"İstanbul İstanbul olalı bu kadar zulüm görmedi" diyesi olur insanın. İstanbul ruhunu yaşamak, İstanbul kültürünü ruhta yoğurmak ve ruh bulmak.

İstanbul, medeniyetimizin en önemli merkezlerinden. Medeniyetimizi coğrafyamızdaki yapay sınırlar ile tanımlayamayız. Bu yapay sınırların hiç biri bizi tanımlamıyor. Büyük coğrafyamızın şehirlerinin her biri daha çok tanımlayıcı. Bağdat, Mekke, Medine, Şam, Halep, Kahire, Buhara, Kum, Diyarbakır, Mardin, Edirne, Bursa, Manisa, Kütahya, Aydın, Üsküp, Sarayevo ve İstanbul. Bu merkezlerin her biri medeniyetimizin ruhuyla yoğrulu şehirler. Bunların kimi antikiteden bize kalmış olsa da ruhumuzla yoğrularak bize dönüşmüşlerdir, bizim olmuşlardır. Onlar bizi, biz onları şekillendirmişiz.

Üsküdar kültür tarihimizde önemli bir yere sahip. Milletimizin ona kutsallık atfetmesi boşuna değil. Avrupa ya ayak basış güzergâhı. Yahya Kemal in ifadesiyle altmış gün İstanbul fethine tanıklık eden tek belde. O İstanbul ki Sevgililer Sevgilisi tarafından kutlanmış, muştusu önceden verilmiş.

İstanbul denilince Sur içi, Eyüp ve Üsküdar olarak akla gelir. Gerçeği de budur.

Öykünmeci ruh insanı kendisinden uzaklaştırır. Kendisini kendisi olmaktan çıkarır. İki yüz yılı aşkın bir zamandır bize musallat olan yabancılık, düşmanlık kültür ve medeniyet tarihimizden çok şeyi sildi, yok etti.

Kültür tarihimize karşı şeflik döneminin düşmanlıkları ayyuka çıktı. Camilerin talanı, depo yapılması, çeşmelerin, hanların tarihi eserlerin üzerindeki kitabelerin sökülmesi, yok edilmesi gibi. Bunlar somut olgulardı.

Bize musallat olan yabancılık bugün daha da ağır bir biçimde sürüyor. Farkında olunsun ya da olunmasın, bir şeyler oluyor. "Eminönü", sıradan bir kavram mıdır ki İstanbul un fethiyle İslâm ın eminlik duygusu sıradan bir kavram mıdır Peygamberi "emin" olan bir millet, bu ruha uygun kavramlarını, sıfatlarını, beldelerini de oluşturur.

Fatih te Sultan Fatih in kazandırdığı manevi ruha aykırı şeyler oluyor. Mahalleleri azaltma uğruna kaldırılırken, Fatih in maneviliğini oluşturan isimler tarih kayıtlarımızdan kazınıyor, siliniyor, yok ediliyor. Bu, şeflik döneminden daha tehlikeli. Fatih e, Üsküdar a maneviliğini veren isimlerin silinmesi, ortadan kaldırılması "şeflik döneminin" çekiç darbelerinden daha ağırdır.

Üsküdar da oturduğum mahallenin adı Aşçıbaşı idi. Aşçıbaşı Camii var, onun haziresinde tasavvuf ehli yatıyor. Hemen yanı başında Karacaahmet duruyor. Oturduğum sokak Mehmet Çavuş. Aşçıbaşı mahallesi de, Mehmet Çavuş sokağı da yok artık, adı değişti. Manevi ruhumuzda bir yeri olan ve manevi kayıtlara geçmiş olan Hacı Cafer Efendi acımasızca ortadan kaldırıldı, bir sokağa adı verildi. Aşçıbaşı ise tarihten, manevi kayıtlardan silindi. Bu bir örnek. Üsküdar da adı silinen mahallelerden bazıları: Ahmet Çelebi, Gülfem Hatun, Hacı Hesna Hatun, Toygar Hamza, Selâmiâli, Arakiyeci Hacı Mehmet, Arakiyeci Hacı Cafer, Tembel Hacı Mehmet, Tabaklar, Rumi Mehmet Paşa,  Solak Sinan, Selmanağa Fatih te, Üsküdar da İstanbul un maneviliğini oluşturan birçok isim kayıtlardan silindi.

Yabancılığa düşkün, AB kapılarında sürüngenler gibi dolaşanlar, kendilerini onlara kabul ettirmek için kültür tarihimizi içeriden yıkarlarken, yabancıları hoşnut etmek için onların isimlerini taşıyorlar durmadan. Fatih e maneviliğini veren Sultan Fatih in beldesine yabancıların adları veriliyor. İsmi kazınan Fatih mahallelerinden birkaçı: İskenderpaşa, Molla Şeref, Sancaktar Hayreddin, Hatip Muslihittin. Bu sayı oldukça fazladır. Bu isimler çok mu ağır geliyor, çok mu rahatsız ediyor. Ne yazık ki salt bununla kalınmıyor, cadde adları değiştiriliyor. Tarihi bir isim kaldırılıyor, yerine Kadir Has veriliyor. Bu neyin bedeli, neyin karşılığıdır. Bu isimlerden neden bu kadar rahatsız olunuyor Birçok manevi büyüğün adını taşıyan mahalleler silindi, kayıttan düşürüldü. Şeflik döneminin yapmadıklarını bugün yapıyorlar. Büyük bir iş merkezine verilen isme bakın: "Historia!" Bu ne işgüzarlık.