Ülkemizde birkaç iktidar vardır. Bunların birincisi

serbest seçimlerle halkoyu ile başa geçen siyasi iktidardır.

İkinci iktidar medya iktidarıdır. Zamanımızda televizyon

kurmak, gazete yayınlamak çok büyük masraf ve sermaye gerektiren bir iştir.

Birtakım zengin azınlıklar medyayı ele geçirirlerse ülkede bir dengesizlik

olur. Büyük medyanın milli kimliğe, milli kültüre, sosyal barışa, toplumsal

mutabakata, ülke bütünlüğüne, temel insan hak ve hürriyetlerine saygılı ve

bağlı olması gerekir. Çoğunluğun oylarıyla başa geçen iktidar ile egemen

azınlıkların medyası çatışırsa o ülkenin taşları yerinden oynar.

Müslümanlar mı diyeyim, İslamcılar mı; onlar medyanın

önemini gereği gibi anlayamadılar ve ülkenin büyük ve güçlü tv lerine,

gazetelerine, ajanslarına dağıtım şirketlerine sahip olamadılar.

Müslümanların bu güçsüzlüğünün sebepleri nelerdir

1. Kendi aralarında tek bir ümmet olamayan, tek İmama

biat ve itaat edemeyen Müslümanların güçlü medya kurması mümkün olmaz.

2. Medya iktidarına sahip olabilmek için şehir,

medeniyet, yüksek kültür gerekir. Bu iş kırsal kesim, taşra, Bedeviyet

kültürüyle olmaz.

Türkiye de dönen dolapları, olup bitenleri, realiteyi

anlayabilmek için İbn Haldun un Mukaddimesi ni anlayarak okumuş olmak gerekir.

Müslümanların da büyük tirajlı gazeteleri var. Tiraj

baskı sayısı demektir. Bir gazetenin gerçek satışı bayi satışıdır. Bizim büyük

gazetelerimizden biri maşaallah muazzam miktarda basıyor ama gerçek bayi satışı

35.000 dir.

3. Müslümanlar Türkiye de çoğunluktadır ama onların

çocuklarını ve genç nesillerini yetiştirmek için İslami bir eğitim sistemleri

yoktur. Çoğunluğun kendi eğitim sistemi olmazsa o çoğunluk gerçek iktidar

olamaz, egemen azınlıkların darbelerine, tehditlerine, saldırılarına maruz

kalır.

4. Keyfiyet ve vasıf üstünlüğüne sahip olmayan bir

çoğunluk kuru kalabalıktan ibarettir. Keyfiyetli, vasıflı, güçlü, üstün

Müslümanlar neredelerde yetişir Gerçek İslam medreselerinde Gerçek İslam

mekteplerinde Gerçek İslam liselerinde Gerçek tasavvuf dergahlarında Lonca,

ahilik, fütüvvet teşkilatlarında Bugün Türkiye Müslümanları bu saydığım

kurumlara sahip değildir.

5. Büyük finans da ayrı bir iktidardır. Yakın tarih

göstermiştir ki, siyasi iktidarla para iktidarı çatışınca genellikle siyasi

iktidarlar savaşı kaybederler.

(İkinci yazı)

Evliyaya Dil Uzatan Nasipsizler

Birtakım dall ve mudil (sapmış ve saptıran) reformcu

ilahiyatçılar ve başkaları evliyaurrahman olan Hz. Abdülkadir Geylanî, Hz.

Seyyid Ahmed er-Rufaî, Şah Muhammed Bahauddin Nakşbend, Mevlana Celalüddin

Rumî, İmamı Rabbanî ve benzeri velilere dil uzatıyor, onları tahkir ediyor,

hattâ şirkle suçlayacak kadar ileri gidiyor.

Bu durum gerçekten esef vericidir. Ne günlere kaldık!..

Evliyaurrahman, Resûl-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya

Efendimizin dostları, vârisleri, halifeleri, takipçileridir.

Onlar Müslümanların velinimetleridir.

Onlar Kur anı, Sünneti en iyi anlamış, İslamı en iyi

yaşamış mü minlerdir.

Onlar Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeden kıl kadar

ayrılmamışlardır.

