Bundan iki hafta önce yazdığımız "Niteliksiz Şiir Tutumları Paneli" başlıklı yazımız olumlu veya olumsuz pek çok ilgiyi kendisine çekti. Edebiyat dünyamızı zenginleştiren bu ilgi, aynı zamanda edebî tenkidin farklı işlevlerini de gündeme taşıdı. Tenkidin bazı itirazları doğurması da onun bir işlevi sayılmalıdır. Böylesi durumlarda, tenkitçiye düşen, tenkidin ibadet olduğu fikrinden hareketle, yapılan itirazlara kulak kesilmesi, hatta bu itirazların kamuoyuna duyurulmasına çaba sarf etmesidir.
Bu bağlamda, "Niteliksiz Şiir Tutumları Paneli" başlıklı yazımıza, TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan ın yaptığı tenkidi, aynen yayınlayarak, son yıllarda unutulan bir geleneği takdirlerinize sunuyoruz:
"Şiirimizin Son Otuz Yılı"
D. Mehmet Doğan ın Açıklaması
Türkiye Yazarlar Birliği, otuzuncu kuruluş yıldönümü dolayısıyla olağan akışın dışına çıkarak bu yılı birçok faaliyetle kutluyor. 25 Ekim Cumartesi (2008) günü Bursa da gerçekleştirilen "Şiirimizin Son Otuz Yılı" başlıklı panel de bu faaliyetler cümlesindendi. Panele Enis Akın, Hakan Şarkdemir ve Murat Üstübal katıldı, TYB Genel Sekreter Yardımcısı Osman Özbahçe yönetti.
Bu toplantı, TYB Genel Merkezi tarafından tasarlanmış, Bursa Şubesi nin yeni mekânının açılışı dolayısıyla "açılış faaliyeti" olarak gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Konuşmacılar ve toplantının muhtevası üzerinde Osman Özbahçe çalıştı. Her aşamada benimle istişare etti. İsimler tayin edilirken, son otuz yılda şiirimize emek veren, kafa yoran şairlerimiz gözönünde bulunduruldu. Türkiye Yazarlar Birliği nin internet sitesinde belirtildiği gibi, "son otuz yıl içinde şiirleri ve kitapları yayımlanmış şairlerden Enis Akın, Hakan Şarkdemir, Murat Üstübal, Serkan Işın ve Yücel Kayıran" konuşmacı olarak belirlendi. Son otuz yılda çok sayıda genç şair yetişti, bunlar eserlerini verdi ve bazıları da yaptıkları iş üzerinde düşündü, yazdı. Bunların hepsini bir araya getirip böyle bir toplantı yapmak elbette mümkün değildi.
Toplantıya iki şair, meşru mazeretleri dolayısıyla katılamadı. Katılan şairler, böyle toplantılara sıklıkla katılan, sağda solda her fırsatta konuşan kişiler değildi. Osman Özbahçe ilk kez bir panele katılıyor ve yönetiyordu; Hakan Şarkdemir ilk kez katılıyor, Murat Üstübal ikinci kez, Enis Akın önceden de bazı panellere katılmıştı. Osman Özbahçe, büyük bir özveri ile toplantıyı benim yönetmemi istedi. Fakat, konunun içinden biri olması, heyecanını duyması hasebiyle, bu işin kendisine düşeceğini söyledim.
Türkiye Yazarlar Birliği nin 30 yıldır değişmeyen anlayışı burada da hâkim kılınmıştı: Sen, ben, bizim oğlan tertibi değil; konuyla ilgili farklı kişilerin/kişiliklerin bir araya getirilmesi. Bu toplantıya katılan şairleri Osman Özbahçe hariç, ben de şahsen tanımıyordum. Fakat bu toplantı dolayısıyla gerçekleşen tanışmadan büyük bir memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. İşini iyi yapmaya çalışan ve ne yaptığını bilen kararlı, saygılı, sözünü ölçerek söyleyen genç arkadaşlarımız. Bu şairlerin ortaya koydukları fikirler, elbette herkes tarafından benimsenmeyebilir. Şahsen benim de katılmadığım bazı görüşler de dile getirildi. Zaten benim tamamen katıldığım görüşlerin söylenmesi için bizzat benim konuşmam gerekiyor! Türkiye Yazarlar Birliği nin toplantılarında herkes kendi kişiliği ile bulunur ve metaını böylece halka sunar!
Nitekim, bundan beş sene önce, işe bakın, yine Bursa da "Şiirin son çeyreği" başlıklı bir toplantı yapılmıştı ve bu toplantının konuşmacıları arasında Cevat Akkanat da vardı! O sene Türkiye Yazarlar Birliği nin 25 yılı idi! Cevat ın beş yıl önceki tecrübesini ortaya koyarak, toplantının sonunda söz alması ve fikirlerini orada, konuşmacıların karşısında seslendirmesi gerekmez miydi Öyle olmadı. Cevat la toplantıdan önce ve sonra konuştum. Hiçbir rahatsızlık belirtisi görmedim. Bu sebeple "evin içinden" biri olarak yazdığını belirttiği yazıyı hayretle okudum.
Cevat Akkanat yakın dönem şiirimizin değerlendirilmesi konusunda kendini yetkin bir kişi olarak görebilir. Fakat bunun ifade zemini bu toplantının bu tarzda eleştirisi olamamalıdır. Eğer Akkanat, bu konuları tartışmak istiyorsa, TYB Bursa şubesinin eski yöneticilerindendir, şubenin yeni yöneticilerini ikna eder şiirimiz üzerine daha geniş katılımlı bir toplantı düzenlenir, bu arkadaşlar da davet edilir ve enine boyuna konuşulur. Yoksa Cevat Akkanat ın doğrularının hepimizin doğruları olması mümkün değildir. Eleştiri ölçüsünün böyle şahsileştirilmesi, dedikodulaştırılması elbette tasvib edilebilir bir yaklaşım olamaz.
Türkiye Yazarlar Birliği otuz yıldır varsa, bu kendi alanı ile ilgili kalıplaşmaların dışında kalma konusundaki tutumuyla yakından ilgilidir. Bu tutum, Cevat Akkanat ın da bu Birliğin çatısı altında bulunmasının sebeplerinden olmalıdır. Bursa da yapılan panel bu tutumun somutlaşmış örneklerinden biri idi.