Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

“Depremler de Allah’ın ayetlerindendir”

Bu başlık altında Ali Haydar Haksal’ın hatırlattıkları: “Yaşanan büyük depremin ardından insanların tutumları ifadelerinde kendini tam anlamıyla bulur ve yansıtır. İnsanları anlamak için birebir muhatap olmaya gerek kalmıyor şu zamanda. Eskiden anlayışlarını belirtenleri ancak yazılı medya üzerinden görebiliyorduk. Şimdi ise herkesin elinin altında nesneleri var, buradan kimin aklına ne geliyorsa, kimden etkileniyorlarsa, nasıl bir anlayışa sahiplerse orada kendilerini belli ediyorlar. İnsanın kendisi de Allah’ın ayetidir, yarattığı bir nişanesidir. Doğduğu gibi ölüyor da. Bu da bir gerçek. Ne kendinden ne de ölümden kaçabiliyor. Ölümün insanları nasıl gelip bulduğu hiç belli olmuyor. Ruhlarında ve kalplerinde isyan bayrağı bulunanlar isyan etmenin bir yolunu bulurlar. Depremdeki yıkımlarda, can kayıplarında insanların hatalarından da kaynaklandığı bir gerçek. Bu, insanın ölmeyeceği anlamına gelmiyor. Felaketler sadece depremlerden kaynaklanmıyor. Deprem öyle bir olgudur ki sarsıntısı tam anlamıyla çeşitliliği büyüklüklerine ve durumlarına göre kimi zaman ortaya çıkıyor. Yakın zamanlarda Amerika kıtasındaki büyük boraların, kar fırtınalarının insanları nasıl helak ettiğini duyduk, gördük, öğrendik. Tsunami diye bir olayla da yüzleştik. Binlerce insan dalgalara kapıldı. Sel felaketlerinin ve daha başkalarının da yaşandığı bir dünyadayız. Deprem, bunların içinde insan ruhunu en derinden etkileyen bir oluş. İnsanlar depremin kendisine engel olamıyor, olamayacak. Buna gücü yetmiyor. Tedbirlerle bunu hafifletebiliyor. Kaldı ki hele hele daha şiddetlisi gelince ona karşı hangi tedbir durdurabilir, dayanabilir? Yaşanmakta olan bu büyük acının tanımı yapılamıyor. İnsanların çığlıkları, iniltileri ya da gözleme dayanan görüntülerin insanda bırakacağı etki kolay kolay unutulamaz ve silinemez…”

“Jeopolitik düzlemde oynayan fay hatları”

Bu başlık altında Yahya Bostan’ın hatırlattıkları ile devam edelim: “Balkan Savaşları ve Cihan Harbi geçtiğimiz yüzyılda memleketimizin insani, sosyolojik ve ekonomik anlamda yaşadığı en büyük felaketlerdi. Bu zorlu süreç geride büyük insani kayıplar, harap olmuş bir memleket, tükenmiş bir ekonomi bıraktı. Kurtuluş Savaşı bu yenilgilerin ardından büyük bedeller ödenerek kazanıldı. Tablo öyle gösteriyor ki Kahramanmaraş merkezli depremler o günden bu yana devlet ve toplum olarak yüzleştiğimiz en büyük imtihandır. Şiddeti, birbirini tetikleyen ardıl depremleri, yıkıcı etkisi ve sonuçlarıyla yakın tarihte eşine az rastlanan, büyük, çok büyük bir felakettir. Depremler geniş bir bölgeyi etkilemiş, şehirlerimizi yıkmış, insanlarımızı hayattan koparmış, çetin kış şartlarıyla birleşince namütenahi imkanlara sahip Türkiye Cumhuriyeti devletinin bile müdahale sınırlarını zorlamıştır. Depremin yaralarını hep birlikte saracak, düştüğümüz yerden birbirimize tutunarak kalkacağız. Ancak bunu yaparken Türkiye’nin geleceğini etkileyecek eğilimleri de takip etmek zorundayız. Suriye’de yaşanması muhtemel gelişmelere işaret ediyorum. Jeopolitik düzlemde oynayan fay hatlarına.”

“Asrın felaketi ve bize düşen görevler...”

Bu başlık altında Fatma Barbarosoğlu’nun hatırlattıkları: “Öncelikler sıralamasına riayet etmek şartıyla hepimizin yapacağı işler var, bu işleri bir ya da birkaç gün değil, haftalarca, aylarca, yıllarca yapmamız gerektiğini idrak edelim. Şu an her birimiz bulunduğumuz yerde günlük, haftalık, aylık seferberlik planlaması yapalım. Planlamamızın sürdürülebilir olmasına dikkat edelim. Yerine getiremeyeceğimiz vaatlerde bulunmayalım. Yolumuz uzun ve meşakkatli. Ekonomik olarak yaşadığımız sıkıntıya asrın felaketi de eklendi. Allah bu acıyı unutturmasın. Bu uzun yolda acıdan kavrulanları sadece dinleyelim, onları tevekküle davet etmeye kalkmayalım. Densiz açıklamada bulunan akademisyenleri, siyasileri savunmaya hiç niyet etmeyelim. Yanlışa yanlış demekten korkmayalım. Yanlışa yanlış derken niyetimiz o yanlışın bir daha tekrar etmemesi olmalı. Herkes kendi meşrebince yaşıyor asrın felaketini ve kalbi olanlar sorumluluğunu yerine getirmek için herkesten yardım istiyor.” (Devamı var…)