Siyonizm ve onun ideal devleti İsrail, dur durak bilmeden

çalışmaya devam ediyor. Aslında belli bir mekân içerisindeki apaertheid zulmü

hiç durmak bilmeyen İsrail in, yeniden arada sırada yapmış olduğu

çıkarmalarından birine daha bugünlerde şahit oluyoruz. İsrail ne kadar gerçek

olduğu tartışılması gereken sebeplerle Filistin üzerine bizleri şaşırtmayan

saldırılarda bulundu. Öldürmeye, insanları kaçırmaya ve hayatları karartmaya

devam ediyor. Tabi buradaki önemli nokta, İsrail in neden şimdi böyle bir çıkış

yapıp tüm gündemi üzerine çekmeyi hedeflediğidir. Yani İsrail düzenlemiş olduğu

saldırılarla neyi hedefliyor

Aslında uzun vadedeki İsrail in stratejisi tartışma

götürmeyen Büyük İsrail i kurmakken, İsrail zaman zaman bu tarz saldırılar

düzenleyerek hem hedefi zayıflatma hem de birilerine mesaj verme yöntemine

başvurabiliyor. En son 2012 yazında bu şekilde bir saldırı tarzıyla karşımıza

çıkan İsrail, o zamandan bu zamana böylesine bir şiddet aktörü olarak ortaya

çıkmayı istememişti. Zaten kendisi için düşman telakki edebileceği aktörler

birbirini yiyordu. Böyle bir güvenli ortamda kendisini hedef göstermenin anlamı

yoktu. Ancak düşmanlar birbirine yemeye devam ederken, bu sefer gönül rahatlığı

ile sahnede boy göstermekten çekinmedi. Bu durum sadece Filistin meselesi

kapsamında değil, daha geniş bir bağlamda ele alınmak zorundadır.

Filistin in Birliği Rahatsız Ediyor

İsrail her ne kadar kendi hedeflerini Filistin ile

sınırlı tutmasa da her zaman en öncelikli meselesi Filistin deki iç durum

olmuştur. Filistinli Müslümanların böylesine bir mobilize oluşları onu daima

korkutmuş ve şiddet uygulamalarını artırmasına neden olmuştur. Çünkü uzun bir

zamandır kendi içerisinde bölünmüş olan El-Fetih ve Hamas ın birleşmesi

İsrail i yeterince telaşlandırmıştı. Bu uzlaşının bozulmasının gerektiği daha

ilk günlerinden beri İsrail de dillendiriliyordu. Bu uğurda gerekirse çok kan

akıtılacaktı. Hem El-Fetih hem de Hamas özellikle gerilim dönemlerinde

birbirleriyle anlaşamıyor ve aralarındaki görüş farklılıkları su yüzüne

çıkıyordu. Bu yüzden her ne pahasına olursa olsun bu iki aktör

ayrıştırılmalıydı.

Bölgedeki Gelişmelere Müdahalesi

Filistin in iç gelişmeleri şüphesiz önemliyken, meselenin

bununla sınırlı olmadığı da aşikârdır. Uzatmadan söyleyelim, İsrail in bu

saldırıları aynı zamanda son dönemlerde ortaya çıkan bölgesel gelişmelere olan

müdahalesidir. Başta Suriye ve Irak ta hiç yokmuş gibi görünse de İsrail in

bölgesel varlığı tartışılamaz. Hiçbir mesele İsrailsiz düşünülemez. Dolayısıyla

özellikle Irak ta yaşanan şeritleşmelerden kurulan yeni ittifaklara kadar

birçok şey İsrail i rahatsız etmiş olabilir. Bu şekilde bir taşla birden fazla

kuşu vurmayı hedeflemiş olabilir. Çünkü baktığımız zaman 2012 saldırılarında da

benzer hedefleri gözeten İsrail, bölge yeniden şekillenirken hem bölgesel hem

de küresel aktörlere kendisini unutmamaları gerektiğini hatırlatmayı ihmal

etmez. Böylece Batı nın İsrail güvenliğini önceleyen tutumunun yanında, bir de

ona düzen kurucu bir rol de verilir.

İsrail in Yükselişi mi

Saldırılarla ilgili olan bir diğer önemli mesele de, uzun

bir dönemdir güç depolayan İsrail in bölgenin hamisi olma rolüne girip

girmeyeceğidir. Bugüne kadar İsrail karşıtı olan tüm güçlerin bugün

birbirlerine düşmüş olmaları, zaten İsrail in güvenliği adına arayıp da

bulunamayan bir formüldü. Bu sürecin sonucunda ise ister istemez İsrail hariç

tüm aktörler belirli oranlarda zayıflama sorunuyla karşı karşıya kalacaklardı.

İşte böyle bir ortamda İsrail sazı eline alıp, tüm aktörleri hizaya getirerek

bölgeyi kendi önceliklerine göre dizayn etme fırsatını değerlendirebilir. Böyle

bir ortamın ne kadar hazır olup olmadığı tartışmalıyken, yine de İsrail in

çıkışı bundan sonraki dönemlerde daha da kendinden söz ettireceğinin habercisi

gibi. Tüm bu parametreler üst üste konulduktan sonra söylenebilir ki, Suriye,

Irak ve diğer bölgelerde yaşanan gelişmelere paralel olarak, İsrail in de

düzenlemiş olduğu bu saldırılar sonucunda özellikle bölgesel bağlamda yeni güç

dengelerinin ortaya çıkması ve bu yeni dengelerin ilişkileri belirlemesi

kaçınılmaz olacaktır.