan bu “cüzi irade” ile bu geçici imtihan dünyasında ya iman eder veya inkâr eder. “Allah dileseydi biz kâfir olmazdık” gibi sözlerle Allah’ın verdiği bu ruhsatı, inkâr ve isyanlarına gerekçe yapanlar, kendilerine tanınan bu ruhsat ile yaptıkları kötü tercihin suçunu Allah’a yıkma şeytanlığında bulunabiliyorlar. Hâlbuki Allah’ın rızası inkârda değil imandadır. ZÜMER 63-66: “Göklerin ve yerin anahtarları (mutlak hükümranlığı) O’nundur. Allah’ın ayetlerini(hak ve adalet ölçülerini)inkâr edenler, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. De ki: Ey cahiller, bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz? Andolsun ki, sana ve senden öncekilere de vahyolundu: “Eğer Allah’a (batıl din ve düzenlere saparak) ortak koşarsan amelin (yaptığın bütün güzel işler) boşa gider ve sen hüsrana uğrayanlardan olursun Hayır, yalnız Allah’a (emir ve yasaklarına uyarak) ibadet et ve şükredenlerden ol.” İnsandan istenen şey, dünya hayatını “iman ve cihat” olarak görmesi ve yaşamasıdır. Biz dünya hayatını, bu hayat için tasarlanmış yeryüzünde yaşıyoruz. Bu hayatın mahiyeti ise, Kur’an’da bize açık bir şekilde anlatılmıştır. ENAM 32: “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Muttaki olanlar (İslam’ı din ve düzen olarak yaşayanlar) için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?”Bu ayette dünya hayatı, bir oyun ve eğlence olarak tanımlanıyor. Bu oyun ve eğlencenin içinde insanın sahip olduğu şehvetler, arzular ve hazlar bulunmaktadır. ALİ İMRAN 14: “Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara, ekin tarla bağ bahçe gibi arazilere yönelik dünyevi zevkler, insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatının geçici şeyleridir…” Başka bir ayette ise dünya hayatı şöyle anlatılmaktadır. HADİD 20: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçıların hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur...” Kur’an bize bütün gerçekleri olduğu gibi anlatıyor ve asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu bildiriyor.

KÂFİRLER VE DÜNYA HAYATI

İnsanlar, Allah ve İslam konusunda farklı tavırlar içinde olmuşlardır. Takınılan tavırlara göre insanlar, mümin, kâfir, müşrik ve münafık sıfatlarından birisi ile anılırlar. Her ne kadar burada dört temel sıfat sayılmakta ise de gerçekte bu “iman ve küfür”den ibaret iki yoldur. Küfür yolunun yolcuları kâfirler, müşrikler ve münafık olanlardır. İşte bu küfür yolunun yolcularına dünya hayatı cazip kılınmıştır. Bunun sebebi bunların dünya hayatından başka bir hayata inanmamaları veya ahiret hayatını hafife almalarıdır. BAKARA 212: “Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden(inkârcı, müşrik ve münafık olan) kâfirlere, dünya hayatı çekici kılındı. Bu nedenle onlar inananlarla alay ederler…” Bunlar yeryüzünde Allah’ı ve İslam’ı hesaba katmadan bir ömür sürdükleri, haksız yere büyüklük taslamaları sebebiyle inkâr ettikleri veya hafife aldıkları ahiret hayatında alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaklardır. AHKAF 20: “İnkâr edenler ateşe (cehenneme) sunulacakları gün (onlara şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzelliklerinizi ve zevklerinizi tüketip yok ettiniz, onlarla yaşayıp saltanat sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz.” Hayatı sadece bu dünya hayatından ibaret sayan inkârcılara Allah, dünya hayatında arzu ettikleri her şeyi eksiksiz olarak vereceğini bildirmiştir. HUD 15: “Kim, (yalnız) dünya hayatını ve ziynetini (iktidarını) istemekte ise, işlerinin karşılığını orada (dünya hayatında) onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.”

İnkârcıların tercih ettikleri bu “materyalist yol” sonu cehenneme varacak bir sapıklıktır.

İBRAHİM 3: “Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan (din ve düzen olarak İslam’dan) alıkoyanlar ve onun (İslam’ın) eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler.” Bu gün dünyamızda iki yüze yakın devlette binlerce şahıs, kurum ve kuruluş, insanların Allah’a giden İslam yoluna pusu kurup, insanları kendi liderlerine bağlamak için çaba sarf ediyorlar. Bu çabalar boşunadır. Kâfirler, müşrikler ve münafıklar Allah’ı hakkıyla takdir edemediklerinden bu yolda yürüyerek ancak cehenneme koşuyorlar.

YERİMİZ

Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız. Yerimiz Milli Görüş’tür. Milli Görüş inancımızın görüşüdür. Batıl Batı; ABD’si, AB’si ve İsrail’i ile toptan küfrü temsil eden cephedir. Bizim yerimiz onların yanı olamaz. Milli Görüş iman edenlerin cephesidir. Saadete ancak SAADET ile ulaşılır. Selam hidayete tabi olanlara…