Ortadoğu da belirsizliğin egemen olduğu bir dönemde,
güçsüzleştirme politikasına yönelik çabaların mezhep ayrışmasıyla mızrak başı
yapılmaya çalışıldığı süreç, hiç de geçiştirilebilecek nitelikte değildir.
İsrail Başbakanı nın güvenlik danışmanı General Uzi
Dayan a göre; İsrail için Ürdün Vadisi gerçek manada tek savunulabilir bir
İsrail sınırıdır. Buranın olası İsrail-Filistin barışında mutlak suretle
İsrail in kontrolü altında olması gerekmektedir. İsrail üst düzey
yetkililerinin de; Irak ve Suriye de yaşanan iç çatışmalar ve Irak taki Baas
Rejimi nin devrilmesinden sonra, Suriye deki Baas Rejimi nin de sarsıntı
geçirmesi, İsrail in doğu sınırının daha fazla güvence içerisinde olmasını
sağlamıştır yönündeki açıklamaları düşündürücüdür. 2004 te George W. Bush,
Amerikan Kongresi nin bi-partisan (Demokrat ve Cumhuriyetçi) çoğunluğunu da
arkasına alarak İsrail in kendi sınırlarını koruyabilmesine dair garanti
mektubu vermişti. Bu mektup iki nedene dayanıyordu, jeostratejik ve topografik
durum ile konvansiyonel savaş, terör ve nükleer silahlar.
İsrail in Begin-Sedat Düşünce Merkezi ne göre, İsrail in
Sina nın silahlardan arındırılması, güney sınırını ve kuzeydeki Golan
Tepeleri nin de İsrail in elinde olması, kuzey sınırını savunabilir
kılmaktadır. İsrail in doğu sınırını oluşturan Ürdün Vadisi ise, İsrail
güvenliği açısından hayati önem taşıyan bir savunma hattıdır. 1967 den beri İsrail in
kontrolü altında bulunan Ürdün Vadisi, Filistin sorununum çözümünde de kilit
rol oynamaya devam etmektedir. Hatırlanacağı üzere İzak Rabin, 1995 yılında
Knesset te (İsrail Parlamentosu) yaptığı konuşmada, İsrail, olası bir barış
anlaşmasında, Ürdün Vadisi ni kontrol altında tutması hayati önemdedir
demişti.
12 Aralık 2013 te Ürdün Vadisi sorununun çözümü için
çeşitli çözüm önerileriyle giden ABD Dışişleri Bakanı John Kerry nin ortaya
koyduğu önerilere sıcak bakmayan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Ürdün
Vadisi nde İsrail güçlerinin mutlaka yer alacağını ve oradan ne zaman
ayrılabileceklerine dair garanti veremeyeceğini ifade etmiştir. Filistin Lideri
Mahmud Abbas ise, Filistin halkına konuyla ilgili, Olası çözümde Ürdün
Vadisi nde İsrail güçleri yer almayacaktır şeklinde verdiği sözlerin arkasında
nasıl durabileceği gerçekten merak konusudur.
İsrail in, Enver Sedat ve en son Hüsnü Mübarek ile olan
geçmişteki organik bağlılığı ve diplomatik sembiyotik (ortak yaşam) ilişkisi
göz önüne alındığında, Mısır da cumhurbaşkanı olarak yeni seçilen Abdül Fettah
el Sisi nin de Amerikan ve İsrail yörüngesinden ayrılması pek mümkün
görünmemektedir. Mısır da geçmiş cumhurbaşkanlarının sicilleri göz önüne
alındığında, Sisi yönetiminin Mısır için oldukça netameli bir bağımlılık
oluşturacağı görülmektedir.
Bu bağlamda, Irak ve Suriye ve Mısır üzerinde oynanmak
istenen oyunun senaryosunun sinopsisi (genel planı) hakkında ortaya çıkan
ipuçları, olayların gerisindeki vahim boyutları göz önüne sermektedir. Ortadoğu nun
yeniden buhranlı bir bölge konumuna sokulmasının en belirgin göstergesi hiç
şüphesiz İsrail in sınır güvenliğinin sağlanmasına yöneliktir.
Ortadoğu da belirsizlikler baş gösterirken, İsrail in
1948 den beri süregelen barış yolunda atılması gereken ve bir türlü atılmayan
adımların belirsizliğini, Ortadoğu daki son gelişmeler ışığında belirli kılmaya
çalışması sizce tesadüf mü
Nitekim Papa Franciscus un daveti üzerine, İbrani
takvimine göre Sivan ayının altıncı gününe denk gelen ve Tevrat ın kendilerine
Sina Dağı nda verildiği gün olduğuna inanılan ve Hıristiyan dünyası tarafından
Pentecoste (şükran) günü olarak kutlanan ve Şaloş Regalim Bayramı na denk
gelen 8 Haziran da, dua zirvesi ne İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ın birlikte katılımı, bir bakıma
Ortadoğu da süregelen kaotik gelişmelere denk gelmesini iyice irdelediğimizde,
yukarıda ifade edilen İsrail in güvenliğiyle ilgili lehte gelişmelerin bariz
bir göstergesi olsa gerek.
Bütün bu gelişmeler, Ortadoğu daki politik yaşamın yeni
ipucu işaretlerini de vermektedir.