Onlar dünyayı ayaklarının altına almış zahid kişilerdir.

Onlar gerçek âbidlerdir.

Onlar ihlas, taqva, mürüvvet, fütüvvet, hizmet ve himmet

erbabıdır.

Onlar mâneviyat aleminin sultanlarıdır.

Onlar ordulardan daha fazla fütuhat yapmıştır.

Her mü minin onlara teşekkür ve minnet borcu vardır.

Onlar hidayet ve irşad meş aleleridir.

Onlara uyan aziz, onları zem ve tahkir eden zelil olur.

Şu Anadolumuza bakalım: Şehirlerimizde mânevî valiler

vardır. Konyada Mevlana, Ankarada Hacı Bayram Veli, Kastamonuda Şabanı Veli,

Bursada Emir Sultan, Karsta Hasan Harakanî ve daha niceleri Dünya valileri

gelir gider Mâneviyat valilerinin hizmetleri, himmetleri, bereketleri,

yümnleri devam eder.

Şeriatsız İslam olmaz Şeriatsız elbette tasavvuf,

tarikat ve evliya olmaz Dinimizi ayakta tutmak istiyorsak Şeriata ve Tarikata

sarılmamız gerekir. Birtakım sahtekarlardan yılıp, gerçek tarikatı, gerçek

tasavvufu, gerçek meşayihi, gerçek evliyayı inkar etmek cinnet ve intihar olur.

Evliyaurrahman hazeratı insanları hidayete, ebedî

mutluluğa, Muhammedî yola götürür. Onları seven, onlar gibi olmaya çalışan,

onların öğütlerini dinleyenler Mevlalarını bulur, onları tahkir eden

nasipsizler belalarını bulur.

Gerçek evliyanın itikadları sahihtir, Ehl-i Sünnet

itikadıdır.

Onlar namazı dosdoğru kılmışlardır. Onlar şeklen ve

resmen değil, gönülden, tam bir ihlas ve teslimiyetle ibadet etmişlerdir.

Müslümanların evliyaya irtibatlı olması gerekir. Evliya

ile irtibatı olan, Resulullah ile irtibatlanmış olur.

Nice evliyaullah eserleriyle asırlar ötesinden

Müslümanlara hizmet etmektedir.

Hüccetülislam ve Zeynüddin İmamı Gazalî hazretleri bin

yıla yakın bir zaman ötesinden hocalık ve üstadlık yaparak Müslümanları irşad

ve terbiye ediyor.

Medreseler kapatıldıktan sonra bu coğrafyada İslam,

yeraltına inmiş tarikatlar ve tasavvuf tarafından ayakta tutulmuştur.

On dokuzuncu yüzyılda Kafkasyada emperyalist Çarlık

ordularına karşı Şeyh Şamilin ve diğer imamların kumanda ettiği dervişler

ordusu kırk yıl mücadele ve mücahede etmiştir.

Günümüzde tasavvufa, tarikatlara, şeyhlere, dervişlere

düşmanlık edenlere bakınız. Kur ana ve Sünnete uymuyorlar. ABD, Siyonizm,

emperyalizmin, İslam düşmanları ile ittifak yapıyorlar. İsrailin en büyük

dostları tasavvuf düşmanlarıdır.

Bozuk bir din alimi yüzünden din ilimleri, fıkıh ve

Şeriat inkar edilemeyeceği gibi; bozuk tasavvufçular, müteşeyyih yüzünden de

tasavvuf ve tarikat inkar edilemez.

Evliya, tarikat, tasavvuf düşmanları ıslah perdesi

altında korkunç tahribat yapmaktadır.

Dinin zâhirine, Şeriata, fıkha bağlı ve uygun tasavvuf ve

tarikat; şu küfür, isyan, tuğyan, fetret, azgınlık devrinde Müslümanlar için

bir keşti-i Nuh, bir can yeleğidir.

İtikadımızı tashih edelim, namazı kılalım, dinin zahir

ahkamına uyalım ve evliyaurrahmanın, Pîran hazeratının, Sadat-ı kiramın

eteklerine yapışalım.

05.07.2013