İstiska namazının belirlenmiş herhangi bir vakti yoktur.
Bayram namazı vaktine de bağlı değildir. Ancak, bu namazın namaz kılmak
yasaklanan vakitlerde kılınamayacağı hususunda ihtilaf yoktur. Çünkü istiska
namazının vakti geniştir. Bu namazı yasak vakitte kılmaya ihtiyaç
bulunmamaktadır. Eğer insanlar namazlarının peşinden yahut cuma hutbesinin
peşinden yağmur duası yaparlarsa sünnete uygun hareket etmiş olurlar. Namaz
kılmadan sadece dua ederek yağmur duası yapmak da caizdir. Hz. Ömer (R.A.)
zamanında insanlara kuraklık isabet etti. Hz. Ömer (R.A.) minbere çıktı, yağmur
duası yaptı, sadece istiğfar etti, sonra minberden indi. O na dediler ki:
- Ya Emîrelmü minin! Yağmur duası yaptığını duymadık!
Şöyle buyurdu:
- Ben, yağmuru göklerin anahtarı ile istedim ki, yağmur
onunla yağar. Sonra şu ayet-i kerimeyi okudu:
Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok
bağışlayıcıdır. Mağfiret dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.
Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için
ırmaklar akıtsın.
Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin; sonra da O na
tevbe edin ki, üzerinize göğü yani yağmuru bol bol göndersin ve kuvvetinize
kuvvet katsın. Günah işleyerek ALLAH Teâlâ dan yüz çevirmeyin. , Müslümanlar
yağmur duasına çıkarlarken çocuklarını, evcil hayvanlarla onların yavrularını
beraberlerinde götürürler. Çocukları ve yavruları bir müddet analarından
uzaklaştırırlar. Böylece üzüntülü bir hal içinde zayıflara ve ihtiyarlara dua
ettirerek kendileri de amîn derler. Üzüntü, tevazu, kalb yumuşaklığı ve büyük
bir teslimiyet içinde ALLAH Teâlâ nın rahmet ve yardımı istenir. Ebû Derda (R.A.)den rivayete göre
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: Bana zayıfları çağırınız da ben onların
yüzüsuyu hürmetine ALLAH Teâlâ dan düşmanlara karşı zafer dileyeyim. Çünkü siz
ancak za¬yıflarınızın duası bereketi ile nzıklandırılır ve yardım
edilirsi¬niz... buyurdu. Bunun sebebi
de: Zayıfların kalbleri dünya ilişkisinden boş olduğu ve vicdanları kendilerine
ALLAH Teâlâ dan kesecek şeylerden duru bulunduğu için onların ibâdetleri daha ihlâslı
olur. Bu sebeple onlar himmetlerini bir yaparlar da amelleri artar ve duaları
kabul olunur.
Fakir, yoksul deyip geçmeyin. Onların arasında ALLAH
Teâlâ ya çok yakın olanlar vardır. O gönlü kırıkların duası, hiçbir engele
çarpmadan doğrudan Cenâb-ı Hakk ın yüce katına ulaşır. Onlar; paramız, pulumuz
yok diye sızlanmazlar. Dünyada sahip olamadıklarının kat kat fazlasını ahirette
elde edeceklerinden şüphe etmezler. Bu sebeple alın yazılarından dolayı
şikâyette bulunmazlar. Her şeyin ALLAH Teâlâ dan geldiğini ve onun öyle münasip
gördüğünü bilirler. O nun asla kuluna zulmetmeyeceğine gönülden inanırlar ve
hâllerine hamd ederler. İşte bu sebeple
ey müslümanlar, fakir ve çaresiz mü minlerin sizin için bir nimet olduğunu
bilin. Onların sevgisini kazanmaya ve dualarını almaya bakın!.. Kısacası: Öyle
yoksul ve çâresiz kimseler vardır ki, dünyaya aşırı bağlı olmadıkları için
duaları daha samimi, ibadetleri daha içtendir. Bu sebeple onların gönlünü
kazanmalı ve dualarını almalıdır. Bütün insanlara, özellikle de güçsüzlere ve
gönlü kırıklara karşı mütevâzi olmalıdır.
Nûh sûresi:10-12 Hûd sûresi:52
Beyhekî,
Es-Sünenül-Kübra, İstiska:15, No:6518, 5/167
Ebû Davud,
Cihad:77, No:2594, 2/38; Buharî, Cihad:75, Tirmizi, Cihad:24