Kuşkusuz iyimser olmak güzeldir. Amma iyimserlikte ölçüyü kaçırmamak gerektir.
Yani akıntıya karşı kürek çekerken tam yol ilerliyoruz diye sevinmemek lazımdır.
Ülke ekonomisinin içinde yaşadığı zorluklar cümle âlemin malumu iken her şeyi güllük gülistanlık gibi göstermeye çalışmak kendi kendini kandırmaktan başka bir anlam taşımaz!
Tamam, tüm dünya bir ekonomik darboğazdan geçiyor.
Ancak dünya ülkelerinin çoğunda enflasyon yüzde 10’u bile bulmamışken sizin ülkenizde enflasyon resmi rakamlara göre yüzde 80’lere, özel hesaplamalara göreyse yüzde 160’lara merdiven dayamışken “ekonomi iyi durumda” demek hayra alamet olmasa gerektir.
Böyle bir ifadenin “Şükürler olsun, dünya enflasyon şampiyonu olduk” diye sevinmekten farkı var mı?
Enflasyonunuz tavan yaparken!
Döviz kurları bir türlü dizginlenemezken!
Marketlerde etiketler her gün yenilenirken!
“Ekonomimiz sağlam, tam yol ilerliyoruz” demek, sokaktaki vatandaşlarla kafa bulmak gibi olmuyor mu?
Evet, iyimser olmak güzeldir.
Yarım bardak suya bakıp yarısı boş diye üzülmek yerine hiç olmazsa yarısı dolu diye sevinmek elbette daha doğrudur.
Amma iyimserlikte ölçüyü kaçırmamak şarttır.
Zira iyimserlikte ölçü kaçırılacak olursa içinde bulunulan durum hakkında fikir sahibi olmak mümkün değildir.
İyimserlikte ölçüyü kaçırmak “gerçeklerle yüzleşmeyi” geciktirir.
İyimserlikte ölçüyü kaçırmak, yapılan yanlışların farkına varmayı da geciktirir.
Gerçeklerle yüzleşmeyince, yapılan yanlışlıkların farkına varmayınca da gereken tedbirler alınamaz!
Böyle bir hal, karlı bir havada yolunu kaybeden adamın kendi ayak izlerini görünce kendinden önce birinin oradan geçmiş olduğu zannı ile kendi ayak izlerinin peşine takılmasından farksız olur.
Yani kısır bir döngü içine girilir.
Aynı hata, aynı yanlış tekrarlanır durur!
Yaşanan zorluklar karşısında karamsar olmak ne kadar yersiz ise ölçüsüz iyimserlik de o kadar kötüdür.
İtidal üzere olmak en güzelidir.
Güçlüklerin aşılması için sabırlı olmak ve gereksiz yani yersiz iyimserlikten uzak durmak şarttır.
Gerçekleri kabullenmek en güzelidir.