Adları süper güç. Şimdilik tabi. Pek yakında isimlerinin önüne gelen “süper güç” tanımlaması değişecek, bunu hep birlikte göreceğiz.
Batılı müstevlilerin ne yapmak istedikleri belli. Şöyle özetlemek mümkün:
1-İsrail’in güvenliğini sağlamak.
2-Enerji kaynaklarına sahip olmak.
3-Kontratı uzatmak.
Allah gani gani rahmet eylesin. Erbakan Hocamız yıllar öncesi Suriye savaşı konusunda uyarmıştı. Çünkü herkes mışıl mışıl uyumaktaydı. “Yat yat uyu. Uyu uyu yat” diye öğretilmedi mi? denilebilir. Fakat bu kadar uyku çok fazla. O öğreti de zaten yanlış...
Yani, biz, bir zalimin başka zalimlerce vurulmasını doğru bulmuyoruz; bir zalimin gönderilmesi ve yerine başka bir zalimin getirilmesini hiç doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz. Ayrıca, ABD’nin Müslüman topraklara yapmış olduğu hava saldırısının karşısında olduğumuzu da ilan ediyoruz
Efendim, dilerseniz, şu hatırlatmayı da yapalım ve konuya öyle girelim. Libya...
Dönemin TC Başbakanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ne demişti, Libya’ya hücuma hazırlanan NATO ülkelerine: “NATO’nun Libya’da ne işi var?” İşte, aynı zat, çok kısa bir zamanda ülkeyi NATO ile birlikte Libya’ya karşı savaşa soktu.
Libya, şimdi, daha mı iyi oldu?
Hayır.
Türkiye dostu olan Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, dünyanın gözü önünde hunharca katledildi. Başta uygar dünya(!) olmak üzere, diğerleri de seyrettiler.
Şimdi de NATO’nun başında bulunan emperyalist devletler Suriye’ye saldırdılar.
Tam da burada sormak lazım: Onları davet eden kim?
Gene aynı kişi. R. Tayyip Erdoğan. TC Cumhurbaşkanı. Şimdi, statüsü yükselmiş, hepsi o kadar. Benzer ikircikli tavır, Irak savaşında da yaşanmıştı. Malum, o konuda da Hocamız uyarmıştı. Gene ders alan yok.
Ya şimdi?
Hani, o esip gürlemeler?
ABD’ye, AB ülkelerine...
Irak’ta ne oldu?
1,5-2 milyon insan hayatını kaybetti. Yaşanan diğer acılar da işin cabası.
Bu ve benzeri, birçok sorunlar yaşandı ve hâlâ da yaşanmaktadır. Ayrıca, ABD’nin bahsettiği kimyasal veya nükleer silahlar da Irak’tan çıkmadı. Yaşananlar, bunların sicillerinin bozuk olduğunu gösteriyor. Bu tespiti yapmak, kimyasal silah kullanılmasını hoş görmek, anlamına gelmez elbette.
Peki, şimdi ne yapılmalı?
Bizimkisi tabii: “Tünelden önceki son çıkış” kabilinden bir uyarı!
- “Denize düşen yılana sarılır” anlayışı hızla terk edilmeli.
- Ne ABD, ne Rusya duruşu sergilenmelidir.
- D-8’ler harekete geçirilmelidir.
Beşşar Esad’ın sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söyleyen yok. Ancak, Suriye’ye Batılı ülkeler davet edilmesi çok yanlış. Müdahale, D-8’ler eliyle yapılmalıdır. Bakın, özellikle, sosyal medyada dolaşan o fotoğraflar her şeyi anlatmakta: Türkiye’nin girdiği Afrin’de hayat devam ederken, diğerlerinin operasyon yaptığı şehirler tamamen harabeye dönmüş vaziyetteler.
İşte, onun için, biz, D-8’lerin harekete geçirilmesinin gerekliliği üzerinde duruyoruz. Tabii, buna paralel olarak Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve de, İncirlik Üssü’nün kapatılması gerektiğini de bir kez daha ifade edelim.
Bu hırçınlıklar niçin yapılmakta?
Bakınız, Batı tıkandı. Bunların şu saatten sonra yeni bir şey üretecekleri yok. Şimdiye kadar biriktirdikleriyle bundan sonra idare edeceklerdir. O da; güç gösterisi ile sindirme şeklinde cereyan edeceğe benziyor; olanlara aldanmamak lazım.
Yarın çok geç olmadan, emperyalist ülkeler daha çok yeri istila etmeden, bu kararlı duruş bir an önce sergilenmelidir.