Acaba
diyorum, Milli Takım Macaristan ve Romanya maçlarını oynamadan Avcı kardeşime
teşekkür edip, Terim operasyonunu yapsaydık, bu salı gecesi neyi kutluyorduk
Mehmet Ali Aydınlar kardeşim Abdullah Avcı ismini nereden kafasına soktu bunu
da öğrenmek isterim doğrusu... Kaldı ki Aydınlar yılların spor adamıdır. Yani
kolay kolay faka basmaz. Ama oldu işte bir kere. Şimdi ben milli takım olarak
bu müthiş zafere rağmen en azından ikinci olup baraj maçı oynayamazsam kime,
nasıl veryansın edeyim Hadi Aydınlar bu hatayı işledi. Ya sen Demirören Daha
önce, yani geçen sezon yol yakınken neden Terimi aklına getirmedin Ya da daha
deneyimli bir hocayı...
Bu
yakınmalardan sonra maça geçelim. Terim hoca Rumen takımını mükemmel analiz
etmiş. Neydi en büyük özellikleri Sizlere bu sütunlarda geçenlerde söz
etmiştim. Demiştim ki, isimleri bir kenara bırakalım, sekiz ve on
numaraları, öndeki uç adamından da (Marica) yardım alarak dikine çok
tehlikeli toplar getiriyorlar. Bu nedenle bizim orta alan mutlaka ama mutlaka
önden de yardım alarak bu işlevi etkisiz kılmalıdır. Öyle de yaptık. Arda ve
Gökhan her ne kadar kenar oyuncuları gibi durdularsa da devamlı ortaya girerek
Topal ve Selçukla Semihle Serdarın önünde kalabalık bir karşılayıcı blok
oluşturdular. Ve böylece de belki de son yirmi maçtır hiç bu kadar orta alanda
top kazanmadık, rakibi bozmadık... Arda ile Gökhan top bize geçtiğinde de
serbest oynayarak onların bu iki önemli elemanını hayli yordular. Bu nedenle de
Rumen takımı kenar beklerine ve onların önündeki yetersiz elemanlara kaldı
hücum işleri için... Bir de Rumen takımı oyunu ezberlemiş. Yani kalıp
oynuyorlar. Bu yüzden de çıkarken çok top kaptırıyorlar. Tabii ki bu maçta da
yukarıda yazdığım gibi yaptığımız dörtlü karşılama yüzünden arızaya uğradılar.
Geriye oynadıklarında da bozuluyorlar. Biz bunları iyi analiz etmişiz ve
böylece de taktiğimiz hemen hemen maç boyunca işledi. İşte bu yüzden de kolay
kolay Terim olunmuyor.
İlla ki
eleştirmek gerekli midir derseniz. Onu da yapayım. Burakın çıkıp orta
alanı Olcayla takviye etmek, tamam... Yani iki uç adamından bire inmek... Ama
sonra maç 1-0 devam ederken yeniden iki uç adamına dönmek de ne Mevlut golü
attı ya, bu sorulur mu derseniz, sormak gerekir ki, tarafsız, doğru
analiz yapmış olalım. Ersanın girişi ise son dakikalardaki rakibin doldur
boşaltına bir önlem. Ama futbol bu işte, Ersanın adamı da az kalsın maçı 1-1
yapıyordu. Kafa Volkanın kacağına gitti.
Sonuç olarak
yaşayan matematiksel şansımızı, hem de 2-0la zam yaparak sürdürdük. Şimdi
Estonya ve Hollanda var. İki maçı da kazanmak şart. Çünkü onların bir
Estonyası, bir de Andorrası var. Onların altı puanı ve averaj şansı bizden
çok yüksek. Tabii ki kağıt üzerinde... Hani derler ya, gel de yanma diye...
İşte bu başlığı Ekim ayının 15inde atmayı hiç mi hiç istemiyorum. Ama Milli
Takımı buraya sürükleyenlerden de hesap soracağız tabii ki... Zaten soruyoruz
da...