Bilmediğiniz bir adrese doğru ilerlemektesiniz. Fakat gittikçe yol uzamakta ve adresi bulmakta zorlanıyorsunuz. Caddeye doğru inerken elinizdeki adresi uzatıp ilk karşılaştığınız kişiye soruyorsunuz. Siz meramınızı ifade ederken önünüzde küçük bir insan adacığı oluşuveriyor. Güzel ülkemin güzel insanları diyor ve umutlanıyorsunuz. Fakat her kafadan bir ses çıkıyor ve her biri sizi farklı bir yöne doğru yönlendirmeye çalışıyor. Birkaç kişinin aynı yönü gösterdiği de oluyor. Konuşmaya susamış insanların çizdiği bu görüntü karşısında ne yapacağınızı bilemiyorsunuz.
Büyük bir şevkle size yol gösteren insanlardan hiç kuşku duymuyor ve gösterilen yöne doğru yöneliyorsunuz. Fakat biraz ilerlediğinizde anlıyorsunuz ki, gittiğiniz güzergâhla elinizdeki adresin hiç alakası yok. Öfke ile geri dönerken bu insanların bilmedikleri bir adres hakkında neden bu kadar hevesli olduklarını anlamaya çalışıyorsunuz. Kanımca bunun iki nedeni var:
1- Kalabalık şehirlerde insanlar konuşmaya ve birbirleri ile iletişim kurmaya hasret kalıyorlar. O yüzden bir konuda bilgi sahibi olsunlar olmasınlar kendilerini ortaya atıp iki kelam etmenin derdine düşüyorlar.
2- Toplumumuzda darda kalmış insana yardımcı olmak erdemden sayılır. Bu insanlar yol bilmeyen bir kişiye yol göstermenin iyilikten bir şube olduğunu biliyorlar.
Fakat ne olursa olsun bir kişi bilmediği bir konuda sessiz kalmayı tercih etmelidir. Bu hem kişinin kendisine hem karşı tarafa bir iyiliktir.
Tanıdığınız bir yakınınız vardır. Evinde titiz düzenli ve oldukça da maharetli bir hanımdır. Ziyaretine gittiğinizde, ortamın intizamına zarar getiririm diye tetikte durur ve bir türlü rahat edemezsiniz. Fakat aynı kişiyi sokakta ya da bir başkasının mekânında gördüğünüzde büyük bir şaşkınlık yaşar ve gözlerinize inanamazsınız. Bu kişi dışarıda evinde gösterdiği hassasiyeti göstermediği gibi alabildiğince dağıtmakta ve hatta tahrip etmektedir. Temiz titiz biridir dediğiniz bu kişi, elindeki çöpleri yola doğru fırlatmakta, misafirliğe gittiği arkadaşının evini çöp eve çevirmektedir. Sanırım bunun iki nedeni var:
1- Bu kişi özünde bencil bir kişidir. Başkalarının halini anlayamadığı gibi hakkaniyet noktasında da zayıftır. Dünyayı kendi merkezine aldığını sanmaktadır. Mekânına zarar gelmesin, çocukları mahrum kalmasın, eşi endişelenmesin, keyfi kaçmasın, hayatı bozulmasın diye her şeyi göze alırken aynı hassasiyeti başkaları için göstermemektedir. Çünkü onlar kendi alanı dışındaki kişilerdir.
2- Dışarı çıktığında evinde uyguladığı katı ve anlamsız kurallardan uzaklaşmakta ve kendini alabildiğince rahat hissetmektedir. Fakat orta yolu bulamadığında aşırı rahatlığa kaçmakta ve evinde yapamadığı şeyleri burada yapmaya kalkmaktadır. Kendisiyle ilgili yoğun çatışma halindedir fakat bunu bir şekilde kamufle etmeyi başarmaktadır.