Seçim maratonunda sona doğru hızla ilerliyoruz. Adaylar ve partiler son kozlarını oynuyor. Sona doğru yaklaştıkça nefis siyaseti yapanların daha bir hırçınlıkları artıyor.

Çirkeflik dozları maksimum düzeyde seyrediyor. Şeytanı bile şaşkına çevirecek, akla hayale gelmeyecek yöntemlere başvuruyorlar.

Koltuk uğruna davasını satanlar, makam sahibi olmak için her “çirkin” yolu meşru görüyorlar. Dava satmakta o kadar ileri gittiler ki, hırstan gözleri hiçbir şey görmez oldu.

Öyle saldırganlaştılar ki, yanlışları savunmaları bir yana; sanki ülkeyi bu hale Saadet Partililer getirdi. Suriye savaşını başlatan, 17 Aralık kasetlerini deşifre eden, ülkedeki ahlaksızlığı, işsizliği, işbirlikçiliği, yozlaşmayı, intiharları, boşanmaları artıran sanki Saadet…

Dahası var. Kimi dini kisveye bürünen şahıslar, Muhterem Hoca Efendileri istismar ederek, onların adına teb’aya, bağlılara ve gönüldaşlara mesajlar çekiyor.

“Bu seçimde de falanca evladımızı destekleyelim. İnanmıyorsanız falan numarayı arayın” diye. Belirtilen numarayı ararsınız, numara sürekli meşgul veya cevap vermez.

Acaba kıyamet günü bu yaptıklarının hesabını nasıl vereceklerini düşünüyorlar mı Yoksa kendileri muaf tutulup, “sorgu” yalnızca sade vatandaşa, “sıradan insanlara” mı olacak sanıyorlar

Tabi üst kadroda bulunanların da bu oyunlar karşısında sukut eyleyip “sessiz” kalmaları, onları da yapılan “yanlışa” ortak eder. 

***

Gelelim mitinglere… İnancı uğrunda büyük bir ideal etrafında kenetlenen ve dava mücadelesi veren Saadet Partililerin, uğruna can feda edilecek kutsal dava olarak gördükleri bu yolda bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da ellerinden gelen her türlü fedakârlığı yapacaklarına eminiz.

Her seçimin bir “seferberlik” olduğu düşüncesinden hareketle, ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcı, camiamız için de yeni bir milat olacak olan 30 Mart seçimlerine günler kala tüm gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz.

Bugün küsüp kenara çekilip, seçimden sonra ortaya çıkmanın, çalışmaya başlamanın bir anlamı olmaz. Ne imkân varsa, bugün ortaya konmalıdır.

Teşkilat mensupları çok iyi bilir ki; seçim kampanyalarının en önemli üç günü vardır. Bunlardan birincisi, adayların ilan edilişinin son günü olan (18 Şubat) tarihidir.

İkincisi, ilinizde/ilçenizde yapılacak olan miting günüdür.

Üçüncüsü de seçim gününün ta kendisidir. (30 Mart) “Seçim sandıkta kazanılır” kuralı meşhurdur.

Aday belirleme süreci başarıyla atlatıldıktan sonra, davaya gönül verenlerin en önemli görevi miting gününe hazırlıktır.

***

Mitingler, siyasi partilerin halka dönük mesaj verdiği, kendini tanıtma fırsatı bulduğu günlerdir. Mitinge bizzat gelmeyenler bile, çevreden soruşturarak partinizin mitinginin nasıl geçtiğini merak eder öğrenirler. Kararsız seçmen bu havadan etkilenir.

Mitinginiz kalabalık olursa, orada “ipi göğüsleyeceksiniz” demektir. Mitinginiz zayıf geçerse, siz “orada yoksunuz” demektir.

Bunun içindir ki, iktidar partisi mitinglerine büyük önem vermekte, 400 km yarıçaptaki tüm il ve ilçelerden miting alanlarına insan taşımakta, kamu taşeron firmalardan, bağımlı işverenlerden otobüslerle mitinglere eleman yığmakta, hatta miting alanlarında “yoklama” almaktadır.

Bu nedenledir ki, yılgınlık göstermeden, mitinglere en geniş katılımlar sağlamak için var gücümüzle çaba sarf edilmelidir.

Mitinge sadece katılım bir teşkilat mensubu için “yeterli” değildir. Yabancılar katılır, teşkilat mensubu başkalarının katılımını sağlar. Örneğin baş müşahitse sandığındaki oy vermesi muhtemel herkesi davet etmeli, çoluk-çocuğu, dostları ve çevresiyle birlikte iştirak etmelidir.

Unutulmamalıdır ki, cihat ruhu taşıyan bir kimse için, miting alanlarında bulunmak cenk meydanında bulunmak kadar önemlidir.

Her Saadet Partili, seçimi milleti, memleketi ve insanlık için kurtuluş ve iki cihan saadetine giden yol olarak görür.