Kökü dışarıda olan gizli ve gizemli bir karanlık örgüt Masonluk…
Bazı ulusal gazetelerde yer alan haberlere göre;
* Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Remzi Sanver’in tutuklanması ve ardından yaşanan süreç, dernek içinde büyük bir iktidar kavgasına ve yargı mücadelesine yol açtı.
* Yolsuzluk Soruşturması ve Tahliye: Remzi Sanver, Ekim 2025’te Can Holding soruşturması kapsamında tutuklandı ve suçlamaları reddetti; Haziran 2026’da tahliye edildi.
* Yargı ve Disiplin Süreci: Sanver'in tutukluluğu sırasında 42 yıllık üye Ali Rıza Aral olağanüstü genel kurul için mahkemeye başvurdu.
* Bunun üzerine Aral hakkında disiplin süreci başlatılarak dernek lokallerine girişine yasak getirildi.
Karara karşı dava açan Aral'ın davasının ilk duruşması 6 Ocak 2027 olarak belirlendi.
* Türkiye’deki mason locaları geçmişte de 2004 Kartal Yakacık saldırısı ve 2006 yılında usulsüzlük iddialarıyla gündeme gelen üst düzey ihraçlarla sarsılmıştı…
MASONLUK NEDİR?
Masonluk gizli bir örgüt...
Masonluk kökü dışarıda olan bir örgüt...
Masonluk, İslam düşmanı olan bir örgüt...
Masonluk, Siyonizm'in önemli kollarından birisi...
Ülkemizde bir dönem mason olmayan üst düzey görevlere gelemezdi.
Daha doğrusu, üst düzey görevlere gelmek için mason olmak şartı vardı, gayri resmi!
Manevi mimarlarımızdan Mahmed Zahid Kotku Hazretleri Masonluk hakkında şunları ifade etti;
"Masonluk Münafıklıktır Hele mason cemiyetlerine kayıtlı olanlardan son derece sakın. Zira masonluk bir yahudi şebekesi ve oyunudur. Hangi müslüman bu oyuna ve dolaba girerse artık ondan hayır ummak, zehirden şifa ummak gibidir. Bu husustaki kitapları okursan masonluğun ne demek olduğunu anlarsın. Bizim günah kitaplarımızda masonluk hakkında hiçbir bilgi yoktur. Masonluğun eski adı münafıklıktır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sahifesi bunları bizlere tamamen anlatmaktadır. Kısaca tarifleri şudur: İman ve inancı olmadığı halde, menfaat iktizası kendini Müslüman göstermektir.”
“ÜST DÜZEY MASONLARIN HİÇ BİRİNİN İSLÂM İLE İLGİLERİ BULUNMAMAKTADIR.”
Merhum yazarımız Ali Haydar Haksal bir yazısında Masonluk hakkında şunları ifade etti;
“Masonların İslâm ve Müslümanlarla bu denli uğraşmaları boşuna ve rastlantısal değildir. Masonluğun ruhu semitiktir. Siz bakmayın, onlar mensuplarını bir dinin mensuplarından seçmelerine ve onları tuzağa düşürmelerine. Üst düzey masonların hiç birinin İslâm ile ilgileri bulunmamaktadır. Çünkü onların din mensubiyetleri bitmiştir.
Masonların Üstadı Selami Işındağ’ın Yirmi dokuzuncu Derece Ritüelinin Tetkiki’nde Tanrı mefhumunu ele alırken pozivist bir anlayışla Kur’an’ın ve dolayısıyla Müslümanların Allah anlayışının tam tersi tez üzerinde duruyor.
"Masonluğun inandığı mutlak ilim, yani ilmi hakikat veyahut Allah mefhumu, hiçbir tabiat üstü vasıf taşımaz" Bir başka cümlesinde ise şöyle buyurur: "Dinleri kuranlar mutlak ilmi daima aldatıcı ve mütehavvil bir şekilde kişileştirmeye uğraşmışlardır." Masonluk dininin diğer özelliklerini de birlikte görelim. Evet, Masonluk bir dindir ve Semitik bir ruh taşımaktadır. "Vahdet halinde kâinat, Masonlukta, mukaddes ruhtur. Bütün insanları aydınlatan akıl ve muhakemedir."
Masonların Kur’an’dan ve İslâm’dan bu kadar rahatsız olmaları bu bakışla normaldir. Başörtüsü İslâm’ın ve Kur’an’ın bir rüknüdür, bir özelliğidir. Bu ruh ise bir bütündür. Masonların özellikle başörtüsüne bu kadar düşman olmaları da ruhlarından yansıyanları ele vermektedir. Bugün başörtüsüne savaş açanlar bu ruhun temsilcileridirler.
Nüfus cüzdanlarından din hanesini sildirenler veya konulmasını istemeyenler bir adım daha atıyorlar. Devlet organlarında başörtülülere getirilen yasaklardan sonra hüviyetlerinde ve ruhlarında İslâm yazanları da silmenin zamanı gelmektedir.
Peki, ruhlarında mason olan ve semitik öz taşıyanların devletin en üst kurumlarına yerleşirlerken, onları kimler denetleyecek: Var mı böyle bir denetim kurumu ve bir güç? Onlarla savaşmak Yahudilerle savaşmak anlamına gelmiyor mu?
Ama bu millet peygamber sevgisiyle coşup taşarken, onları yalan yollara yönlendirenlere de dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü Müslümanları ve İslâm ı, dinci yaftasıyla suçlayanlar onlardan az da geri kalmıyorlar, onlara hizmet ediyorlar. Onlar da onlara gedikler açıyorlar.
Üstat Necip Fazıl’ın "Ham yobaz, kaba softa" tanımlamasını kimse kendisine malzeme etmesin. Yaklaşık otuz yıl oluşturulan bir ara kuşakla bu insanlar dininden ve düşüncesinden uzaklaştırılmış, bilgisizleştirilmişti. Cahil bir kuşak vardı.
Peki, başörtülü ve bu ruhu taşıyan bu insanları bu topraklardan kovarsak bu meydanlar kime kalacak dersiniz Bence asıl sorulması gereken soru budur.”


