İsrail'de üç yılı aşkın süredir devam eden savaşların ardından seçmenler, 27 Ekim Salı günü parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Gazze'de on binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırılar nedeniyle uluslararası toplumun tepkisini çeken Başbakan Binyamin Netanyahu, iktidarını sürdürmek için yeniden yarışıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkardığı Netanyahu'nun karşısındaki en dikkat çekici isim ise eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Ancak Netanyahu'ya rakip olan eski komutanın da Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkması, seçim sonucunun İsrail'in Filistin politikasında köklü bir değişiklik getirip getirmeyeceği sorusunu gündeme taşıyor.

Images-285

GAZZE'DEKİ KATLİAMLARIN GÖLGESİNDE NETANYAHU'NUN İKTİDARI

İsrail'de 7 Ekim 2023'te Hamas öncülüğünde düzenlenen saldırıların ardından ilk kez genel seçim yapılıyor.

Yaklaşık 7 milyon seçmenin oy kullanabileceği seçimde, 77 yaşındaki katil Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceği de belirlenecek.

Yaklaşık 19 yıldır farklı dönemlerde başbakanlık görevini yürüten Netanyahu, ülke tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı konumunda bulunuyor.

Ancak bu kez sandığa, Gazze'deki ağır insani yıkım ve uluslararası hukuk önünde hakkında devam eden suçlamaların gölgesinde gidiyor.

Filistin Sağlık Bakanlığının 26 Ekim tarihli verilerine göre, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten itibaren Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 74 bin 559 Filistinli şehit oldu, 175 bin 727 kişi yaralandı.

Gazze'de yerleşim alanlarının, hastanelerin ve sivil altyapının büyük katledilmesi, İsrail yönetimine yönelik uluslararası tepkilerin başlıca nedenleri arasında yer aldı.

Birçok insan hakları örgütü ve uluslararası kuruluş, İsrail'in Gazze'deki uygulamalarını soykırım yapıldığını açıklarken Netanyahu hükümeti bu suçlamaları reddediyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi ise 21 Kasım 2024'te Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama kararı çıkardı.

Mahkeme, sivillerin aç bırakılmasının savaş yöntemi olarak kullanılması, sivillere yönelik saldırılar, öldürme, zulüm ve diğer insanlık dışı eylemlerle ilgili cezai sorumluluklarına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu açıkladı.

Söz konusu karar, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değil. Ancak Netanyahu'nun savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar şüphesiyle uluslararası ceza yargısının hedefinde

Netanyahu'nun seçim kampanyasında ise Gazze'deki sivil kayıpların hesabını vermekten çok İsrail'in askerî gücünü öne çıkaran bir söylem dikkat çekiyor.

İran'a yönelik sert açıklamalar yapan Netanyahu, geçen hafta Tel Aviv'e nükleer saldırı düzenlenmesini tasvir eden yapay zekâ görseli paylaşmıştı.

İsrail Başbakanı'nın destekçileri, onun ülkenin güvenliğini sağladığını savunurken muhalifleri ise Gazze'deki savaşı siyasi çıkarları uğruna uzattığını, yargı bağımsızlığını zayıflatmaya çalıştığını ve 7 Ekim'deki güvenlik zaafının sorumluluğunu üstlenmediğini ileri sürüyor.

Seçimde 7 Ekim saldırılarının bağımsız bir komisyon tarafından soruşturulması, Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı bakanların rolü ve ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması da tartışılıyor.

NETANYAHU'NUN EN GÜÇLÜ RAKİBİ ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI

Netanyahu'nun karşısındaki en dikkat çekici isim, merkez çizgideki Yaşar Partisinin lideri Gadi Eisenkot.

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot, geçmişte Netanyahu ile birlikte çalışmış bir isim.

Netanyahu, Eisenkot'u 2014 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevine getirmişti.

Eisenkot, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından kurulan acil ulusal birlik hükümetine de katıldı.

Ancak birkaç ay sonra Netanyahu'nun Gazze'deki savaşı gereksiz yere uzattığını ve İsrailli rehinelerin hayatlarını tehlikeye attığını savunarak hükümetten ayrıldı.

Gazze'deki çatışmalarda Eisenkot'un en küçük oğlu Gal ile iki yeğeni hayatını kaybetti.

Eski Genelkurmay Başkanı, seçim kampanyasında özellikle 7 Ekim'deki güvenlik zaafının araştırılması gerektiğini vurguluyor.

İktidara gelmesi durumunda bağımsız bir soruşturma başlatacağını belirten Eisenkot, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet olaylarından sorumlu aşırı uçtaki Yahudi yerleşimciler hakkında işlem yapılacağını da vaat ediyor.

Ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerlik kapsamına alınması da Eisenkot'un seçim vaatleri arasında yer alıyor.

Ancak Netanyahu ile Eisenkot arasındaki rekabet, Filistin meselesinde birbirinden tamamen farklı iki siyasi yaklaşımın yarıştığı anlamına gelmiyor.

Eisenkot da bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria'da Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesini destekleyen eski komutan, İran, Hamas ve Hizbullah'a yönelik sert askerî politikaları da savunuyor.

Netanyahu'dan ayrıldığı noktalardan biri ise askerî operasyonlarla elde edilen sonuçların diplomatik kazanımlara dönüştürülmesi gerektiği görüşü.

Bu tablo, Netanyahu iktidarının sona ermesi halinde dahi İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarının ne ölçüde değişeceği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

İran'la yaşanan savaşın geleceği, Gazze'nin yönetimi ve Filistin devletinin tanınması gibi başlıklarda İsrail siyasetindeki ana akım partilerin birbirine yakın tutumları dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim öncesinde Netanyahu'ya destek açıklaması yapması da yarışın uluslararası boyutunu öne çıkardı.

6Ade185C46195B5B8B980C10

61 SANDALYE HESABI: SEÇİM SONUCU NE ZAMAN BELLİ OLACAK?

İsrail'de seçmenler başbakanı doğrudan seçmiyor.

Parlamenter sistemle yönetilen ülkede sandıktan çıkan oy oranları, 120 sandalyeli Knesset'teki milletvekili dağılımını belirliyor.

Bir partinin parlamentoya girebilmesi için ülke genelindeki oyların en az yüzde 3,25'ini alması gerekiyor.

Hükümet kurabilmek için ise en az 61 milletvekilinin desteği şart.

İsrail tarihinde hiçbir siyasi parti tek başına bu çoğunluğa ulaşamadığı için hükümetler koalisyonlarla kuruluyor.

Netanyahu'nun sağcı, milliyetçi ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan ittifakı ile Eisenkot'un merkezci muhalefet bloku arasında yakın bir yarış yaşanıyor.

Seçim öncesinde yayımlanan kamuoyu araştırmaları, iki blok arasında sınırlı fark bulunduğunu gösteriyor.

Ancak anketlerde iki tarafın da tek başına hükümet kurabilecek 61 sandalyelik çoğunluğu elde edeceği kesinleşmiş değil.

Arap partilerinin seçimden sonra Mecliste üstlenebileceği rol de merak ediliyor.

Anketlerde yaklaşık 14 milletvekilliği kazanabileceği belirtilen Arap partilerinin, koalisyon görüşmelerinde belirleyici bir konuma gelmesi ihtimali bulunuyor.

Buna karşılık Netanyahu da Eisenkot da Arap partileriyle ittifak kurmaya sıcak bakmadığını açıkladı.

İsrail'de 18 yaşını dolduran vatandaşlar oy kullanabiliyor. Diplomatik personel ve askerler gibi bazı istisnalar dışında seçmenlerin oylarını ülke sınırları içinde kullanması gerekiyor.

Seçim günü ülkede resmî tatil ilan edildi.

Sandıkların Türkiye saatiyle 23.00 sıralarında kapanması bekleniyor.

Oy verme işleminin tamamlanmasının ardından İsrail televizyonları çıkış anketlerini yayımlayacak.

Kesin sonuçların açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı İzhak Herzog, hükümeti kurma olasılığını değerlendirdiği bir milletvekilini görevlendirecek.

Hükümeti kurmakla görevlendirilen isme ilk aşamada dört hafta süre veriliyor. Gerekli görülmesi halinde bu süre uzatılabiliyor.

Koalisyon görüşmelerinin sonuçsuz kalması durumunda görev başka bir isme verilebiliyor. Hiçbir liderin hükümet kuramaması halinde ise yeniden seçim gündeme gelebiliyor.

İsrail, 2019 ile 2022 yılları arasında yaşanan siyasi kriz nedeniyle beş kez genel seçime gitmişti.

27 Ekim seçiminde de hükümetin kurulması haftalar sürebilir.

Gazze'de on binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırılar nedeniyle ağır suçlamalarla karşı karşıya bulunan Netanyahu'nun iktidarda kalıp kalmayacağı İsrail seçmeninin tercihiyle şekillenecek.

Ancak seçim sonucundan bağımsız olarak Gazze'deki sivil ölümlerine ilişkin uluslararası hukuk süreçleri, Filistinlilerin temel hakları ve bağımsız Filistin devletinin geleceği bölgenin en önemli meseleleri olmayı sürdürüyor.

Kaynak: Haber Merkezi