Bugün ne iş yaparsanız yapın, iş hacminiz hangi boyutlarda olursa olsun dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, ihtiyacınız olan bilgiye sahip olmaktır. İhtiyacınız olan doğru bilgiye sahip olmak öncelikle doğru insanları takip etmek ve okumakla mümkündür. Genel olarak arkadaş çevremde bahsettiğim ve birçoğumuzun pek bilmediği önemli bir ismi kısaca tanıtmak istiyorum. Siyaset ve felsefe profesörü olarak dersler vermiş ama esasen yönetim bilimci olan 1909 yılı Avusturya doğumlu Peter Drucker. Tabi bu ismi Google üzerinden detaylı araştırabilir, kitaplarını alıp okuyabilirsiniz. Böyle de yapın zaten. Ben biraz daha ikna olmanız için birkaç önemli hususa temas etmek istiyorum.
Peter Drucker’ın ilk kitabı 1939 yılında yayımlanmış. 1945 yılında General Motors’u inceliyor ve bu çalışma sonunda 1950 yılında en önemli kitaplarından biri olan “İşletme Kavramı” yayımlanıyor. 1954 yılında yayımlanan “Yönetim Uygulaması” metni ile işletmeleri masaya yatırıyor. 1975 yılında Wall Street Journal’da köşe yazarlığına başlıyor ve 20 yıl boyunca aylık olarak yazıları yayımlanıyor. Hayatı boyunca 38 kitabı ve birçok makalesi yayımlanıyor. Kitapları dünya genelinde 37 dile çevriliyor. Peter Drucker çok önemli konularda ilk ve temel yaklaşımların sahibidir. Mesela 1940’larda organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması fikrini ilk ortaya atanlardan olmuştur. 1950’li yıllarda işçi haklarına dair önemli fikirleri ortaya atmıştır. İşçilere değer verilmesi gerektiğini, işletmelerin sadece kâr makineleri olmadığını savunmuştur. İşletmeleri ilk defa güven ve saygı merkezli topluluklar olarak tanımlamıştır. 1960’lı yıllarda içeriğin önemine, 1970’li yıllarda yeni ekonominin asıl sermayesinin “bilgi” olduğuna vurgu yapmıştır. 1980’li yıllarda kapitalizm ve iş dünyasına yönelik ciddi eleştiriler getirmiştir. Yönetici kalitesi, yönetim süreçlerinde dikkat edilmesi gerekenler, işçilerin hakları ve önemi üzerine Amerika’nın en önemli eleştirmenlerinden biri olarak dikkat çekmiştir. Tüm bu konuların ahlâkî yönüne özellikle dikkat çekmiştir. 1980’li yıllarda satın almalar, birleşmeler ve buna benzer süreçler üzerinden kapitalizme yine sert eleştiriler getirmiştir. “Serbest pazara inansam da kapitalizm hakkında ciddi şüphelerim var” sözü ile de tepkisini ortaya koymuştur.
Drucker, kişi ve kurumları yönetmenin karmaşıklığından, iyi çalışanları tutmanın öneminden, sorunlardan ziyade imkânlara odaklanmak gerektiğinden, inovasyonun öneminden bahsetmiş ve ilerleyen yıllarda kâr amacı gütmeyen kurumlar üzerine kafa yormuş ve çalışmalar yapmıştır. Peter Drucker tarafından söylenen şu sözlere bakarak, hakkında az da olsa bir fikir sahibi olabilir ve aynı zamanda gerçekten takip edip etmemekle alâkalı da düşüncemizi netleştirebiliriz:
“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin bir önemi yoktur. Hemen sıkı çalışmaya dönüşmediği sürece planlar, sadece iyi niyetlerdir. Kültür stratejiyi kahvaltıda yer. Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu planlamaktır. Bilgi, tek başına ekonomik bir kaynak değildir. Bilgi alınıp satılamaz, sadece bilgiyle yaratılanlar alınıp satılabilir. İyi bir yönetici, sıradan insanları sıra dışı işler yapar hale getirir. Ticaretin sadece iki basit işlevi vardır: Pazarlama ve yenilik. Bir işin sadece tek bir geçerli amacı olabilir, müşteri kazanmak. Dünya artık emek yoğun, malzeme yoğun, enerji yoğun değildir, bilgi yoğundur. İletişimde en önemli şey söylenmeyeni duymaktır.”
İşte kısaca Peter Drucker. Eserleri okunduğunda, kendisi araştırıldığında inanılmaz faydalar sağlayacak bir isim. İşletme sahiplerinin ufkunu açabilecek, yeni açılımlar ve gelişmeler için katkı sağlayabilecek bir isim.