Meclis tarihimizin en kısa siyasi parti grup konuşması,

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ın, Seni başkan yaptırmayacağız cümlesini

üç kez tekrarlamasıydı. 7 Haziran da yüzde 13 lük oy, 80 milletvekiliyle

meclise giren, sırtını PKK ya yaslayan bu partinin oy potansiyeli herkesin

hesaplarını altüst etti. Başkanlık tartışmaları bu seçimle bir anda inkıtaya

uğradı. Daha sonraki süreçte MHP nin hayırcı tavrı, CHP nin kırmızıçizgilerini

koalisyonla buluşturamaması, alınan tekrar seçim kararı ve halkın önüne yeniden

gelen sandık. 1 Kasım seçimleri aslında Başkanlık Rejiminin oylandığı, bir

nevi referandum niteliği taşımıyordu. Ama AK Parti kadrolarını bile şaşırtan

sandık tablosuyla birlikte, seçimlerin ertesi günü, özellikle yandaş medya

aracılığıyla, daha meclis grupları oluşmadan, milletvekilleri yemin bile

etmeden, hükümet kurulmadan, Başkanlık Sistemi temcit pilavı gibi yine

önümüze konuldu. Başkanlık sistemi, başkanlık sistemi Türkiye ye özgü, Türk

tipi başkanlık sistemi

Bu konudaki fikrim değişmedi, kim ne söylerse söylesin

değişmez Başkanlık sistemi, demokratik parlamenter sistemin bile tam manasıyla

yerli yerine oturmadığı ülkemizde, bana göre ülkemiz siyasetçilerinin elinde

ancak kötü bir oyuncak olur. Benim eleştirim isimler üzerinden değil, sistemin

kendisiyle ilgilidir, açık konuşalım.

Çünkü vekilliği kırmızı ışıkta geçme hakkı olarak

algılayan, oturduğu makamının kudretiyle kendisini bulunmaz Hint Kumaşı olarak

görenlere yeni kudretler bahşetmek, onlara lütuf, halka yeni eziyet kapıları

açmaktır. Siyasetin iteleyerek makam sunduğu, sadece bu vasıflarıyla halkın

üzerine binmeye çalışan bürokratların bile bu kadar çok olduğu bir ülkede,

zorlamayla getirilmeye çalışılan bu sistem başka bir boyuta evrilecektir, buna

inanın. 

Bu ülkede diktatörlük, mevcut şekliyle asla olmaz,

olamaz Zira aklı hür, vicdanı hür birileri var olduğu müddetçe, var olan

sistem kendisini korur. Nasıl Adaletle, hakkaniyetle, hak ile yargı

bağımsızlığı ile medya özgürlüğü ile kişisel özgürlüklerin büyütülmesi ile...

Amerika da, Fransa da ya da başka bir ülkede başkanlık

sisteminin tıkır tıkır işlediğini söylemek benim için çok manasızdır, abesle

iştigaldir. Tam başkanlık sistemiymiş, yarı başkanlık sistemiymiş Part-time

başkanlık sistemiymiş Bize en güzel uyacak, tam üzerimize takım elbise gibi

giyeceğimiz sistemmiş Bunlar, halkın kafasını karıştırmak, zihnini bulandırmak

ve algıları yönlendirmek için yapılan boş tartışmalardır. Televizyonlarda bu

tartışmaları yapan insanları izlerken, acı acı tebessüm ediyorum. Sahibinin

sesi olduğunu bildiğim tiplerin, kendilerinin çalıp kendilerinin oynadığı,

körler sağırlar birbirini ağırlar şeklindeki güzellemeler beni ancak

güldürüyor.

Seçimin ertesi gecesi, YSK nın bile tarafsız olmadığına

hükmedip RTÜK eliyle nostaljik belgeseller yayınlama cezası verdiği, adını da

vereyim A Haber de seçimi yorumlayan bir gazeteci gözüme çarptı Beyzademiz

açık açık dedi ki: Bana göre HDP barajı geçmemeliydi, MHP de geçmemeliydi

Beyzadem, ben de kafanızın arkasında duran, dilinizin ucuna gelip de

diyemediklerinizi söyleyeyim tam olsun bari: Sana göre CHP de barajı

geçmeliydi Yani, meclisteki 550 sandalyenin tamamını AKP almalıydı, siz ve

moderatörünüz orda keyifli keyifli başka geyikler döndürmeliydiniz

İşte, onların zihinlerindeki Türkiye deki siyaset

tasavvuru bu! Bir de başkanlık sistemi olsa acaba ne konuşurlar ve ne yaparlar

Herhalde bizim gibi düşünenlere Avrupalıların kapılarında tel örgü çekip

copladığı türden, kendi memleketimizde mülteci muamelesi yaparlar! Değil mi

ama!