Bu yazımda her ne kadar bir öğretmenin düştüğü zor
durumları özetle anlatsam da durum benzeri olaylardan daha da vahim bir hal
alıyor.
* * *
Her şey o kadar iyi, o kadar da güzel değildi.
Hava soğuk, kurşun kadar ağırdı.
Memleketin ücra bir köyü O köyün İlkokuluna ataması
yapılmıştı Mehtap öğretmeninin. Her yıl çığ gibi büyüyen eğitim kadrosunda
sıraya girebilmek elbette güçtü. Ancak strese de girse neticede gayret eden,
sabreden kazanırdı. Öyle oldu nitekim. Kimsesiz gibi sessizce atandığı köyün
yolunu tutmuştu. Ne kadar da sevinç duymuştu hâlbuki korkularına, terör
kuşkularına inat. Çoğu zaman içine akıtılan gözyaşlarını görmeliydiniz. Bir
öğretmen neden gözyaşı döker, acıları yaşar ki
Bir dağ köyünde çaresiz kalmak!
Bütün pişmanlıkları yaşamak bir bir. Sonra çekip gitmek o
dağ köyünden. Gelmek vardır ama dönmek o kadar da kolay değildir. Gitmek
istersin bırakmazlar sizi. Gözyaşları dökersiniz aynı Mehtap Öğretmenin döktüğü
gibi.
O Öğretmen stajyerdi uzak bir köyde. Her yanı korkular
sarmıştı. Akşamları köpek havlamalarına karışan silah sesleri bazen geceyi
yırtıyordu. Gece korku, gündüz ise mahrumiyete mahkûmdu. Odunu kömürü olmayan dağ kırsalında bakımsız
bir okulda yalnız öğretmen olmak bir kader miydi, yoksa acizlerin
vurdumduymazlığı mı Kendi memuruna sahip çıkmayan bir devlet!... Hamasi
nutuklarla muasır medeniyetler seviyesine yükselebilirdik artık(!)
Hava soğuk. Milli Eğitim in verdiği kömür yanmıyor.
Öğretmen Hanım kendince o kış günlerinde bir çare arıyor. İmdadına da o köye
yakın bir karakol komutanı yetişiyor. Komutanın verdiği yakıtla sobayı
tutuşturuyor. Köyün muhtarı ve korucular da bu kez komutandan yakıt istiyorlar:
Ya hepimize ya hiç kimseye! dercesine Komutan yakıtı kesmek durumunda
kalıyor. Okulun tek öğretmeninin soğuğa karşı ve idarecilere karşı direnci
kırılıyor.
Ağlıyor.
Kimsesizliğine, çaresizliğine, yalnız kalışına
Dahası devletinin yanında olamayışına kahroluyor!
Acıların en acısı da budur Mehtap Öğretmeni yıkan Öğretmen bu durumlar
karşısında istifa dilekçesini veriyor. İstifa dilekçesi azametli müdürün elinde
yırtılıp yüzüne atılıyor!
İstifası reddedilen, yakacaksız eğitime zorlanan bir
öğretmen Üstelik kendi odununu sen al, sen yak denilen bir öğretmen Korku,
tehdit ve yüzsüzlük psikolojisinde alnının akıyla eğitimin gülen bir yüzü
olabilmelidir!!!
Malum müdür seminerde öğretmenlere sert, acımasız ve en
ağır çıkışını sürdürüyor: Buraya geldiğinizde gözünüz bu topraklardan kaçmada,
esas terörist sizsiniz!...
Nasıl bir sözdür, nasıl bir anlayıştır, nasıl bir ifritçe
düşüncedir bu
Kuşkusuz her yerde sorunlar vardır. İmkânsızlıklar da
olur. Öğretmen ve idareciler arasında anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar da ancak
her öğretmen Türk Bayrağının dalgalandığı her yerde göğsünü gere gere ben bu
devletin memuruyum diyebilmelidir.
Fildişi kulelerden bakan bakanlar, milletvekilleri,
bürokratlar
Oturduğunuz yerden ahkâm kesmekle ne bu eğitim çağdaş
seviyeye gelir, ne de bu vatanın sancısı diner.
Doğudaki, güneydoğudaki öğretmenlerin sesini
duyabilmelisiniz. Polisin, askerin ne çektiğini hissedebilmelisiniz. Yanlış ve
haksız uygulamalarla, alenen ve örtülü verilen tavizlerle bu topraklarda
yaşayan her bir kimsenin emeği, hakkı zayi ediliyor.
Hainler ve destekçilerine karşın, iyi niyetli kendi
yaşadığı topraklarda bölge insanlarının da başka sancılar, zorluklar
yaşadıklarını da bilmelisiniz.
Şimdi sözde bir çözüm süreci içindeyiz. Kapsamının ne
olduğunu henüz net olarak bilmeyen çoğunlukta ülke insanlar var. Terör durdu.
Zamanla ikide bir tehdit kokan görüntülerine rağmen. Yol kesme eylemlerine
rağmen. Hükümetin bütün acziyetine rağmen. Ancak doğudaki okullarda görev yapan
öğretmenlere karşı yörenin öğretmenleri ve aynı düşünceye mensup kişilerce
büyük bir psikolojik baskı uygulanıyor. Propaganda yapılıyor.
Kuşkusuz doğu bölünmeyecek ancak özerklik ve
özgürlüklerle ifade edilen art niyetler var. Fakat resmi olarak topraklar
bölünmese de zihinsel olarak bir çıkmaza doğru gidiliyor.
Bir tarafta yapılan kurumsal ve insancıl yardımlar diğer
tarafta doyumsuzluklar!
Keşke hükümet vicdanının sesini dinleyip doğu kadar kendi
yağıyla kavrulmakta zorluk çeken başka toprakların kokusunu da duyabilse!..