Yalanın, sahtekarlığın, ikiyüzlülüğün kol gezdiği bir
dünyada yaşıyor olmak, ölmeden cezalandırılmak anlamına gelir mi bilemiyorum
ama böyle bir dünyada yaşamak kesinlikle acı verici.
Uluslararası ilişkileri bile çıkarların belirlediği ve
şekillendirdiği bir dünyada hakkın hâkim olmasını beklemek mümkün olabilir mi
Gücü elinde bulunduranların son sözü söylediği, bunların ölçülerinin adalet
değil, ülkesel ve dinsel çıkarlar olduğunu görememek için ya cahil ya da uşak
ruhlu olmak gerekiyor. Suriye de iki yılı aşkın bir süreden beri devam eden
çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 100 binle ifade edildiği bir
ortamdan hiçbir üzüntü ve acı duymadan seyredenlerin, kimyasal silah kullanılması
ile biraz olsun yerlerinden oynamaları, Suriye ye müdahaleyi gündeme
getirmeleri bile küresel güçlerin ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyordu. Çünkü,
bu güçler iki yıldan beri çeşitli yollarla öldürülen insanları öldürülmüş kabul
etmedikleri, bunun için Esad ın kimyasal silah kullanmasını bekledikleri
görülüyor. Ne var ki, Esad ın kimyasal silah kullanması da yaptığı katliamların
hesabını vermesini gündeme getirmedi. Böyle olmasaydı, günlerden beri Suriye ye
müdahale gündeme getirilip ardından, eğer
Esad kimyasal silahları teslim ederse müdahaleden vazgeçileceği bizzat Obama
tarafından ifade edilir miydi .. Bu ise, Kimyasalı ver, klasik silahlarla
katliamını sürdür anlamına gelmez mi .
Böyle olunca da ABD ve koalisyon ortakları için Suriye ya da bir başka Müslüman ülkede
yöneticiler tarafından insanların öldürülmesinin bir önemi olmadığını düşünmek
yanlış olur mu .. Önemli olan kendi insanlarını öldüren katillerin ellerinde
özellikle İsrail e yönelik tehlike oluşturacak kimyasal silah bulunup bulunmaması.
Hemen belirtelim ki, ABD ve yandaşları Esad ın elinde bulunan kimyasal
silahların bir takım örgütlerin eline geçmeyeceğinden ve söz konusu örgütler
tarafında İsrail e karşı kullanılmayacağından emin olsalar bilinsin ki
kesinlikle Esad a yönelik müdahale gündeme hiç gelmezdi. Bugün gelinen noktada
görüne o ki, ABD ve koalisyon ortaklarını rahatsız eden Esad ın kimyasal
silahlara sahip olması ve bu silahları kullanarak bin 300 Suriyelinin hayatını
kaybetmiş olması değildir. Çünkü onlar için Müslümanların ölmesi üzüntü değil
sevinç kaynağıdır. Peki, bu tavır sağlıklı olarak nitelendirilebilir mi
Elbette nitelendirilemez. Bu hastalıklı bir ruh halinin ortaya çıkmasıdır. Ama
bu ruh hali ilk defa Esad ın kimyasal silah kullanması karşısında ortaya çıkmadı.
Japonya nın iki şehrinin atom bombası atılarak yok edilmesi yüzbinlere Japon un
hayatını kaybetmesine sebep olan ruh hali de hastalıklı bir yapıyı
gösteriyordu.
Sözün özü şu gerçeği artık hepimiz görmek durumundayız.
Suriye ye yönelik bir müdahale ister güdeme gelsin ister gelmesin bilinmelidir
ki, Esad ın kendi halkına yönelik cinayetlerini engellemek için değil,
İsrail in güvenliğinin sağlama alınması ile ilgilidir.
Bu gerçeği görüp Müslümanlar en kısa zamanda kendi
aralarında gerçek manada bir birlik oluşturarak sorunlarına bu birlik aracılığı
ile çözüm bulmaları gerekiyor. Şu anda var olan örgütlerin bunu yapamayacağı
ortada. Çünkü, oluşturulacak birlikte yer almaları gereken bazı ülke
yöneticileri ABD ile içli dışlı olmuş, ABD nin Müslüman ülkelere müdahalesini
finanse etmekte bir sakınca görmüyorlar. Kısacası iktidarlarını ABD ye borçlu
olanlardan İslam dünyasına hayır gelmez.
Bilinmelidir ki, Müslümanların kendi aralarındaki
problemlerin çözümü ABD ve koalisyon ortaklarından beklendiği sürece daha çok
Müslüman kanı akacak, dünya daha çok Müslüman katliamına şahit olacaktır.
Suriye ve Mısır da bu gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı. Katillerden hesap
sorulmadığı gibi, destek verildi. Suriye de de bunun son adımı atılmaya
çalışılıyor. ABD başından beri Esad ın
kimyasal silah kullanmasını kırmızı çizgileri olarak ilan etmesine karşılık
pazarlıklarda gelinen noktada görünen o ki, Esad ne klasik silahlarla ne de 100 bin insanın ne
de kimyasal silahla katlettiği bin 300 masumun hesabını elindeki kimyasalların
bir kısmını teslim etmekle kurtulmuş olacak.